PsikoStudio Logo

PSIKOSTUDIO

BAĞLANMA KURAMI VE ŞEMA TERAPİ STÜDYOSU

Şema Terapisi Sürecinin Genel Akışı

Giriş

Şema Terapi, Young tarafından geleneksel bilişsel-davranışçı yaklaşımların önemli ölçüde genişletilmesiyle geliştirilen yenilikçi-bütünleyici bir modeldir (Koç ve Sarı, 2023). Bu model, erken dönemde karşılanmayan temel duygusal ihtiyaçlar sonucunda oluşan uyumsuz şemaların yaşam boyu süren psikolojik güçlüklerin temelinde yer aldığını öne sürmektedir (Danacı, 2021; Faraji vd., 2022). Bu metin, şema terapisinin terapi sürecinin nasıl ilerlediğini, aşamalarının birbirine nasıl bağlandığını ve süreç boyunca hangi müdahalelerin ne zaman devreye girdiğini ele almaktadır.

1. Değerlendirme ve Tanıma Aşaması

1.1. İlk Değerlendirme ve Danışanın Sorunlarının Ele Alınması

Şema terapisi süreci, kapsamlı bir değerlendirme ile başlar. Bu aşamada danışanın mevcut semptomları, yaşam öyküsü, erken çocukluk deneyimleri ve kişilerarası ilişki örüntüleri detaylı biçimde incelenir. Baykal'ın çevrimiçi şema terapi vaka çalışmasında belirtildiği üzere, semptomlar ve yaşam öyküsü değerlendirildikten sonra danışanın çocukluk dönemi travmalarının bulunması, ebeveynlerle ilgili sorunlarının ve ilişki problemlerinin yoğun olması gibi faktörler, şema terapi yaklaşımıyla çalışmanın uygunluğunu belirlemede temel kriterler olarak değerlendirilmektedir.

Değerlendirme sürecinde standart ölçme araçları da kullanılmaktadır. Young Şema Ölçeği'nin kısa formu (YSÖ-KF3), erken dönem uyumsuz şemaları belirlemek amacıyla yaygın biçimde kullanılan temel araçlardan biridir (Karlık ve Kula, 2022; Kavurkacı, 2023; Tarhan ve Bekaroğlu, 2021). Bu ölçek, Soygüt ve arkadaşları (2009) tarafından Türkçeye uyarlanmıştır (Duman, 2023; Karlık ve Kula, 2022). Bunun yanı sıra şema başa çıkma biçimlerini değerlendirmek için Şema Başa Çıkma Biçimleri Ölçeği gibi araçlar da kullanılmaktadır (Karakuloğlu ve Düşünceli, 2024).

1.2. Erken Dönem Uyumsuz Şemaların ve Baş Etme Biçimlerinin Belirlenmesi

Değerlendirme aşamasının merkezinde, danışanın erken dönem uyumsuz şemalarının (EDÜ) ve bu şemalarla başa çıkma biçimlerinin belirlenmesi yer alır. Erken dönem uyumsuz şemalar; anı, duygu, biliş ve bedensel duyuları kapsayan, yaşamın erken dönemlerinde gelişen, kişinin yaşamı boyunca karmaşıklaşan ve işlevsiz olabilen genel yaygın örüntüler olarak tanımlanmaktadır (Koç ve Sarı, 2023). Bu şemalar, genetik yatkınlık, mizaç, travmatik deneyimler, temel ihtiyaçların karşılanmaması ve çocukluk ile ergenlikte tekrarlayan olumsuz ilişkisel deneyimler gibi faktörlerden kaynaklanmaktadır (Faraji, 2021).

Şema terapi yaklaşımında beş şema alanı ve bu alanların içerisinde toplam 18 şema boyutu tanımlanmıştır (Kavurkacı, 2023). Bu şema alanları; kopukluk ve reddedilme, zedelenmiş otonomi, zedelenmiş sınırlar, diğeri yönelimlilik ile aşırı tetikte olma ve baskılama olarak sıralanmaktadır (Kavurkacı, 2023). Kopukluk ve reddedilme şema alanı; terk edilme, güvensizlik, duygusal yoksunluk, kusurluluk/utanç ve sosyal izolasyon şema boyutlarından oluşmakta olup bağ kurma ve güvenli ilişki kurulması ile ilgilidir (Kavurkacı, 2023).

Şemalarla başa çıkma biçimleri ise üç temel kategoride ele alınmaktadır: kaçınma, teslim olma (boyun eğme) ve aşırı telafi (Karakuloğlu ve Düşünceli, 2024). Bu başa çıkma biçimleri, mevcut sorunu çözme ve ortadan kaldırmak yerine sorunların sürmesine neden olacak şekilde işlevsiz/uyumsuz stratejileri ifade etmektedir (Karakuloğlu ve Düşünceli, 2024). Her ne kadar bu başa çıkma biçimleri bireylere kısa vadede bir güvenlik hissi sağlasa da uzun vadede sorunların devam etmesine yol açmaktadır (Karakuloğlu ve Düşünceli, 2024). Bu nedenle terapi sürecinde bu işlevsiz başa çıkma biçimlerinin tanınması ve değiştirilmesi kritik bir hedef olarak belirlenmektedir.

Değerlendirme aşamasında ayrıca şema modları da belirlenir. Şema modları, şemaların kümelenmesiyle oluşan ve belirli bir anda şemalarla ilişkili duygu ve düşünceleri yansıtan yapılardır (Akik ve Gör, 2016). Uyumsuz şema modları; çocuk, ebeveyn ve uyumsuz başa çıkma olmak üzere üç kategoriden oluşmaktadır (Akik ve Gör, 2016).

1.3. Şemaların Tetikleyiciler ve Tekrarlayan Örüntülerle İlişkilendirilmesi

Şemaların belirlenmesinin ardından, bu şemaların danışanın günlük yaşamındaki tetikleyicilerle ve tekrarlayan ilişkisel örüntülerle nasıl bağlantılı olduğu incelenir. Erken dönem uyumsuz şemalar, stresli olaylarla karşılaşıldığında aktifleşir ve kişinin tepkilerini belirler (Bayoğlu, 2020). Kişilerarası ilişkilerde şemalar tetiklendiğinde, uyumsuz stratejiler kullanılarak acı verici duygular yönetilmeye çalışılır ve bunun sonucunda kişilerarası sorunlar ortaya çıkar; dolayısıyla şemalar erken dönemdeki olumsuz etkileşim yapılarını yansıtarak ileriki yaşamda kişilerarası güçlüklere yol açar (Faraji, 2021).

Baykal'ın vaka çalışmasında örneklendirildiği gibi, danışanın aktif şemaları (örneğin terk edilme, güvensizlik, karamsarlık, utanç, duygusal yoksunluk, duygusal baskılama, cezalandırıcılık ve onay arayıcılık) belirlendikten sonra bu şemaların ilişki problemleri, depresyon ve kaygı belirtileriyle nasıl bağlantılı olduğu ortaya konmaktadır. Bu süreç, danışanın işlevsiz düşünce ve şemaları tarafından tetiklenen deneyimlerin farkına varmasını sağlamaktadır.

Şemaların nesiller arası aktarımı da bu bağlamda önemli bir değerlendirme boyutudur. Araştırmalar, ebeveynlerin kendi şemalarının ebeveynlik davranışlarını etkilediğini ve bu yolla şemaların nesiller arası geçişinin gerçekleşebildiğini göstermektedir. Bu bulgu, danışanın şemalarının kökenlerini anlamada aile geçmişinin incelenmesinin önemini vurgulamaktadır.

2. Formülasyon ve Terapötik Hedeflerin Belirlenmesi

Değerlendirme aşamasından elde edilen bilgiler, kapsamlı bir vaka formülasyonunun oluşturulmasında kullanılır. Şema terapide formülasyon, danışanın şemaları, şema modları ve şema başa çıkma biçimleri arasındaki bağlantıları ortaya koyan bütünleşik bir çerçeve sunar. Baykal'ın vaka çalışmasında belirtildiği üzere, danışanın şemaları ve şema bağlantıları üzerinden yapılan formülasyon, seansta belirlenen amaçlara ulaşmak için uygulanacak tekniklerin planlanmasına temel oluşturmaktadır.

Formülasyon aşamasında terapötik hedefler de belirlenir. Örneğin Baykal'ın vakasında üç temel terapötik hedef belirlenmiştir: (1) intihar ve kendine zarar verme davranışlarının azaltılması, sorunla ilişkili şemaların farkındalığının artırılması ve olumsuz şema başa çıkma stratejilerinin değiştirilmesi; (2) ilişki problemlerinin altında yatan uyumsuz şemaların etkisinin azaltılması; (3) danışanın genel işlevselliğinin artırılması.

Şema terapinin formülasyon odaklı yapısı, semptomların nasıl geliştiğini ve mevcut sürdürücü faktörlere nasıl katkıda bulunduğunu anlamaya yöneliktir (Baykal, 2023). Bu formülasyon, bireyselleştirilmiş bir tedavi planının oluşturulmasına olanak tanır ve terapinin sonraki aşamalarında kullanılacak müdahalelerin seçimini yönlendirir.

3. Değişim Sürecinde Kullanılan Temel Yaklaşımlar ve Müdahaleler

3.1. Bilişsel Teknikler

Şema terapinin değişim aşamasında bilişsel teknikler, danışanın şemalarıyla ilişkili işlevsiz düşünce kalıplarını tanıması ve yeniden yapılandırması için kullanılır. Baykal'ın vaka çalışmasında belirtildiği gibi, danışanın işlevsiz düşünceleri bilişsel teknikler kullanılarak çalışılmıştır. Ranga ve Sharma'nın vaka raporunda ise şema günlüğünün düşünceleri izlemek ve derinden yerleşmiş inançları yeniden yapılandırmak amacıyla kullanıldığı belirtilmektedir. Şema flaş kartlarının hazırlanması da bilişsel müdahaleler arasında yer almaktadır (Koç ve Sarı, 2023).

Bilişsel teknikler, danışanın şemalarının geçerliliğini sorgulamasına, şemaları destekleyen ve çürüten kanıtları değerlendirmesine ve daha uyumlu alternatif bakış açıları geliştirmesine yardımcı olur. Bu süreç, şemaların “mutlak gerçekler” olmadığının anlaşılmasını ve bunların erken dönem deneyimlerden kaynaklanan öğrenilmiş kalıplar olduğunun fark edilmesini sağlar.

3.2. Yaşantısal Teknikler

Yaşantısal teknikler, şema terapinin en ayırt edici müdahale biçimlerinden birini oluşturur ve duygusal düzeyde değişimi hedefler. Baykal'ın vaka çalışmasında, güvenli yer ve imajinasyon egzersizleri kullanılarak danışanın çocukluk anılarının ziyaret edildiği ve psişik olarak yaralanmış noktaların yeniden çerçevelendiği belirtilmektedir. Ranga ve Sharma'nın çalışmasında ise sınırlı yeniden ebeveynlik, empatik yüzleştirme ve imajinasyonda yeniden yazma (imagery rescripting) gibi yaşantısal stratejilerin, erken dönem uyumsuz şemalarla bağlantılı duyguları aktive etmek ve karşılanmamış çocukluk ihtiyaçlarını kısmen karşılayacak iyileştirici bir ortam yaratmak amacıyla kullanıldığı ifade edilmektedir.

Yaşantısal teknikler, bilişsel tekniklerin tek başına ulaşamadığı duygusal şema katmanlarına erişim sağlar. Danışanın çocukluk deneyimlerini duygusal olarak yeniden işlemesi, şemaların duygusal gücünün azaltılmasında kritik bir rol oynar.

3.3. Davranışsal Teknikler

Davranışsal müdahaleler, tedavinin ilerleyen aşamalarında ön plana çıkar ve şema değişiminin günlük yaşama aktarılmasını hedefler. Ranga ve Sharma'nın vaka raporunda, davranışsal müdahalelerin tedavinin son aşamasında önceliklendirildiği ve şemalarla bağlantılı uyumsuz inançların davranışsal düzeyde sorgulanmasının amaçlandığı belirtilmektedir. Danışanın uyumsuz davranışları daha uyumlu başa çıkma teknikleriyle değiştirmesi teşvik edilmektedir.

Şema terapide davranışsal teknikler, şema devamlılığını sağlayan davranış kalıplarının kırılmasını ve yeni, sağlıklı davranış repertuarlarının geliştirilmesini içerir. Bu aşama, danışanın terapi odasında kazandığı içgörü ve duygusal değişimleri somut yaşam deneyimlerine dönüştürmesi açısından hayati önem taşır.

3.4. Kişilerarası Teknikler ve Terapötik İlişki

Şema terapide terapötik ilişki, yalnızca bir tedavi aracı değil, aynı zamanda değişimin gerçekleştiği birincil alan olarak kabul edilir. Şema terapi, terapötik ilişkiye, duygulanım ve duygudurum durumlarına, yaşam boyu başa çıkma tarzlarına ve yerleşik ana temalara (uyumsuz şemalar) daha fazla vurgu yaparak bilişsel davranışçı terapi ilkelerini genişletmeyi amaçlamaktadır (Eken ve Çankaya, 2022).

Baykal'ın çevrimiçi şema terapi vaka çalışması, danışanın terapistle kurduğu terapötik ittifakın ve uyumsuz şemalarla çalışmanın etkinliğini göstermesi açısından önemli bir örnek sunmaktadır. Bu vakada, çevrimiçi ortamda bile sağlam bir terapötik ilişkinin kurulabildiği ve bunun terapi sürecini olumsuz etkilemediği gözlemlenmiştir.

3.5. Sınırlı Yeniden Ebeveynlik

Sınırlı yeniden ebeveynlik, şema terapinin en özgün kişilerarası stratejilerinden biridir. Bu yaklaşımda terapist, profesyonel sınırlar dahilinde, danışanın çocukluk döneminde karşılanmamış temel duygusal ihtiyaçlarını kısmen karşılayacak bir ilişkisel deneyim sunar. Ranga ve Sharma'nın çalışmasında belirtildiği üzere, sınırlı yeniden ebeveynlik ve empatik yüzleştirme gibi yaşantısal stratejiler, erken dönem uyumsuz şemalarla bağlantılı duyguları aktive etmek ve karşılanmamış çocukluk ihtiyaçlarını kısmen karşılayacak iyileştirici bir ortam yaratmak amacıyla kullanılmaktadır.

Bu süreçte terapist, danışanın “incinmiş çocuk” moduna güvenli, şefkatli ve tutarlı bir şekilde yanıt vererek, danışanın erken dönemde deneyimleyemediği sağlıklı ebeveynlik deneyimini terapötik ilişki içinde yaşamasını sağlar. Bu deneyim, danışanın içselleştirilmiş olumsuz ebeveyn seslerinin (cezalandırıcı veya talepkâr ebeveyn modları) etkisini azaltmada ve sağlıklı yetişkin modunun güçlenmesinde temel bir işlev görür.

4. Sağlıklı Yetişkin Modunun Geliştirilmesi

Şema terapinin nihai hedeflerinden biri, danışanın sağlıklı yetişkin modunu güçlendirmektir. Sağlıklı yetişkin modu, danışanın kendi duygusal ihtiyaçlarını tanıyabildiği, şemalarını fark edebildiği, uyumsuz başa çıkma biçimlerini terk edebildiği ve daha uyumlu tepkiler verebildiği bir işlevsellik düzeyini temsil eder.

Kavurkacı'nın çalışmasında, şema terapinin modlarının farklı klinik bağlamlara uyarlanabileceği tartışılmış ve sağlıklı modların geliştirilmesinin tedavi çıktılarını kolaylaştıracağı belirtilmiştir. Bu uyarlamada işlevsel olmayan ebeveyn modları, sağlıksız çocuk modları ve sağlıklı modlar ayrıştırılarak danışanın durumuna isim verilmesi ve daha iyi başa çıkma yöntemlerinin geliştirilmesi hedeflenmektedir.

Sağlıklı yetişkin modunun geliştirilmesi, terapi sürecinin tüm aşamalarına yayılan kümülatif bir süreçtir. Başlangıçta terapist bu rolü danışan adına üstlenirken, terapi ilerledikçe danışan giderek daha fazla bu işlevi kendi başına yerine getirebilir hale gelir. Bu geçiş, terapinin sonlandırma aşamasına hazırlığın da temelini oluşturur.

Yıldırım ve Yılmaz'ın otantiklik kavramını inceleyen çalışmasında belirtildiği üzere, şema terapi yaklaşımında otantikliğe oldukça vurgu yapılmakta ve özellikle diğerleri yönelimlilik şema alanında otantiklik kaybına dikkat çekilmektedir (Aydın ve Yüceyurt, 2024). Sağlıklı yetişkin modunun geliştirilmesi, danışanın bütünlüklü ve otantik bir kendilik algısı geliştirmesiyle doğrudan ilişkilidir (Aydın ve Yüceyurt, 2024).

5. Değişimin Günlük Yaşama Aktarılması

Terapi sürecinde elde edilen kazanımların günlük yaşama aktarılması, davranışsal müdahalelerin yoğunlaştığı aşamada gerçekleşir. Bu aşamada danışan, terapi odasında geliştirdiği farkındalık ve becerileri gerçek yaşam durumlarında uygulamaya başlar. Şema günlüğü tutma, şema flaş kartları kullanma ve yeni davranış kalıplarını deneme gibi uygulamalar bu geçişi destekler (Koç ve Sarı, 2023).

Danışanın şema devamlılığını sağlayan davranışlarını fark etmesi ve bunları değiştirmesi, günlük yaşama aktarımın temel bileşenidir. Özekin-Üncüer'in vaka çalışmasında belirtildiği gibi, terapi süreci boyunca danışanın duygularının farkına varması, şema devamlılığı sağlayan davranışlarını ve semptomlarının anlamlarını keşfetmesi hedeflenmektedir (Yıldırım ve Yılmaz, 2024).

6. Terapi Sürecinin Sonlandırılması ve Kazanımların Sürdürülmesi

Şema terapinin sonlandırma aşaması, danışanın sağlıklı yetişkin modunun yeterince güçlendiği ve şemalarının günlük yaşamda daha az tetiklendiği ya da tetiklendiğinde daha uyumlu biçimde yönetilebildiği noktada gündeme gelir. Baykal'ın vaka çalışmasında, terapi sürecinin sonunda şema ölçeği puanlarının anlamlı düzeyde iyileştiği, terapistin gözlemleri ve danışanın ifadelerinin seansların şemaların farkındalığını artırmada ve değiştirmede oldukça etkili olduğunu gösterdiği belirtilmektedir.

Taylor vd.'nin (2016, akt. Baykal, 2023) sistematik derlemesi, şema terapinin erken dönem uyumsuz şemaları azaltma ve semptomları iyileştirme konusunda anlamlı sonuçlar ortaya koyduğunu göstermektedir. İncelenen 12 çalışmanın 11'inde şema değişimi ve bozukluğa özgü semptom değişimi saptanmıştır (Baykal, 2023). Ancak bu derleme, şema terapinin kişilik bozuklukları dışındaki ruhsal bozukluklar için kanıt tabanının henüz sınırlı olduğunu ve daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulduğunu da vurgulamaktadır (Baykal, 2023).

Sonlandırma sürecinde, danışanın kazanımlarını sürdürebilmesi için relaps önleme stratejileri de ele alınır. Danışanın hangi durumlarda şemalarının tetiklenebileceğini önceden tanıması, bu durumlarda kullanabileceği başa çıkma stratejilerini planlaması ve gerektiğinde terapiye geri dönebileceğini bilmesi, kazanımların kalıcılığını destekleyen önemli unsurlardır.

7. Kanıt Düzeyi ve Sınırlılıklar

Şema terapinin etkililiğine ilişkin kanıt tabanı giderek genişlemekle birlikte bazı önemli sınırlılıklar bulunmaktadır. Taylor vd.'nin (2016, akt. Baykal, 2023) sistematik derlemesinde, şema terapinin sınır kişilik bozukluğunda şema değişimi sağladığına dair sınırlı kanıt bulunduğu ve yalnızca üç çalışmanın korelasyonel analizler yaptığı belirtilmektedir. Diğer ruhsal bozukluklar için şema ve semptom değişimine ilişkin kanıtların henüz yetersiz olduğu ve bu nedenle şema terapinin sınır kişilik bozukluğu dışındaki bozukluklar için kullanımının danışan tercihi, klinik uzmanlık ve/veya kuramsal temellere dayandırılması gerektiği vurgulanmaktadır (Baykal, 2023). Ayrıca formal aracılık analizi çalışmalarının eksikliği, şema değişiminin semptom iyileşmesine gerçekten aracılık edip etmediğinin henüz kesin olarak kanıtlanamaması anlamına gelmektedir (Baykal, 2023).

Danacı'nın gözden geçirme çalışmasında, obsesif-kompulsif bozukluk tedavisinde şema terapinin de dahil olduğu üçüncü kuşak terapilerin genel olarak belirtileri azalttığı görülmekle birlikte, daha büyük örneklemlerle ve aktif tedavilerle karşılaştırmalı seçkisiz kontrollü klinik çalışmalara ihtiyaç olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Sınırlı yeniden ebeveynliğin etkililiğine ilişkin kanıtlar büyük ölçüde vaka çalışmalarına ve klinik deneyime dayanmakta olup, bu müdahalenin spesifik etkisini izole eden kontrollü çalışmalar sınırlıdır. Benzer şekilde, şema modlarının farklı klinik popülasyonlara uyarlanmasının tedavi çıktılarını nasıl etkilediğine dair sistematik araştırmalar henüz yeterli düzeyde değildir.

Sonuç

Şema terapisi süreci, değerlendirmeden sonlandırmaya uzanan sistematik ve aşamalı bir yapı izlemektedir. Süreç, kapsamlı bir değerlendirme ve şema belirleme ile başlar; formülasyon ve hedef belirleme ile devam eder; bilişsel, yaşantısal, davranışsal ve kişilerarası müdahalelerin bütünleşik kullanımıyla değişim sağlanır ve sağlıklı yetişkin modunun güçlendirilmesiyle sonlandırılır. Her aşama bir öncekinin üzerine inşa edilmekte ve terapötik ilişki ile sınırlı yeniden ebeveynlik bu sürecin tamamına nüfuz etmektedir. Kanıt tabanı özellikle kişilik bozuklukları alanında güçlenmekle birlikte, diğer bozukluklar için daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulmaktadır.

Kaynakça

Akik, B. K. ve Gör, N. (2016). A review of early maladaptive schemas and anxiety. Nesne Psikoloji Dergisi, 4(8), 183–203. https://doi.org/10.7816/nesne-04-08-02

Aydın, N. ve Yüceyurt, N. K. (2024). Çevrimiçi Jungiyen psikodrama uygulamasının erken dönem şemaların, psikolojik iyi oluş ile özşefkat üzerindeki etkisi. Turk Turizm Arastirmalari Dergisi. https://doi.org/10.26677/tr1010.2024.1403

Baykal, N. B. (2023). Approaching borderline personality patterns and relationship problems with online schema therapy: A case study. Ayna Klinik Psikoloji Dergisi, 10(1), 165–187. https://doi.org/10.31682/ayna.1071857

Bayoğlu, F. (2020). Şema başa çıkma biçimleri ölçeği Türkçe formunun geçerlik ve güvenirlik çalışması. Opus Toplum Araştırmaları Dergisi, 16(31), 1. https://doi.org/10.26466/opus.805108

Danacı, G. O. (2021). Obsesif-kompulsif bozuklukta üçüncü kuşak terapilerin etkililiği: Bir gözden geçirme. Psikiyatride Guncel Yaklasimlar – Current Approaches in Psychiatry, 13(2), 292–331. https://doi.org/10.18863/pgy.779029

Duman, A. E. (2023). Bergen'in seslendirdiği şarkıların şema terapinin bazı temel kavramları açısından incelenmesi. Ayna Klinik Psikoloji Dergisi, 10(2), 335–355. https://doi.org/10.31682/ayna.1149393

Eken, E. ve Çankaya, Z. C. (2022). The relationship between early maladaptive schemas and psychological tendencies associated with the romantic relationships in university students: An investigation through the schema therapy model. Cukurova University Faculty of Education Journal, 51(1), 689–717. https://doi.org/10.14812/cuefd.935734

Faraji, H. (2021). Borderline kişilik bozukluğunun ergenlik döneminde belirlenmesine dair bir değerlendirme. Opus Toplum Araştırmaları Dergisi. https://doi.org/10.26466/opus.898571

Faraji, H., Utar, K. ve Boran, N. B. (2022). Investigation of the relationship between early maladaptive schemas and multidimensional jealousy. Humanistic Perspective, 4(2), 265–286. https://doi.org/10.47793/hp.1076655

Karakuloğlu, M. ve Düşünceli, B. (2024). Genç yetişkinlerin duygu düzenleme güçlüklerini yordayan şema alanlarının belirlenmesi. Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi Dergisi, (62), 2662–2678. https://doi.org/10.53444/deubefd.1406293

Karlık, Z. ve Kula, N. (2022). Manevi danışmanlık ve rehberlikte krize müdahale yaklaşımları. Türk Manevi Danışmanlık ve Rehberlik Dergisi, (5), 99–128. https://doi.org/10.56432/tmdrd.1094333

Kavurkacı, E. Z. (2023). Dini takıntılar ve şema terapi: Manevi danışmanlık perspektifinden analizler. Türk Manevi Danışmanlık ve Rehberlik Dergisi, (7), 9–49. https://doi.org/10.56432/tmdrd.1275642

Koç, S. ve Sarı, S. (2023). Şemaların nesiller arası aktarımına dair bir derleme. FSM İlmî Araştırmalar İnsan ve Toplum Bilimleri Dergisi, (22), 369–386. https://doi.org/10.16947/fsmia.1408519

Tarhan, O. ve Bekaroğlu, E. (2021). “Prozac Toplumu” filminin helikopter ebeveynlik, Erikson'un psikososyal gelişim dönemleri ve Beck'in depresyon modeli çerçevesinde incelenmesi. Ayna Klinik Psikoloji Dergisi, 8(1), 111–125. https://doi.org/10.31682/ayna.782194

Yıldırım, B. ve Yılmaz, A. E. (2024). Kendi olmanın kendine has tarihçesi: Otantiklik kavramının kuramlar, alanyazın bulguları ve psikoterapide ilerleyiş süreci çerçevesinde gözden geçirilmesi. Ayna Klinik Psikoloji Dergisi, 11(2), 250–270. https://doi.org/10.31682/ayna.1405475 

Sozluk