PsikoStudio Logo

PSIKOSTUDIO

BAĞLANMA KURAMI VE ŞEMA TERAPİ STÜDYOSU

Bağlanma Kuramı Temelinde İçsel Çalışma Modeli: Kavram, Gelişim ve Yetişkinlikteki Etkileri

Giriş

Bowlby tarafından temelleri atılan bağlanma kuramı, bebek ile bakım veren arasındaki duygusal bağın doğasını ve bu bağın yaşam boyu etkilerini açıklayan temel kuramlardan biridir. Sadece bir bebeğin hayatta kalma güdüsüyle değil, aynı zamanda duygusal ve psikolojik bir güven alanı arayışıyla da yakından ilişkili olan bu kuram, insan doğasının temel sosyalleşme süreçlerine ışık tutar. Bu kuramın merkezinde yer alan "içsel çalışma modeli" (internal working model) kavramı, bireyin kendisine ve başkalarına ilişkin zihinsel temsillerini ifade etmekte olup erken dönem ilişki deneyimlerinden yetişkinlik dönemine uzanan gelişimsel sürekliliği açıklamada kritik bir role sahiptir. Bu zihinsel haritalar, adeta bir navigasyon sistemi gibi bireyin yaşamındaki sosyal etkileşimleri, beklentileri ve duygu düzenleme mekanizmalarını yönlendirir.

İçsel Çalışma Modeli Kavramı

İçsel çalışma modeli, bebeğin bakım vereniyle tekrarlanan günlük yaşantıları sonucunda oluşan bilişsel temsiller ve şemalardır. Söz konusu şemalar durağan bir yapı olmaktan ziyade, çevreden gelen her yeni duyusal ve duygusal girdiyle sürekli olarak güncellenen, oldukça dinamik bir veri tabanı gibi işlev görür. Bowlby'nin kuramına göre, her insanın kendini ve yaşamındaki önemli kişileri algılayış biçimine göre oluşturduğu zihinsel tasarımları vardır (Atak & Taştan, 2012). Bebekler, kendilerine bakım veren kişiye yönelik zihinsel kodlamalar yaparlar ve Bowlby bu kodlamalara "İçsel Çalışma Modeli" adını verir; bu model, bebeklerin bakım veren kişi ile güvenilir ve destekleyici bir ilişki kurmaları sonucunda oluşan bilişsel şemaları ifade eder (Set & Çelik, 2023).

Bowlby'nin bağlanma kuramına göre, birincil bakıcıyla tekrarlanan günlük yaşantılar bebeğin gelişiminde bakıcının içsel temsillerini oluşturur (Tepe & Özmete, 2019). Bebek, zaman içerisinde geliştikçe bağlanmaya ilişkin yaşantılarını, "içsel çalışma modelleri" veya kendisinin ve diğerlerinin zihinsel temsillerini oluşturarak içselleştirir (Tepe & Özmete, 2019). Bu içselleştirme sonucunda içsel çalışma modelleri zaman içerisinde oluşarak bireyin dünyayı ve kendisini algılama biçimini düzenler ve bu algılama biçimleri bireyin davranışlarına yön verir (Tepe & Özmete, 2019).

Bağlanma kuramının kurucusu Bowlby'ye göre bakım sağlayanın çocuğa yönelik tepkileri, çocuğun yakın ilişki kurma eğilimine verdiği yanıt ve davranışlar bilişsel temsiller olarak kodlanmaktadır. Çocuğun her ağladığında aldığı tepki, kucaklanma biçimi veya ihtiyaçlarının görmezden gelinmesi gibi sayısız küçük etkileşim, onun zihninde kalıcı izler bırakır. Bu bilişsel temsiller bağlanma kuramında "içsel çalışan modeller" olarak belirtilir ve kuramın temeli buna dayanmaktadır. Söz konusu modeller bir kez şekillendiğinde, kişinin yeni tanıştığı insanları ve olayları filtreden geçirdiği bir çeşit zihinsel gözlük görevi görür. İçsel çalışan modeller çocuğun kendisine ve başkalarına yönelik bilişlerini oluştururken, bunlar bakım sağlayanın tutum ve davranışlarıyla yakından ilişkilidir. Birey, dünyayı ve içindeki insanları bu ilk ve en temel deneyimlerin süzgecinden geçirerek anlamlandırır.

İçsel Çalışma Modelinin Gelişimi


Erken Dönem Oluşumu

İçsel çalışma modelleri yaşamın ilk aylarında oluşmaya başlar (Atak & Taştan, 2012). Bağlanma, doğumla birlikte başlayan ve temel olarak 0-3 yaş arasında şekillenen bir süreçtir (Öngider, 2013). Bu süreçte bebek, bakım verenin tutarlılığı, duyarlılığı ve erişilebilirliğine dayalı olarak hem kendisi hem de diğerleri hakkında zihinsel modeller geliştirir. Özellikle ihtiyaç duyduğu anda bakım verenin fiziksel ve duygusal olarak orada bulunması, bebeğin dış dünyanın güvenli, kendisinin ise sevilmeye değer olduğu inancını yeşertir. Bebeğin yakınlık ve sıcaklık hissinin bakım veren tarafından karşılanıp karşılanmamasına göre içsel çalışan modeller gelişir (Demirkan, 2020).

Bu önemli kişilerle ilgili bilişsel ve duygusal beklentiler ilişkiyi yönlendirdiği gibi, kişinin yarattığı kendilik modeli de bağlanma figürlerinin gözünde ne kadar kabul ve reddedileceğini belirlemektedir (Atak & Taştan, 2012). Zihinsel modeller, bağlanma ilişkisinin bir fonksiyonu olarak başlar ve bireyin kişiliğinin ya da içsel çalışma modellerinin bir parçası olurlar; dolayısıyla bağlanmaya ilişkin ilk yaşantılar, bireyin kişiliğinin geliştiği süreç içerisinde önemli yapı taşlarıdır (Tepe & Özmete, 2019).

Benlik ve Başkaları Modeli

İçsel çalışma modelleri iki temel boyut üzerinden şekillenir: benlik modeli ve başkaları modeli. Bu iki boyut, birbiriyle sürekli bir etkileşim halindedir ve bireyin sosyal kimliğinin ana çerçevesini çizer. Benlik modeli kişinin kendini ne kadar değerli bulduğunu yansıtırken, başkaları modeli sosyal çevrenin ne kadar güvenilir ve destekleyici olduğuna dair bir ölçüt sunar. Bartholomew ve Horowitz (1991), bu iki boyutu birleştirerek dörtlü bağlanma modelini oluşturmuştur (Bakiler & Satan, 2020). Bu modelde güvenli bağlanma stili düşük düzeyde kaygı (olumlu benlik modeli) ile düşük düzeyde kaçınma (olumlu başkaları modeli) boyutunda tanımlanırken, korkulu bağlanma stili her iki boyutun da yüksek düzeyleriyle (olumsuz benlik ve olumsuz başkaları modeli) tanımlanmaktadır (Antalyalı vd., 2021). Dörtlü bağlanma stili modeli benlik ve başkaları modeli üzerine kurulmuştur (Ateş & Erdem, 2020).

Bağlanma kuramına göre gelişim devamlılık gösterir, dolayısıyla anne-babalarla erken yaşlarda yaşanan ilişkiler gelecekte kurulacak olan ilişkileri şekillendirir (Atak & Taştan, 2012). İnsanlar yeni ilişkiler kurarken eski anıları ve deneyimlerine dayanan bu modellerden hareket ederler (Atak & Taştan, 2012).

Süreklilik ve Değişim

Bağlanma kuramcılarına göre, bu modeller yaşamın ilk aylarında oluşmaya başlar ve ileriki yıllarda da gelişmeye ve değişmeye devam eder (Atak & Taştan, 2012). Bu durum, içsel çalışma modellerinin tamamen sabit yapılar olmadığını, ancak görece kararlı bir örüntü sergilediğini göstermektedir. Önemli bir yaşam olayı, travmatik bir deneyim, uzun süreli onarıcı bir ilişki veya bilinçli bir psikoterapi süreci, bu erken dönem kalıplarında esneme ve yeniden yapılanma yaratma potansiyeli taşır. Bağlanma kuramı içinde gelişim sürecindeki çocuklukla yetişkinlik arasındaki sürekliliği vurgulayan ilk araştırmacı Bowlby olmuştur (Atak & Taştan, 2012).

Yetişkinlikteki Etkileri


Yetişkin Bağlanma Stillerine Yansımaları

Çocukluktan yetişkinliğe uzanan süreklilik görüşü bağlanma kuramcılarının çoğunu etkilemiş ve araştırmacıları yetişkinlik bağlanması üzerinde de çalışmaya yöneltmiştir (Atak & Taştan, 2012). Konu üzerinde çalışan araştırmacılar, çocuklukta gelişen bağlanma stillerinin yetişkinlik döneminde de devam ettiğini öne sürerler (Atak & Taştan, 2012). Bebeklerin birincil bakım verenleriyle ilk yaşantı deneyimlerinde kazanılan bu modeller, yetişkinler olarak gelecekte kuracakları ilişkilerde önemli rol oynar (Tepe & Özmete, 2019).

Yetişkin bağlanma kuramı, anne ve bebek arasındaki ilişkinin sonraki süreçlerde hayatın bütün evresine yansıması şeklinde ifade edilmektedir (Ateş & Erdem, 2020). Bowlby'nin bağlanma kuramı, yetişkinlerle yapılan araştırmaları iki temel yönden etkilemiştir: bir yandan anne-baba-çocuk ilişkileri ile yetişkin ruh sağlığı arasındaki bağı açıklamaya, bir yandan da erken çocukluk yaşantılarının yetişkinin bağlanma stilleri ve kimlik gelişimi ile ilişkisini incelemeye yönelmişlerdir (Atak & Taştan, 2012).

Romantik İlişkiler ve Yakın İlişkiler

Shaver ve arkadaşları, Bowlby'nin içsel çalışma modelleri, bu modellerin kişiliğe yansımaları ve Ainsworth'un bağlanma türlerine ilişkin görüşlerini romantik aşka uyarlamaya çalışmışlardır (Atak & Taştan, 2012). Onlara göre bütün önemli sevgi ilişkileri Bowlby'nin ifade ettiği anlamda bağlanmalardır (Atak & Taştan, 2012). Araştırmalar, bebeklikte kurulan bağlanmanın yetişkinlikte romantik aşk, bakım verme ve cinsellik alanlarında karşılıklılık biçiminde yansıdığını göstermiştir (Bakiler & Satan, 2020).

İçsel çalışma modelleri temelinde oluşturulan benlik ve başkaları modeli, bireyin yakın ilişkilerindeki davranış örüntülerini belirlemektedir. İlişki içindeki çatışma çözme becerileri, bağlanma yoğunluğu, empati kapasitesi ve terk edilme korkusu gibi kritik duygusal reaksiyonların tamamı, bu içsel modellerin doğrudan birer yansıması olarak karşımıza çıkar. Yetişkin bağlanması, bireyin fiziksel ve psikolojik güvenliğini sağlamaya yönelik sosyal ilişki yakınlığı arama, temasta bulunma ve ilişkiyi sürdürmeye yönelik çabaların bütünü olarak değerlendirilmektedir (Ateş & Erdem, 2020).

Ruh Sağlığı ve İyi Oluş

Yetişkin yaşamda da etkilerini gördüğümüz bağlanma örüntülerinin özellikle bireylerin iyi oluş hali ile ilgisinin ortaya koyulması, ruh sağlığının sosyal ve çevresel bağlamına dikkat çekmek için oldukça önemlidir (Tepe & Özmete, 2019). Güvenli bağlanma olumlu psikososyal özellikler ve yaşam doyumu ile ilişkilendirilmektedir (Bakiler & Satan, 2020). Araştırma bulguları, güvenli bağlanma ile yaşam doyumu arasında pozitif, güvensiz bağlanma ile yaşam doyumu arasında ise negatif bir ilişki olduğunu ortaya koymaktadır (Bakiler & Satan, 2020).

Tepe ve Özmete'nin kadınlarda bağlanma ve ruh sağlığı arasındaki ilişkiyi inceleyen çalışmasında, ruh sağlığı ve bağlanma örüntüleri arasındaki ilişkiyi destekleyen sonuçlara ulaşılmıştır (Tepe & Özmete, 2019). Bu bulgular, erken dönemde oluşan içsel çalışma modellerinin yetişkinlik döneminde ruh sağlığı üzerinde belirleyici bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir. Bireyin stresi tolere etme kapasitesi, kaygı uyandıran durumlar karşısındaki psikolojik dayanıklılığı ve genel içsel dengesi, içsel çalışma modellerinin ona sağladığı güven hissiyle doğrudan beslenmektedir.

Örgütsel Yaşam ve İş Doyumu

İçsel çalışma modellerinin etkileri yalnızca kişisel ilişkilerle sınırlı kalmayıp örgütsel yaşama da yansımaktadır. Kariyer yolculuğunda üstlerle ve takım arkadaşlarıyla kurulan iletişim biçimleri, liderlik refleksleri, işbirliğine yatkınlık ve performans baskısıyla başa çıkma stratejileri gibi temel unsurların kökleri bu erken dönem şemalarına uzanır. Bağlanma teorisini iş yaşamına taşıyan ilk isimler Hazan ve Shaver olmuştur; güvenli ve güvensiz bağlanma yaşayan bireylerin iş hayatındaki farklılıklarını ortaya koymuşlardır (Ateş & Erdem, 2020). Çalışanların yetişkin bağlanma stilleri ile iş doyumu, memnuniyet düzeyi, işten ayrılma niyeti, tükenmişlik ve örgütsel bağlılık gibi konular arasında anlamlı ilişkiler bulunmuştur (Ateş & Erdem, 2020).

Benlik Saygısı ve Kendilik Algısı

İçsel çalışma modelleri, bireyin benlik saygısının gelişiminde de temel bir rol oynamaktadır. İnsanın kendi potansiyelini gerçekleştirebilmesi, hatalarından ders alıp kendisine karşı şefkatli olabilmesi ve içsel eleştirmenini dengede tutabilmesi büyük oranda bu algısal temellere bağlıdır. Bu etkileşimlere dayalı olarak benlik saygısı kavramı içsel çalışma modelleri veya şemalar aracılığıyla gelişmektedir (Bakiler & Satan, 2020). Güvenli bağlanma deneyimi yaşayan bireyler olumlu bir benlik modeli geliştirirken, güvensiz bağlanma deneyimi yaşayan bireyler olumsuz benlik algısı geliştirme eğilimindedir. Bu olumsuz algı, kişinin kendini sürekli yetersiz veya onaya muhtaç hissetmesine zemin hazırlayarak hem kişisel hedeflerine ulaşmasını zorlaştırır hem de öz-şefkat becerilerini zayıflatır.

Sonuç

İçsel çalışma modeli kavramı, bağlanma kuramının en temel yapı taşlarından birini oluşturmaktadır. Bebeğin dünyaya gözlerini açtığı andan itibaren şekillenmeye başlayan bu sistem, kişinin deneyimlerini yorumladığı bir tür yaşam senaryosu olarak işlev görür. Erken dönemde bakım verenle kurulan ilişki deneyimlerine dayalı olarak şekillenen bu bilişsel-duygusal şemalar, bireyin kendisini ve başkalarını algılama biçimini düzenleyerek yaşam boyu ilişki örüntülerini, ruh sağlığını, yaşam doyumunu ve hatta örgütsel davranışlarını etkilemektedir. Hayatın karmaşık yapısı içinde bireyin çevresine nasıl uyum sağladığı, zorluklar karşısında ne tür savunma mekanizmaları ürettiği hep bu ilk şemalar üzerinden okunabilir. Türkçe alan yazındaki çalışmalar, içsel çalışma modellerinin yetişkinlik dönemindeki bağlanma stilleri, romantik ilişkiler, ruh sağlığı ve iş yaşamı üzerindeki etkilerini destekleyen bulgular sunmaktadır. Elde edilen tüm bu bilimsel veriler, bağlanma örüntülerinin bireyin hayatındaki kapsayıcı gücünü net bir şekilde gözler önüne serer. Bununla birlikte, bu modellerin yaşam boyu gelişmeye ve değişmeye devam ettiği de vurgulanmalıdır; bu durum, terapötik müdahaleler aracılığıyla güvensiz içsel çalışma modellerinin dönüştürülebileceğine ilişkin umut verici bir perspektif sunmaktadır. İnsan zihni geçmişin pasif bir kurbanı değil; doğru destek, ilişki ve farkındalıkla yeniden onarılabilen dinamik bir potansiyele sahiptir.

Kaynakça


Antalyalı, Ö. L., Özkul, A. S., & Şatırer, H. (2021). Temel motivasyon kaynakları, hedef türleri ve bağlanma stilleri ışığında girişimcilik. Alanya Akademik Bakış, 5(1), 21–43. https://doi.org/10.29023/alanyaakademik.805024

Atak, H., & Taştan, N. (2012). Romantic relationships and love. Psikiyatride Guncel Yaklasimlar - Current Approaches in Psychiatry, 4(4), 520. https://doi.org/10.5455/cap.20120431

Ateş, F., & Erdem, R. (2020). Yetişkin bağlanma stilinin örgütsel açıdan değerlendirilmesi. Pamukkale Üniversitesi İşletme Araştırmaları Dergisi, 7(2), 431–447. https://doi.org/10.47097/piar.834871

Bakiler, E., & Satan, A. (2020). Beliren yetişkinlikte bağlanma stilleri ile yaşam doyumu arasındaki ilişkide ihtiyaç doyumunun aracı rolü. Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Dergisi, 51(51), 72–94. https://doi.org/10.15285/maruaebd.526342

Demirkan, F. S. (2020). Yetişkin kronik hastalarda Allah’a bağlanma, duygu durumu ve yaşam memnuniyeti ilişkisi. Kilis 7 December University Journal of Theology, 7(1), 449–482. https://doi.org/10.46353/k7auifd.712455

Öngider, N. (2013). Relationship between parents and preschool children. Psikiyatride Guncel Yaklasimlar - Current Approaches in Psychiatry, 5(4), 420. https://doi.org/10.5455/cap.20130527

Set, Z., & Çelik, C. E. (2023). Genç yetişkinlerde bağlanma stillerinin karanlık dörtlü, benlik saygısı ve çocukluk çağı travmaları arasındaki ilişkinin incelenmesi / Investigation of the relationship between attachment styles in young adults and the dark four, self-respect and childhood trauma. Disiplinlerarası Eğitim Araştırmaları Dergisi, 7(15), 174–181. https://doi.org/10.57135/jier.1287729

Tepe, H. T., & Özmete, E. (2019). Kadınlarda bağlanma ve ruh sağlığı arasındaki ilişkinin sosyal hizmet bakış açısıyla değerlendirilmesi. Toplum Ve Sosyal Hizmet, 30(3), 866–888. https://doi.org/10.33417/tsh.622578
Baglanma