Şema terapi açısından direnç, danışanın değişim sürecindeki güçlüklerini şemaları, başa çıkma biçimleri ve terapötik ilişkisi üzerinden anlamayı gerektirir. Bu çerçevede direnç, kişinin acı verici duygularla temasını veya yeni davranışlar geliştirmesini sınırlandıran, mevcut örüntülerini koruyan tepkiler olarak kavramsallaştırılabilir. Bu ifade, kaynaklardan hareketle oluşturulmuş bir sentezdir; kuramın tek ve sözcüğü sözcüğüne bir direnç tanımı değildir. Young vd. (2003), bazı danışanların değişmek istemelerine rağmen duygularına ulaşmakta, terapi çalışmalarına katılmakta ve yerleşik örüntülerini değiştirmekte zorlanabildiklerini açıklar.
Erken dönem uyumsuz şemalar, kişinin kendisi ve ilişkileri hakkındaki köklü anlamlandırma örüntüleridir. Bu örüntüler kişinin kimlik algısıyla bütünleşebildiğinden, değişmeleri tanıdık bir kendilik anlayışından uzaklaşmak anlamına gelebilir. Ayrıca zorlayıcı duygulardan kaçınmak kısa vadede rahatlama sağladığında, kaçınma davranışı pekişebilir. Dolayısıyla değişim isteği ile alışılmış korunma yollarını sürdürme eğilimi aynı kişide birlikte bulunabilir (Young vd., 2003).
Direncin anlaşılmasında şema ile başa çıkma tepkisinin ayrılması önem taşır. Şema kişinin yaşantısına yüklediği anlamla; başa çıkma biçimi ise şema tetiklendiğinde verdiği tepkiyle ilişkilidir. Türkçe alanyazında bu tepkiler şema teslimi, şema kaçınması ve şema aşırı telafisi olarak ele alınır. Teslimde kişi şemanın doğruluğunu kabul ederek ona uygun davranır; kaçınmada şemayı etkinleştiren yaşantılardan uzaklaşır; aşırı telafide ise şemanın karşıtını kanıtlamaya yönelik tepkiler verir. Bu yollar kısa süreli korunma sağlayabilse de şemanın devamına katkıda bulunabilir (Bayoğlu & Duy, 2020).
Bu süreçlerin seans içindeki değişken görünümü, şema modları üzerinden de anlaşılabilir. Özellikle kopuk korungan mod, acı veren duygulardan uzaklaşmayla ilişkilidir. Danışanın duygusal teması azalabilir; bu durum terapide incinebilir yanına ve ihtiyaçlarına ulaşmayı güçleştirebilir. Şenkal Ertürk ve Kaynar (2017), güvenli terapötik ilişkinin kopuk korungan modun geri çekilmesini ve duyguların ifade edilmesini kolaylaştıran önemini vurgular.
Aşağıdaki örnekler, bu kavramsal çerçeveyi açıklamak amacıyla oluşturulmuştur; yayımlanmış olgu sunumları veya araştırma bulguları değildir.
Kaçınma örneği. Çocukken üzüldüğünde küçümsenen bir danışan, terapist kendisine yalnızlık duygusunu sorduğunda iş yerindeki olayları ayrıntılarıyla anlatmaya başlayabilir. “Ne hissettim bilmiyorum; zaten bunları konuşmanın faydası yok” diyebilir. Bu örnekte konu değiştirmenin olası işlevi, üzüntüyle ve yeniden küçümsenme beklentisiyle teması azaltmaktır. Terapide araştırılacak nokta, duygusal konuşmayı danışan için zorlaştıran beklentidir.
Teslim örneği. Başkalarına karşı çıkarsa reddedileceğine inanan bir danışan, terapistin bütün önerilerini kabul edebilir. Ancak kendisine uygun bulmadığı çalışmaları yapmaz ve bunu seansta söylemekten çekinir. Dışarıdan görülen uyum, kişinin gerçek düşüncelerini paylaşabildiği anlamına gelmeyebilir. Bu örnekte danışanın “Size katılmıyorum” diyebilmesi, kendi ihtiyacını ifade etmeye yönelik bir değişim adımı olarak düşünülebilir.
Aşırı telafi örneği. Yetersiz görülmekten korkan bir danışan, zorlandığı bir alana yaklaşılınca terapistin bilgisini sınayabilir veya görüşmeyi kimin daha haklı olduğuna ilişkin bir tartışmaya çevirebilir. Bu kurgusal durumda üstün konumda kalma çabası, kişinin yetersizlik hissinden uzaklaşmasına hizmet ediyor olabilir. Bu olasılık danışanla birlikte araştırılmalıdır; tek bir itirazdan hareketle böyle bir yorum yapılamaz.
Bu örneklerin klinik değerlendirilmesinde davranışın bağlamı belirleyicidir. Bir çalışmayı istememek, öneriye katılmamak veya seansa gelememek tek başına direnç sonucuna varmak için yeterli değildir. Buradaki örnekler, davranışlara değişmez anlamlar yüklemek için değil, olası işlevleri hakkında sorular üretmek için kullanılmalıdır.
Dirençle çalışırken empatik yüzleştirme, korunma tepkisinin geçmişteki anlamını kabul ederken bugünkü bedellerini görünür kılar. Behary vd. (2023), sorunlu başa çıkma davranışının ihtiyaçları karşılamayı nasıl engellediğinin sıcak ve eleştirel olmayan bir biçimde gösterilmesini, çocukluktaki korunma işlevinin anlaşılmasını ve daha uyumlu bir alternatifin önerilmesini açıklar. Bu yaklaşım, danışanın geliştirdiği örüntüler nedeniyle suçlanmamasını ve yeni davranışlar geliştirme kapasitesinin desteklenmesini içerir.
İlk örnekte bu tutum şöyle ifade edilebilir: “Üzüntünü göstermemek, geçmişte küçümsenmekten korunmana yardımcı olmuş olabilir. Burada konuyu değiştirdiğimizde ise yalnızlığını anlamamız zorlaşıyor. İstersen bugün bu duyguya kısa bir süre birlikte yaklaşabiliriz.” Bu cümle açıklama amacıyla oluşturulmuştur; standart bir müdahale metni değildir. Sınırlı yeniden ebeveynlik de profesyonel sınırlar içinde güven, kabul ve duygusal destek sunmayı; sağlıklı yetişkin modunun gelişimini desteklemeyi içerir (Şenkal Ertürk & Kaynar, 2017).
Araştırmaların neyi gösterdiği konusunda kavramsal açıklamalarla doğrudan bulgular ayrılmalıdır. Bayoğlu ve Duy (2020), 367 üniversite öğrencisiyle yürüttükleri çalışmada şema başa çıkma biçimlerini değerlendiren Türkçe ölçeğin 12 maddeli, üç boyutlu yapısına ilişkin psikometrik bulgular sunmuştur. Bu çalışma doğrudan terapide direnci ölçmemiştir; belirli bir başa çıkma biçiminin dirence neden olduğunu kanıtlamaz.
Gülüm (2018) ise kişilik bozukluklarında şema terapiyi inceleyen sekiz çalışmada, tedaviyi bırakmanın ağırlıklı ortalamasını %23,3 olarak bildirmiştir. Ancak tedaviyi bırakma ile direnç aynı kavram değildir. Bu oran, danışanların neden ayrıldığını tek başına açıklamaz ve “direnç oranı” olarak yorumlanamaz. Şema terapide direnci anlamak, bu nedenle danışanın hangi duygudan, beklentiden veya ilişki deneyiminden korunmaya çalıştığını bireysel olarak incelemeyi gerektirir.
Kaynakça
Bayoğlu, F., & Duy, B. (2020). Şema başa çıkma biçimleri ölçeği Türkçe formunun geçerlik ve güvenirlik çalışması. OPUS Uluslararası Toplum Araştırmaları Dergisi, 16(31), 4289–4316. https://doi.org/10.26466/opus.805108
Behary, W. T., Farrell, J. M., Vaz, A. F., & Rousmaniere, T. (2023). Deliberate practice in schema therapy. American Psychological Association. https://doi.org/10.1037/0000326-000
Gülüm, İ. V. (2018). Dropout in schema therapy for personality disorders. Research in Psychotherapy: Psychopathology, Process and Outcome, 21(2), Makale 314. https://doi.org/10.4081/ripppo.2018.314
Şenkal Ertürk, İ., & Kaynar, G. (2017). Kişilik bozukluklarında şema terapi yaklaşımı. Ufuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 6(12), 97–114. Makalenin tam metni
Young, J. E., Klosko, J. S., & Weishaar, M. E. (2003). Schema therapy: A practitioner’s guide. Guilford Press. Kitabın kavramsal model bölümü