Giriş
Şema terapi, Jeffrey Young tarafından geliştirilen, bilişsel-davranışçı terapinin temellerini koruyarak psikodinamik, bağlanma, gestalt ve nesne ilişkileri yaklaşımlarını bütünleştiren özümseyici bir psikoterapi modelidir (Dost, 2020; Karaca & Ateş, 2019). Bu yaklaşım, erken dönem uyumsuz şemaların psikopatolojinin temel kaynağı olduğunu kabul ederek semptomların kökenine inmeyi hedefler (Aksoy & Ünübol, 2021; Karaca & Ateş, 2019). Şema terapi, özellikle kronik ve tedavisi güç psikolojik bozuklukların tedavisinde etkili sonuçlar veren bir yöntem olarak kabul görmektedir (Aksoy & Ünübol, 2021). Bu inceleme yazısında, şema terapi sürecinde danışanın üstlendiği roller, sorumluluklar ve sürece aktif katılımının terapi sonuçları üzerindeki etkisi alanyazın çerçevesinde ele alınmaktadır.
Şema Terapinin Kuramsal Çerçevesinde Danışanın Konumu
Şema terapi, danışanın çocukluk döneminde karşılanmamış temel duygusal ihtiyaçları sonucu oluşan erken dönem uyumsuz şemaları merkeze alan bir yaklaşımdır (Aksoy & Ünübol, 2021; Karaca & Ateş, 2019; Sarı, 2019). Bu kuramsal çerçevede danışan, yalnızca mevcut semptomlarıyla değil, bu semptomların gelişimsel kökenleriyle birlikte ele alınır (Aksoy & Ünübol, 2021). Şema terapi, bilişsel davranışçı terapi uygulamalarından farklı olarak sadece var olan semptomlar üzerinde değil, doğrudan bu semptomların gelişimi ile ilgilenmektedir (Aksoy & Ünübol, 2021). Bu bağlamda danışan, kendi yaşam öyküsünün, erken dönem deneyimlerinin ve bunların şimdiki zamandaki yansımalarının aktif bir keşifçisi konumundadır.
Danışanın şema terapi sürecine uygunluğunun değerlendirilmesi, ilk seanslardan itibaren başlayan kritik bir süreçtir. İlk seansta danışanın sorunları, terapi hedefleri ve karşılanmamış duygusal ihtiyaçları hakkında konuşulmakta, böylece şema terapinin danışan için uygun olup olmadığına karar verilmektedir (Kavurkacı, 2023). Baykal (2023) tarafından sunulan vaka çalışmasında da danışanın çocukluk dönemi travmalarının bulunması, ebeveynlerle ilgili sorunlarının ve ilişki problemlerinin yoğun olması nedeniyle şema terapi yaklaşımıyla çalışmanın uygun olduğuna karar verildiği belirtilmiştir. Bu değerlendirme süreci, danışanın kendi yaşam öyküsünü paylaşmasını ve terapistle birlikte sorunlarını anlamlandırmasını gerektirmektedir.
Psikoterapi sürecinde danışan, pasif bir alıcı olmaktan ziyade tedaviye aktif olarak dahil olan sürecin önemli bir parçası olarak görülmektedir (Yorulmaz & Zörer, 2022). Bu genel ilke, şema terapide özellikle belirgin bir şekilde kendini göstermektedir; çünkü şema terapi, danışanın kendi şemalarını tanıması, bunların kökenlerini anlaması ve değişim sürecine bizzat katılmasını gerektiren bir yaklaşımdır. Danışanın terapiye beraberinde getirdiği kişisel ve çevresel etmenler—destekleyici aile üyeleri, başa çıkma becerileri, azim ve ego gücü gibi—terapi sonucunu doğrudan etkilemektedir (Dost, 2020).
Değerlendirme Sürecinde Danışanın Aktif Katılımı
Şema terapinin değerlendirme evresinde danışan, çeşitli ölçeklerin uygulanması yoluyla kendi şemalarını, modlarını ve başa çıkma biçimlerini keşfetme sürecine aktif olarak katılır. Karaca ve Gürsoy (2019) tarafından sunulan mükemmeliyetçilik vakasında danışana Young Mod Ölçeği, Young Şema Ölçeği, Young Ebeveynlik Ölçeği, Young-Rygh Kaçınma Ölçeği ve Young Telafi Ölçeği uygulanmıştır. Benzer şekilde Karaca ve Ateş (2019) tarafından sunulan yaygın kaygı bozukluğu vakasında da Beck Depresyon Ölçeği, Şema Ölçeği, Şema Mod Ölçeği, Young Anne Babalık Ölçeği ve SCL-90 gibi ölçekler kullanılmıştır. Bu ölçeklerin uygulanması, danışanın kendi iç dünyasını ve deneyimlerini dürüstçe yansıtmasını gerektirmekte, dolayısıyla danışanın öz-bildirim kapasitesi değerlendirme sürecinin güvenilirliğini doğrudan belirlemektedir.
Şema terapide şemaların varlığı ve modların isimlendirilmesi, kişinin şema ölçeklerinden aldığı puanlamalara göre yapılmaktadır (Yakın, 2014). Bu durum, danışanın ölçeklere verdiği yanıtların doğruluğunun ve içtenliğinin terapi sürecinin temelini oluşturduğunu göstermektedir. Danışanın değerlendirme sürecindeki açıklığı ve işbirliği, doğru bir kavramsallaştırma yapılabilmesi için zorunludur.
Terapötik İlişkide Danışanın Rolü
Şema terapide terapi ilişkisi, değişim sürecinde temel bir unsur olarak kabul edilmekte ve terapötik ilişkinin kendisi bir terapi tekniği olarak kullanılmaktadır (Yakın, 2014). Danışanlarla açık ve empatik bir ilişki kurabilmek hem bilişsel terapinin hem de şema terapinin temel amaçlarından biridir (Yakın, 2014). Bu ilişkisel çerçevede danışanın rolü, terapistle güvenli bir bağ kurarak kendi şemalarının seans içinde tetiklenmesine izin vermek ve bu tetiklenmeleri terapistle birlikte çalışmaktır (Yakın, 2014).
Terapist ile danışan arasındaki ilişki, düzeltici duygusal deneyimin ve empatik yüzleştirmenin oluşmasına zemin hazırlar (Aksoy & Ünübol, 2021). Bu süreçte danışan, terapistin sınırlı yeniden ebeveynlik yaklaşımına açık olmayı, çocukluk döneminde karşılanmamış ihtiyaçlarının terapi ilişkisi içinde kısmen karşılanmasına izin vermeyi kabul etmektedir. Baykal (2023), borderline örüntüler gösteren danışanlarla şema terapi uygulaması yapılırken danışanların çocukluk deneyimlerini keşfetmesinin ve terapötik ilişkinin doğasına ve gücüne daha fazla vurgu yapmanın oldukça önemli olduğunu belirtmiştir.
Ancak terapötik ilişki her zaman sorunsuz ilerlemez. Sarı (2019) tarafından gerçekleştirilen konuşma analizi çalışmasında, şema terapi seanslarında terapist ve danışan arasındaki kaçınma örüntüsü incelenmiştir. Bu çalışmada danışanın terk edilme, duygusal yoksunluk ve boyun eğme şemalarının olduğu ve kopuk korungan modunun seanslarda aktif olduğu tespit edilmiştir (Sarı, 2019). Analiz sonuçlarına göre danışanın geri çekildiği ve terapistin terapi diyaloğundaki anlaşmazlığı onaramadığı gözlenmiştir (Sarı, 2019). Bu bulgular, danışanın şemalarının ve başa çıkma modlarının terapi ilişkisini doğrudan etkilediğini ve danışanın bu örüntülerinin farkında olmasının terapi sürecinin ilerlemesi açısından kritik olduğunu göstermektedir.
Terapist ve danışan arasındaki kaçınma örüntüsünün analiz edilmesi, terapötik ittifakta kırılma ile ilgili bilgi vermesi açısından önemlidir (Sarı, 2019). Şema terapi yaklaşımı açısından bakıldığında, danışanın ihtiyaçları ile terapistin şeması ve başa çıkma modları arasında bir uyuşmazlık olabileceği düşünülebilir (Sarı, 2019). Bu bağlamda danışanın, terapi ilişkisindeki zorlukları fark edebilmesi ve bunları terapistle paylaşabilmesi, terapi sürecinin etkinliği açısından belirleyici bir rol oynamaktadır.
Terapötik ittifak kavramı çerçevesinde terapist ve danışanın terapideki görevler, terapinin amaçları ve aralarındaki karşılıklı güveni yansıtan duygulanımsal bağ konusunda hemfikir olmaları gerekmektedir (Yakın, 2014). Bilişsel terapi yazınını gözden geçiren çalışmalar, değişim sürecinde terapötik ittifakın herhangi bir teknik bileşen kullanımından çok daha etkili olduğu konusunda uzlaşmaktadır (Yakın, 2014). Bu durum, danışanın terapötik ilişkiye yatırım yapmasının ve bu ilişkiyi sürdürme konusundaki motivasyonunun terapi sonuçlarını doğrudan belirlediğini ortaya koymaktadır.
Danışanın Farkındalık Geliştirme ve İçgörü Kazanma Süreci
Şema terapide danışanın en temel rollerinden biri, kendi şemalarının, modlarının ve başa çıkma biçimlerinin farkına varmasıdır. Karaca ve Gürsoy (2019) tarafından sunulan vakada danışanın, düşünce ve davranışlarının şema ve mod bağlantılı kökenlerini fark ettikten sonra rasyonel alternatif düşünce geliştirme çalışmalarına geçebildiği belirtilmiştir. Bu süreç, danışanın kendi iç dünyasını gözlemleme, anlama ve anlamlandırma kapasitesini geliştirmesini gerektirmektedir.
Danışanın şeması ile kendisi arasına mesafe koyabilmesi, şema terapinin temel hedeflerinden biridir (Karaca & Gürsoy, 2019). Bu mesafe koyma süreci, danışanın şemalarının kökenlerini ve bu şemaları devam ettirmenin işlevini sorgulamasını içermektedir (Karaca & Gürsoy, 2019). Karaca ve Ateş (2019) tarafından sunulan vakada danışanın "Şema ile arama soğuk bir levha koydum" ifadesi, bu mesafe koyma sürecinin danışan tarafından nasıl deneyimlendiğini somut bir şekilde örneklemektedir.
Danışanın farkındalık geliştirme süreci, terapi başlangıcında bazı zorluklarla karşılaşabilir. Karaca ve Gürsoy (2019) tarafından sunulan vakada danışan, sürecin başında değerlendirilme ve yargılanma endişeleri olduğunu fakat ilerleyen süreçte bu endişelerinin azaldığını ve dolayısıyla kendisini daha rahat açmaya başladığını ifade etmiştir. Bu bulgu, danışanın terapi sürecine güven duymasının ve kendini açma cesaretini göstermesinin zaman içinde gelişen bir süreç olduğunu göstermektedir.
Bilişsel, Yaşantısal ve Davranışsal Tekniklerde Danışanın Katılımı
Şema terapi, bilişsel, yaşantısal ve davranışsal olmak üzere üç temel strateji grubunu kullanmaktadır (Karaca & Ateş, 2019; Karaca & Gürsoy, 2019). Bu stratejilerin her birinde danışanın aktif katılımı zorunludur.
Bilişsel teknikler açısından danışan, şemalarının avantaj ve dezavantajlarını sorgulamak, rasyonel alternatif düşünceler geliştirmek ve şemalarla ilişkili inançlarını test etmekle yükümlüdür. Karaca ve Ateş (2019) tarafından sunulan vakada danışanın cezalandırıcılık şemasıyla hareket edip sokaktaki her hatalı davranışı cezalandırmak gerektiği inancının avantajı ve dezavantajının sorgulatıldığı belirtilmiştir. Bu tür bilişsel çalışmalar, danışanın kendi düşünce kalıplarını eleştirel bir gözle incelemesini ve alternatif bakış açıları geliştirmesini gerektirmektedir.
Yaşantısal teknikler, danışanın duygusal düzeyde çalışmasını ve çocukluk deneyimlerini yeniden işlemesini içermektedir. Bu teknikler, danışanın geçmiş deneyimlerini duygusal olarak yeniden yaşamasını ve bu deneyimlere yeni anlamlar yüklemesini gerektirdiğinden, danışanın duygusal açıklığı ve cesareti kritik öneme sahiptir. Baykal (2023) tarafından sunulan çevrimiçi şema terapi vakasında, travmatik anıları çalışırken yaşanan güçlüklere değinilmiş ve danışanın bu süreçteki aktif katılımının önemi vurgulanmıştır.
Davranışsal örüntü bozma teknikleri ise danışanın terapi dışında, günlük yaşamında yeni davranış kalıpları denemesini gerektirmektedir (Karaca & Ateş, 2019; Karaca & Gürsoy, 2019). Bu teknikler, danışanın eski alışkanlıklarını ve başa çıkma biçimlerini terk ederek yeni ve daha sağlıklı davranış örüntüleri geliştirmesini hedefler. Danışanın bu değişimleri günlük yaşamına taşıma konusundaki motivasyonu ve kararlılığı, terapi sonuçlarını doğrudan etkilemektedir.
Danışanın Terapi Hedeflerinin Belirlenmesindeki Rolü
Şema terapide terapi hedefleri, danışan ve terapist tarafından birlikte belirlenmektedir. Karaca ve Ateş (2019) tarafından sunulan vakada, ilk görüşme değerlendirmesinin sonunda danışanla beraber belirlenen terapi hedeflerinin uygun şekilde öfke ifadesi ve öfke kontrolü yapabilme ile güvenlik endişelerini azaltma olduğu belirtilmiştir. Benzer şekilde Karaca ve Gürsoy (2019) tarafından sunulan vakada da danışanın mükemmeliyetçiliğinde merkezi rol oynayan şemaların zayıflatılması ve sağlıklı yetişkin tarafın güçlendirilmesi terapi hedefi olarak belirlenmiştir.
Bu hedef belirleme süreci, danışanın kendi sorunlarını tanımlama, önceliklendirme ve değişim için motivasyon geliştirme kapasitesini gerektirmektedir. Danışanın terapi hedeflerine sahip çıkması ve bu hedefler doğrultusunda çaba göstermesi, şema terapinin başarısı için belirleyici bir faktördür. Danışan tercihlerinin psikoterapi sürecinde önemli bir etkiye sahip olduğu ve bu tercihlerin tedavi sonuçlarını etkilediği alanyazında vurgulanmaktadır (Yorulmaz & Zörer, 2022).
Danışanın Değişime Karşı Direnci ve Başa Çıkma Modları
Şema terapide danışanın değişime karşı gösterdiği direnç, genellikle uyumsuz başa çıkma modları çerçevesinde kavramsallaştırılmaktadır. Danışanın kaçınma, teslim olma veya aşırı telafi gibi başa çıkma biçimleri, terapi sürecinde de kendini gösterebilmektedir. Terapi sürecinde çaba göstermek ve değişime kapı açmak her zaman arzu edilen bir şey olmayabilir; danışan sorunlu fakat kendine tanıdık olan alandan uzaklaşıp bilinmeyen bir süreç olan iyileşme sürecine geçmeye cesaret edemeyebilir (Alpaydın vd., 2016). Çevresine belli bir şema etkisinde bakan kişi, diğer tüm olasılıkları bu çerçevenin dışında tutarak her seferinde kendini doğrulamayı başarır ve bu da direnci besleyen bir unsurdur (Alpaydın vd., 2016).
Sarı (2019) tarafından yapılan çalışmada, şema terapi seanslarında danışanın kopuk korungan modunun aktif olduğu ve bu modun terapi ilişkisini olumsuz etkilediği gözlenmiştir. Danışanın geri çekilmesi ve terapistin bu durumu onaramaması, terapötik ittifakta kırılmaya yol açmıştır (Sarı, 2019). Bu bulgular, danışanın kendi başa çıkma modlarını tanıması ve bunların terapi sürecini nasıl etkilediğini anlamasının önemini ortaya koymaktadır.
Yakın (2014) ise bağımlı kişilik örüntüsü gösteren danışanlarla şema terapi uygulamasında, terapistin hali hazırda var olan terapi deneyimi üzerine danışanla konuşmaya hazır olması gerektiğini, hatta şemalar üzerine konuşabilmek için danışanın mevcut şemalarının seans içinde tetiklenmesini desteklemesi gerektiğini vurgulamıştır. Bu yaklaşım, danışanın kendi şemalarının tetiklenmesine tanıklık etmesini ve bu deneyimi terapötik bir fırsata dönüştürmesini gerektirmektedir.
Danışanın Sağlıklı Yetişkin Modunun Güçlendirilmesi
Şema terapinin temel hedeflerinden biri, danışanın sağlıklı yetişkin modunun güçlendirilmesidir (Karaca & Gürsoy, 2019). Bu mod, danışanın kendi ihtiyaçlarını tanıyabilen, sınır koyabilen, duygularını düzenleyebilen ve sağlıklı ilişkiler kurabilen tarafını temsil etmektedir. Danışanın bu modu güçlendirmesi, terapi sürecinde öğrenilen becerilerin günlük yaşama aktarılmasını ve terapi sonrasında da sürdürülmesini sağlamaktadır.
Danışman, danışanlarına bilişsel, duygusal, ilişkisel ve davranışsal kalıplarının değiştirilmesinde ve temel duygusal gereksinimlerini fark ederek karşılanmaları noktasında çeşitli yollar öğrenmelerine yardımcı olur (Aksoy & Ünübol, 2021). Ancak bu öğrenme sürecinin başarısı, büyük ölçüde danışanın bu yolları benimsemesine ve uygulamasına bağlıdır. Danışanın sağlıklı yetişkin modunu güçlendirmesi, bir anlamda kendi terapistinin rolünü üstlenmeye başlaması anlamına gelmektedir.
Sonuç
Şema terapide danışan, terapi sürecinin merkezinde yer alan ve sürecin her aşamasında aktif katılım gösteren bir role sahiptir. Değerlendirme aşamasından başlayarak hedef belirleme, terapötik ilişki kurma, bilişsel-yaşantısal-davranışsal tekniklere katılım ve sağlıklı yetişkin modunun güçlendirilmesine kadar uzanan bu süreçte danışanın motivasyonu, açıklığı, cesareti ve işbirliği terapi sonuçlarını doğrudan belirlemektedir. Alanyazındaki vaka çalışmaları, danışanın aktif katılımının şema terapinin etkinliği için vazgeçilmez olduğunu tutarlı bir şekilde ortaya koymaktadır (Baykal, 2023; Karaca & Ateş, 2019; Karaca & Gürsoy, 2019; Sarı, 2019; Yakın, 2014). Şema terapinin özümseyici bütüncül yapısı (Dost, 2020), danışandan çok yönlü bir katılım ve esneklik talep etmekte; bu da danışanın rolünü diğer terapi yaklaşımlarına kıyasla daha kapsamlı ve çok boyutlu kılmaktadır. Gelecek araştırmaların, danışanın terapi sürecindeki aktif rolünün terapi sonuçları üzerindeki etkisini sistematik olarak incelemesi önerilmektedir.
Kaynakça
Aksoy, F., & Ünübol, H. (2021). Ergenlerde internet bağımlılığı ile şema mekanizmaları arasındaki ilişki. Bağımlılık Dergisi, 22(2), 103–113. https://doi.org/10.51982/bagimli.806920
Alpaydın, N., Çimen, M., Erol, B. T., & Sevi, O. M. (2016). Bilişsel davranışçı terapide direnç ve motivasyonel görüşme teknikleri. Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar–Current Approaches in Psychiatry, 8(2), 94. https://doi.org/10.18863/pgy.22890
Baykal, N. B. (2023). Approaching borderline personality patterns and relationship problems with online schema therapy: A case study. Ayna Klinik Psikoloji Dergisi, 10(1), 165–187. https://doi.org/10.31682/ayna.1071857
Dost, M. T. (2020). Psikolojik danışma ve psikoterapide bütünleşmeye doğru. Opus Toplum Araştırmaları Dergisi, 1–1. https://doi.org/10.26466/opus.688166
Kavurkacı, E. Z. (2023). Dini takıntılar ve şema terapi: Manevi danışmanlık perspektifinden analizler. Türk Manevi Danışmanlık Ve Rehberlik Dergisi, (7), 9–49. https://doi.org/10.56432/tmdrd.1275642
Karaca, B. K., & Ateş, N. (2019). Yaygın kaygı bozukluğu ve öfke kontrol probleminde şema terapiyi kullanmak: Bir vaka üzerinden anlatım. Ayna Klinik Psikoloji Dergisi, 6(2), 169–182. https://doi.org/10.31682/ayna.438346
Karaca, B. K., & Gürsoy, M. O. (2019). Mükemmeliyetçiliği şema terapiyle ele almak: Bir vaka üzerinden anlatım. Ayna Klinik Psikoloji Dergisi, 6(3), 312–333. https://doi.org/10.31682/ayna.558846
Sarı, S. (2019). Terapi ilişkisinin terapist ve danışanın kaçınma örüntüleri açısından incelenmesi: Bir konuşma analizi çalışması. Ayna Klinik Psikoloji Dergisi, 6(2), 106–126. https://doi.org/10.31682/ayna.495378
Yakın, D. (2014). Bağımlı kişilik örüntüsü ve terapötik işbirliği: Şema odaklı bilişsel davranışçı terapi uygulaması. Ayna Klinik Psikoloji Dergisi, 1(2), 1–13. https://doi.org/10.31682/ayna.470585
Yorulmaz, O., & Zörer, B. (2022). Danışanların psikoterapi tercihlerine yönelik genel bir değerlendirme: Psikoterapinizi nasıl alırdınız? The Journal of Academic Social Sciences, 134(134), 1–14. https://doi.org/10.29228/asos.64686