Bağlanma alanında günlük dilde (ve kimi zaman akademik metinlerde) “bağlanma” ile “bağımlılık” kavramlarının birbirine karıştırıldığı, hatta bağlanmanın “bağımlılık” ile eşanlamlıymış gibi kullanılabildiği özellikle vurgulanmaktadır (Selvi & Sümer, 2018). Bu karışma, bir yandan bağlanmanın yakınlık ve güvenlik düzenleyen işlevleriyle; diğer yandan “bağımlılık” sözcüğünün Türkçede hem kişilerarası bağımlılık (interpersonal dependency) hem de bağımlılık/bağımlılık bozukluğu (davranışsal bağımlılıklar dâhil) anlamında kullanılabilmesiyle derinleşmektedir (İskifoğlu & İskifoğlu, 2020; Şahin vd., 2024; Sayıner & Akbağ, 2023). Bu nedenle “bağlanma ile bağımlılık farkı” tartışması, pratikte çoğu zaman tek bir ayrımdan ziyade iki ayrı ama ilişkili ayrımı kapsar: (i) bağlanma (attachment) ile kişilerarası bağımlılık ayrımı (Şahin vd., 2024; Selvi & Sümer, 2018); (ii) bağlanma ile davranışsal bağımlılık/addiction olgusunun ayrımı ve aralarındaki risk ilişkisi (Arık & Arik, 2019; İskifoğlu & İskifoğlu, 2020). Ayrıca bağlanma temelli çift/aile yaklaşımında “güvenli bağımlılık” gibi ifadelerin özellikle özerklikle uyumlu, sağlıklı bir karşılıklı dayanma (interdependence) anlamında kullanılması, “bağımlılık” kelimesinin patolojik çağrışımıyla kavramsal gerilim yaratabilmektedir (Durgut vd., 2024).
Bu inceleme, bağlanma kuramını yeniden özetlemek yerine, mevcut Türkçe derleme ve görgül bulgular üzerinden bağlanma–bağımlılık ayrımını netleştirmeyi; kavramların nerede kesiştiğini, nerede ayrıştığını ve klinik/ilişkisel düzeyde nasıl ayırt edilebileceğini tartışmayı amaçlamaktadır (Arık & Arik, 2019; Selvi & Sümer, 2018).
Ayrım İçin Temel Ölçütler: İşlev, Güdü, Özerklik ve “Kontrol”
1) Yakınlık arayışının işlevi: güvenlik düzenleme mi, yetersizlik/çaresizlik telafisi mi?
Bağlanmanın, en yalın biçimiyle, “yakınlık ve yakınlaşma ihtiyacından” doğduğu; buna karşılık bağımlılığın (burada kişilerarası bağımlılık anlamıyla) daha çok “ihtiyaçları karşılayamama endişesinden” türediği ayrımı doğrudan ifade edilmiştir (Selvi & Sümer, 2018). Bu ayrımın pratik sonucu şudur: bağlanma ilişkisinde yakınlık arayışı, stres ve belirsizlik koşullarında güvenliği yeniden tesis etmeye hizmet eden bir düzenleme davranışı olarak çerçevelenirken; kişilerarası bağımlılıkta yakınlık arayışı daha çok kişinin kendi başına baş edebilme kapasitesine dair kaygı/çaresizlik temasıyla iç içe geçebilmektedir (Oflazer & Saraçlar, 2018; Şahin vd., 2024; Selvi & Sümer, 2018). Nitekim bağlanma temelli yaklaşımlarda bağın, “güvenli bir barınak/güvenli dayanak” sağlayan bir işleve sahip olduğu; belirsizlik ve korkunun bağlanma ihtiyaçlarını harekete geçirdiği ilkeler düzeyinde belirtilmiştir (Arık & Arik, 2019; Durgut vd., 2024). Bu işlev vurgusu, bağlanmayı “yakınlık = bağımlılık” şeklinde tek boyutlu okumayı sınırlar; çünkü güvenli bağlanma düzenekleri, yalnızca yapışma değil aynı zamanda güvenli uzaklaşma/keşif döngüsünü de varsayar (Arık & Arik, 2019; Durgut vd., 2024).2) Özerklikle ilişki: “güvenli bağımlılık” ile patolojik bağımlılık aynı şey değildir
Duygu odaklı çift/aile yaklaşımının bağlanma kuramına dayalı kavramsallaştırmasında açık bir ilke olarak “güvenli bağımlılık özerkliği tamamlar” ifadesi yer almaktadır (Durgut vd., 2024). Bu ilke, “bağımlılık” kelimesinin burada patolojik bir yetersizlikten ziyade, güvenli bağ içinde dayanma ve destek alabilme kapasitesini anlattığını; özerklikle karşıt değil tamamlayıcı görüldüğünü göstermektedir (Durgut vd., 2024). Buna karşılık kişilerarası bağımlılığı odağına alan derleme, bağımlılığın (insana/kişiye bağımlılık) davranışsal bağımlılığın bir alt başlığı olarak ele alınabildiğini; bu tür bağımlılık yaşayan kişilerin hem kendileri hem de yakınları için yaşamı zorlaştıran örüntüler gösterebildiğini vurgular (Şahin vd., 2024). Dolayısıyla aynı kelime (bağımlılık) iki bağlamda iki ayrı anlama kayabilir: (i) bağlanma temelli klinik dilde özerkliği destekleyen “güvenli dayanma” (Durgut vd., 2024); (ii) bağımlılık literatüründe işlevselliği bozan, ayrışmayı güçleştiren kişilerarası bağımlılık (Oflazer & Saraçlar, 2018; Şahin vd., 2024). Bu ikili kullanım, kavramsal karışmanın temel kaynaklarından biridir (Şahin vd., 2024; Selvi & Sümer, 2018).
Bu noktada bir nüans da sınıflama modellerinden gelir: Bağlanma stillerinin bazı çerçevelerde “kaçınma” ve “bağımlılık” gibi boyutlarla anıldığı; yani “bağımlılık” teriminin kimi metinlerde bağlanma stil boyutu olarak da kullanıldığı bildirilmiştir (Gör vd., 2017). Bu kullanım, “bağımlılık” kelimesinin her zaman patolojiyi işaret etmediğini; ancak terimin boyut adı olarak kullanılmasıyla klinik bağımlılık (dependency/addiction) arasındaki ayrımın daha da dikkatle yapılması gerektiğini düşündürür (Durgut vd., 2024; Gör vd., 2017).
3) “Kontrol kaybı” ve olumsuz sonuçlara rağmen sürdürme: bağımlılık/addiction tarafının ayırt edici imzası
Davranışsal bağımlılık tanımlarında ayırt edici öğeler, olumsuz sonuçlarına rağmen aşırı davranışın sürmesi, davranışı yapmaya yönelik aşırı istek ve davranış üzerinde kontrol kaybı olarak özetlenmiştir (İskifoğlu & İskifoğlu, 2020). Benzer biçimde kişilerarası bağımlılık derlemesi de bağımlılığın biyopsikososyal etkileri olabildiğini ve bağımlılık örüntüsünün kişinin ve yakın çevresinin yaşamını zorlaştırabildiğini vurgular (Şahin vd., 2024). Bu çerçeve, bağlanma davranışının kendisini otomatik olarak “bağımlılık” yapmaz: bağlanma yakınlık arayışıyla ilgili olsa da; “kontrol kaybı”, “olumsuz sonuçlara rağmen ısrar” gibi bağımlılık imzaları özellikle davranışsal bağımlılık/addiction sınıflamasında merkezi görünmektedir (İskifoğlu & İskifoğlu, 2020; Sayıner & Akbağ, 2023). Bu nedenle “biriyle yakın olmak istemek” (bağlanma) ile “yakınlık/davranış üzerinden kontrol kaybı yaşamak ve zarar görmeye rağmen sürdürememek” (bağımlılık) klinik açıdan aynı düzlemde okunmamalıdır (Durgut vd., 2024; İskifoğlu & İskifoğlu, 2020; Şahin vd., 2024).
4) Bilişsel temsil ve şema düzeyi: bağlanma temsilleri ile “bağımlılık şeması”nı ayırmak
Bağlanma ile bağımlılık arasındaki farkın bilişsel öğelerle ilişkili olduğuna; güvenli bağlanmanınbağlanmanın “zihinsel temsili” ile sonuçlanabildiğine, bağımlılıkta ise zihinsel temsillerin bulunmasının her zaman tanımlayıcı bir ölçüt olmadığına dair bir ayrım doğrudan dile getirilmiştir (Selvi & Sümer, 2018). Öte yandan şema terapi literatürünü özetleyen derleme; erken dönemde karşılanmayan duygusal ihtiyaçlar ve olumsuz yaşantılar temelinde “erken dönem uyumsuz şemalar”ın oluştuğunu ve bunların yetişkinlikte işlevsel olmayan örüntüler yaratabildiğini belirtir (Kaya & Karahasanoğlu, 2019). Bu bağlamda “bağımlılık şeması” gibi şemaların; algılanan yetersiz bakım ve (bazı şemalarla birlikte) aşırı korumacı ebeveynlik biçimleriyle ilişkili bulunabildiği aktarılmıştır (Kaya & Karahasanoğlu, 2019). Kişilerarası bağımlılık derlemesi de otoriter/katı/aşırı koruyucu ebeveynlik stillerinin bağımlılık düzeyindeki artışla ilişkili olabildiğini belirtir (Şahin vd., 2024). Dolayısıyla bağlanma temsilleri ile “bağımlılık şeması” aynı şey değilse de, erken ilişki örüntülerinin hem bağlanma temsilleriyle hem de bağımlılık/bağımlılık şemasıyla ilişkili biçimde ele alınabildiği; yani ayrımın “ilişkisizlik” değil “işlev ve örgütlenme farkı” üzerinden kurulmasının daha tutarlı olduğu görülür (Kaya & Karahasanoğlu, 2019; Şahin vd., 2024; Selvi & Sümer, 2018).
Kesişim Alanları: Güvensiz Bağlanma Örüntülerinin Bağımlılık Biçimleriyle İlişkisi (Ama Eşdeğerlik Değil)
1) Güvensiz bağlanma bir risk zemini olabilir; ancak “bağlanma = bağımlılık” sonucu çıkmaz
Bazı bağımlılık alanı derlemeleri, güvenli bağlanmayı koruyucu; güvensiz bağlanmayı ise risk artırıcı bir çerçevede tartışmıştır (İskifoğlu & İskifoğlu, 2020; Şahin vd., 2024). Örneğin çevrimiçi satın alma davranışı derlemesinde, kaygılı bağlanmanın çevrimiçi kompulsif satın alma ile pozitif; güvenli bağlanmanın ise negatif ilişkili bulunabildiği aktarılırken, güvenli bağlanma “kalkan” benzeri koruyucu bir bağlamda yorumlanmıştır (İskifoğlu & İskifoğlu, 2020). Sosyal medya bağımlılığı–bağlanma ilişkisini inceleyen derleme de daha yoğun ve işlevsiz sosyal medya kullanımı ile güvensiz bağlanma tarzları arasında olumlu ilişki bulunduğuna dair araştırma sonuçlarını bir araya getirmiş; ayrıca bağımlılığın öz-düzenleme/kendini yatıştırma girişimi olarak okunabildiği ve “bağlanma bozukluğu” şeklinde kavramsallaştırılabildiğini raporlamıştır (Sayıner & Akbağ, 2023). Bu bulgular bağlanma ile bağımlılık arasında ilişki kurulabildiğini gösterse de, ilişki kurulması kavramların özdeş olduğu anlamına gelmez; tersine, güvensiz bağlanmanın farklı koşullarda bağımlılığa yatkınlıkla ilişkilenebilen bir zemin oluşturabildiği ama kavramsal düzeyde bağlanma ihtiyacının bağımlılık ölçütlerine indirgenemeyeceği anlaşılmaktadır (İskifoğlu & İskifoğlu, 2020; Sayıner & Akbağ, 2023; Selvi & Sümer, 2018).
2) Duygu düzenleme “mekanizma” olarak öne çıkar: bağlanma–bağımlılık hattında aracılık bulguları
Ergenlerde anne-babaya bağlanma ile akıllı telefon bağımlılığı arasındaki ilişkide duygu düzenleme güçlüğünün aracı rolünü test eden çalışma; akıllı telefon bağımlılığı ile anneye/babaya bağlanma arasında negatif ilişkiler; duygu düzenleme güçlüğü ile anneye/babaya bağlanma arasında da negatif ilişkiler bulmuştur (Arık & Arik, 2019). Aynı çalışma, anneye bağlanmanın akıllı telefon bağımlılığını yordamasında duygu düzenleme güçlüğünün tam aracı, babaya bağlanmada ise kısmi aracı rolünün anlamlı olduğunu raporlayarak, bağlanmadan bağımlılığa uzanan hatta duygu düzenleme süreçlerinin açıklayıcı olabileceğini göstermiştir (Arık & Arik, 2019). Bu vurgu, bağlanma literatüründe bağlanma ilişkilerinin yatıştırma ve güven hissi üzerinden duygu düzenleme süreçlerini etkileyebileceği yönündeki görüşlerle de uyumludur (Arık & Arik, 2019; Oflazer & Saraçlar, 2018). Böylece “bağımlılık” olgusunun bazı görünümlerinde (ör. akıllı telefon) bağlanma ihtiyaçlarının doğrudan “aşırı sevme” şeklinde değil, duygu düzenleme kapasitesiyle ilişkili bir yoldan risk oluşturabildiği ileri sürülebilir; fakat bu yorum, ilgili çalışmalarda ortaya konan aracılık modelinin sınırları içinde kalmak koşuluyla anlamlıdır (Arık & Arik, 2019; Oflazer & Saraçlar, 2018; Sayıner & Akbağ, 2023).
3) Kişilerarası bağımlılık: ayrılma-bireyleşme güçlükleri ve yas/ayrılık temalarıyla birleşebilir
Uzamış yas bağlamında yapılan inceleme, güvensiz bağlanma ve kişilerarası bağımlılık gibi ayrılma-bireyleşme güçlükleriyle yakından ilişkili problemlerin uzamış yas açısından risk faktörü olabileceğini aktarmaktadır (Oflazer & Saraçlar, 2018). Aynı metin, bağımsızlık ve “bağımlılık/ilişkililik” dengesinin bozulmasının; tutarlı ve kalıcı benlik imgesi oluşturma güçlükleri ve kendilik–öteki temsillerini sentezlemede sorunlarla ilişkilenebileceğini tartışır (Oflazer & Saraçlar, 2018). Bu çerçevede kişilerarası bağımlılık, bağlanmanın normatif “yakınlık arama” işlevinden farklı olarak ayrılma süreçlerinde kırılganlık ve başa çıkma yetersizliği ile daha doğrudan ilişkilendirilen bir örüntü olarak görünür (Oflazer & Saraçlar, 2018; Şahin vd., 2024). Nitekim kişilerarası bağımlılık derlemesi de bağımlılık örüntüsünün kişilerin bunu “kader” gibi görüp profesyonel destek aramamasına kadar uzanan biçimlerde sürdürülebildiğini ve bunun yaşamı zorlaştırabildiğini belirtir; ayrıca başa çıkmada bilişsel davranışçı terapinin (BDT) ele alındığını raporlar (Şahin vd., 2024). Bu bulgular, “bağlanma” ile “kişilerarası bağımlılık” arasındaki farkın özellikle ayrışma/ayrılık temalarında klinik olarak belirginleştiğini düşündürür (Oflazer & Saraçlar, 2018; Şahin vd., 2024; Selvi & Sümer, 2018).4) Romantik ilişkide “saplantı/sahiplenme” ile bağlanma örüntülerinin karışması: bağımlılık görünümü veren ama bağlanma içinde okunabilen örüntüler
Üniversite öğrencilerinde bağlanma stilleri ve aşk tutumlarını inceleyen çalışmada, “saplantılı bağlanma” ile “sahiplenici aşk” arasında pozitif korelasyon bulunmuş; saplantılı bağlanmanın bağımlılık, onay ihtiyacı ve duygusallık gibi özelliklerle ilişkilendirilebileceği; bu nedenle sahiplenici aşktaki kaybetme korkusuyla benzerlik taşıyabileceği tartışılmıştır (Yurtseven & Yulaf, 2022). Bu tür bulgular, romantik ilişkilerde bazı bağlanma örüntülerinin (özellikle kaygı/saplantı bileşenleri) “bağımlılık” gibi görünen davranışlara eşlik edebildiğini; fakat bunun her zaman bağımlılık bozukluğu anlamına gelmediğini, çoğu zaman bağlanma kaygısı örgütlenmesi içinde anlaşılabildiğini düşündürür (Durgut vd., 2024; Gör vd., 2017; Yurtseven & Yulaf, 2022). Nitekim sosyotelizm (phubbing) derlemesinde de kaygılı bağlanma stiline sahip bireylerin partnerin sosyotelizm davranışına daha fazla tepki verebildiği ve bunun ilişki doyumunu düşürebildiği aktarılmıştır (Koç & Sarı, 2023). Burada “bağımlılık” (ör. akıllı telefonla ilişkili problemli kullanım ve sosyotelizm) ile “kaygılı bağlanma” aynı şey değildir; ancak bağlanma kaygısının, partnerin erişilebilirlik/duyarlılık sinyallerine aşırı hassasiyet üzerinden çatışma ve doyum kaybına aracılık edebileceği gösterilmektedir (Durgut vd., 2024; Koç & Sarı, 2023).
5) Terapötik ilişkide bağlanma: “bağımlılaşma” korkusuyla karışabilen ama kuramsal olarak farklı bir süreç
Danışanın terapiste bağlanmasını ölçen ölçeğin Türkçe geçerlik-güvenirlik çalışması; danışan-terapist ilişkisini bağlanma kuramı çerçevesinde kavramsallaştıran bir ölçüm çerçevesi sunduğunu ve alt ölçeklerden birinin “saplantılı/bağımlı bağlanma” olarak adlandırıldığını göstermiştir (Anlı vd., 2017). Aynı çalışmada Bowlby’ye atıfla terapistin danışan için “güvenli bir liman” gibi işlev görebileceği; değişimin “terapiste güvenli bağlanma gerçekleştikten sonra” değil, “güvenli bağlanma geliştirme sürecinde” ortaya çıktığı kabulüne yer verilmektedir (Anlı vd., 2017). Bu vurgu, terapötik bağın doğası gereği “yakınlık” ve “güven” içerdiğini; ancak bunun otomatik olarak patolojik bağımlılık anlamına gelmediğini—aksine güvenli bağlanmanın inşasının terapötik mekanizma olarak görülebildiğini—gösterir (Anlı vd., 2017; Durgut vd., 2024). Dolayısıyla klinik uygulamada görev, “yakınlaşma = bağımlılık” varsayımıyla bağı kesmek değil; güvenli bağlanma ile saplantılı/bağımlı örüntüleri ayrıştırarak güvenli dayanma kapasitesini güçlendirmektir (Anlı vd., 2017; Durgut vd., 2024; Şahin vd., 2024).
Sonuç: Ayrımın Özeti ve Kavramsal Temizlik Önerisi
Mevcut Türkçe literatürün ortaklaştığı en kritik nokta, bağlanmanın sıklıkla bağımlılık ile karıştırıldığı; ancak iki olgunun kökensel güdüleri ve işlevleri bakımından ayrıştırılması gerektiğidir (Durgut vd., 2024; Şahin vd., 2024; Selvi & Sümer, 2018). Bağlanma, yakınlık arayışını güvenlik ve düzenleme işlevleriyle ilişkilendirirken; kişilerarası bağımlılık daha çok ihtiyaçları karşılayamama endişesi, ayrışma güçlüğü ve işlevsellik kaybı temalarıyla görünür hâle gelir (Oflazer & Saraçlar, 2018; Şahin vd., 2024; Selvi & Sümer, 2018). Davranışsal bağımlılık (addiction) çerçevesinde ise olumsuz sonuçlara rağmen sürdürme, aşırı istek ve kontrol kaybı gibi ölçütler ayırt edici olup, bağlanma davranışlarının bu ölçütlere indirgenmesi kavramsal hata riski taşır (İskifoğlu & İskifoğlu, 2020; Sayıner & Akbağ, 2023).
Bununla birlikte literatür, “tam ayrışma” kadar “kesişim” de göstermektedir: güvensiz bağlanma örüntüleri bazı davranışsal bağımlılıklar (sosyal medya, akıllı telefon, çevrimiçi satın alma) için risk zemini olarak raporlanmış; duygu düzenleme güçlüğü bu hatta aracılık edebilen bir mekanizma olarak öne çıkmıştır (Arık & Arik, 2019; İskifoğlu & İskifoğlu, 2020). Ayrıca romantik ilişkilerde saplantılı/kaygılı bağlanma örüntülerinin sahiplenicilik ve onay ihtiyacı gibi bağımlılık benzeri fenomenlerle birlikte görülebildiği; ancak bunun kavramsal olarak bağlanma içinde de açıklanabildiği bildirilmiştir (Durgut vd., 2024; Koç & Sarı, 2023; Yurtseven & Yulaf, 2022). Son olarak, bağlanma temelli terapötik yaklaşımlar “güvenli bağımlılığın özerkliği tamamladığını” açıkça savunarak, patolojik bağımlılık ile güvenli dayanma arasındaki sınırı kavramsal bir ilke düzeyinde çizmektedir (Durgut vd., 2024).
Bu nedenle, bağlanma–bağımlılık ayrımını netleştirmek için Türkçe literatürün işaret ettiği en uygulanabilir öneri şudur: “bağımlılık” kelimesi kullanılırken hangi düzeyin kastedildiği açıkça belirtilmelidir—(i) özerkliği destekleyen “güvenli dayanma” (bağlanma temelli dil) (Durgut vd., 2024); (ii) işlevselliği bozan kişilerarası bağımlılık (dependency) (Oflazer & Saraçlar, 2018; Şahin vd., 2024); (iii) kontrol kaybı ve olumsuz sonuçlara rağmen sürdürme ile tanımlanan davranışsal bağımlılık (addiction) (İskifoğlu & İskifoğlu, 2020; Sayıner & Akbağ, 2023). Bu kavramsal temizlik, hem araştırma bulgularının yorumlanmasını hem de klinik müdahale hedeflerinin (güvenli bağ inşası, duygu düzenleme kapasitesi, ayrışma-bireyleşme) daha tutarlı kurulmasını kolaylaştırır (Anlı vd., 2017; Arık & Arik, 2019; Durgut vd., 2024; Oflazer & Saraçlar, 2018).
Kaynakça
Anlı, İ., Can, Y., & Evren, C. (2017). Erkek alkol kullanım bozukluğu hastalarında patolojik narsisizmin erken dönem uyumsuz şemaların gelişimi üzerindeki etkisi. Psikiyatride Guncel Yaklasimlar - Current Approaches in Psychiatry, 9(1), 63–63. https://doi.org/10.18863/pgy.281127
Arık, E., & Arik, B. T. (2019). Büyük veri ve derlem anlambilim açısından aşk kavramı: Anlam, gönderim ve metafor. Psikoloji Çalışmaları / Studies in Psychology, 39(1), 151–178. https://doi.org/10.26650/sp2019-0011
Durgut, R., İleri, B. N. A., İskender, M., & Demir, S. C. (2024). Türkiye’de bilinçli farkındalık ile ilgili yapılan çalışmaların incelenmesi: Sistematik bir derleme. Uluslararası Düzce Eğitim Bilimleri Dergisi, 2(1), 71–85. https://doi.org/10.62195/ijdes.1483034
Gör, N., Yiğit, İ., Akik, B. K., & Ertürk, İ. Ş. (2017). The legacy of the past and the map of the future: Early maladaptive schemas. Nesne Psikoloji Dergisi, 5(10). https://doi.org/10.7816/nesne-05-10-01
İskifoğlu, T. Ç., & İskifoğlu, G. (2020). A review on the phenomenon of interpersonal dependency. (2.3). https://doi.org/10.35365/ctjpp.20.03.26
Kaya, F. Ş., & Karahasanoğlu, G. (2019). Üniversite öğrencilerinde aşka ilişkin tutumlar, kişilik özellikleri ile bağlanma stilleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi. Marmara Universitesi Kadin Ve Toplumsal Cinsiyet Arastirmalari Dergisi, 3(1), 51–62. https://doi.org/10.26695/mukatcad.2019.27
Koç, S., & Sarı, S. (2023). Şemaların nesiller arası aktarımına dair bir derleme. FSM İlmî Araştırmalar İnsan Ve Toplum Bilimleri Dergisi, (22), 369–386. https://doi.org/10.16947/fsmia.1408519
Oflazer, K., & Saraçlar, M. (2018). Turkish natural language processing. https://doi.org/10.1007/978-3-319-90165-7
Sayıner, B., & Akbağ, M. (2023). Sosyotelizm: Farklı bağlamlarda bir değerlendirme. Akademik Hassasiyetler, 10(21), 80–115. https://doi.org/10.58884/akademik-hassasiyetler.1224292
Selvi, U., & Sümer, N. (2018). İş güvencesizliğinin etkileri: Temel yaklaşımlar ve olumsuz etkileri düzenleyici faktörler üzerine bir derleme. İş Ve İnsan Dergisi, 5(1), 1–17. https://doi.org/10.18394/iid.359726
Şahin, A. İ., Öztürk, İ., & Dirik, G. (2024). Çevrimiçi satın alma davranışı: Sistematik bir derleme. Journal of Dependence, 25(3), 320–335. https://doi.org/10.51982/bagimli.1390015
Yurtseven, C. S., & Yulaf, Y. (2022). Yetişkinlerde aldatma eğiliminin erken dönem uyum bozucu şemalar ve yakın ilişkilerde psikolojik eğilimler ile arasındaki ilişkisinin incelenmesi (Investigation of the relationship between adults of cheating tendency and psychological trends in early maladaptive schemes and close relations). Turk Turizm Arastirmalari Dergisi. https://doi.org/10.26677/tr1010.2022.980
.png)
.png)
