PsikoStudio Logo

PSIKOSTUDIO

BAĞLANMA KURAMI VE ŞEMA TERAPİ STÜDYOSU

Şema Terapisinde Terapistin Rolü

Terapötik İlişki

Şema terapisinde terapötik ilişki, tedavinin merkezinde yer alan ve diğer psikoterapi yaklaşımlarından belirgin biçimde ayrışan bir unsurdur. Şema terapisi, terapistin aktif, sıcak ve ebeveyn benzeri bir ilişki kurmasını gerektiren özgün bir terapötik ilişki modeli sunar (Faßbinder & Arntz, 2018; Gülüm, 2018; Oleśniewicz, 2022). Bu ilişki, danışanın erken dönemde karşılanmamış duygusal ihtiyaçlarına bir "panzehir" işlevi görmekte ve danışanın diğer insanlarla daha güvenli hissetmesine yardımcı olmaktadır (Faßbinder & Arntz, 2018). Terapötik ittifak, şema terapisinin hayati bir unsuru olarak kabul edilmekte ve tedavi sonuçlarının en güçlü yordayıcılarından biri olarak değerlendirilmektedir (Gülüm, 2018). Spinhoven vd.nin çalışmasına atıfla belirtildiği üzere, terapötik ittifak ve mod yaklaşımı gibi şema terapisine özgü unsurlar birbirleriyle etkileşime girerek tedavi sonuçlarını kolaylaştırmaktadır (Gülüm, 2018).

Terapötik ilişkinin kalitesi, terapistin danışanla kurduğu psikolojik temas, sıcaklık ve empatik anlayış gibi temel koşullarla doğrudan ilişkilidir (Burbridge-James & Iwanowicz, 2018). Şema terapisinde terapist, soğuk ve mesafeli bir profesyonel olmaktan ziyade, "etten kemikten bir insan" olarak danışanın karşısında yer alır; bu durum özellikle güven inşası açısından kritik öneme sahiptir (Oleśniewicz, 2022). Kolonia vd., şema terapisinin felsefi ilkelerinin, sıcak bir terapist-danışan ilişkisinin şema iyileşmesi için bir ön koşul olarak kabul edilmesini gerektirdiğini vurgulamıştır (Kolonia vd., 2019). Terapistin yakınlık ve karşılıklılığı teşvik eden bir tutum sergilemesi, duygusal mesafelenmeyi azaltarak şema iyileşmesini desteklemektedir (Kolonia vd., 2019).

Terapötik ilişkide "şimdi ve burada" odaklı çalışma da şema terapisinin önemli bir bileşenidir. Terapist, danışanın terapötik ilişki bağlamında sergilediği davranışlara anlık olarak yanıt verir ve terapötik müdahaleleri "şimdi ve burada" ilkesiyle uygular (Oleśniewicz, 2022; van Wijk-Herbrink vd., 2017). Bu yaklaşım, danışanın şema modlarının terapötik ilişki içinde doğrudan gözlemlenmesine ve ele alınmasına olanak tanımaktadır.

Sınırlı Yeniden Ebeveynlik (Limited Reparenting)

Sınırlı yeniden ebeveynlik, şema terapisinin ayırt edici ve en temel özelliklerinden biridir (Behary & Dieckmann, 2013; Faßbinder & Arntz, 2018; Oleśniewicz, 2022; Vos & Clercx, 2024). Bu kavram, terapistin profesyonel sınırlar dahilinde, danışanın çocukluk döneminde karşılanmamış temel duygusal ihtiyaçlarını karşılamak için aktif, şefkatli ve ebeveyn benzeri bir ilişki kurmasını ifade etmektedir (Faßbinder & Arntz, 2018; Vos & Clercx, 2024). Behary ve Dieckmann, sınırlı yeniden ebeveynliğin şema terapisinin "ayırt edici özelliği" olduğunu belirterek, bu süreçte (a) danışanın erken gelişim dönemindeki karşılanmamış temel ihtiyaçların ve bağlanma kopuklarının belirlenmesi ile (b) bu ihtiyaçların karşılanmasına yönelik çalışılması üzerine vurgu yapıldığını ifade etmiştir (Behary & Dieckmann, 2013).

Sınırlı yeniden ebeveynlik, danışanın bağımlılık ihtiyaçlarını kabul ederken aynı zamanda "sağlıklı yetişkin modunu" desteklemeyi amaçlamaktadır (Burbridge-James & Iwanowicz, 2018). Bu süreçte terapist, güvenli bir bağlanma ilişkisi oluşturarak danışanın çocukluk döneminde karşılanmamış ihtiyaçlarını mümkün olduğunca karşılamaya çalışır (Vos & Clercx, 2024). Faßbinder ve Arntz, bu ilişkinin olumsuz kişilerarası deneyimlere karşı bir panzehir işlevi gördüğünü ve danışanın diğer insanlarla daha güvenli hissetmesine yardımcı olduğunu belirtmiştir (Faßbinder & Arntz, 2018).

Sınırlı yeniden ebeveynliğin "sınırlı" niteliği özellikle vurgulanmalıdır. Terapist, profesyonel sınırlar içinde kalarak bu işlevi yerine getirir (Vos & Clercx, 2024). Terapi ilerledikçe ve danışanın sağlıklı yetişkin modu güçlendikçe, terapist bu işlevdeki rolünü kademeli olarak azaltır (Lacy, 2024). Bu geçiş süreci, danışanın kendi psikolojik ihtiyaçlarını bağımsız olarak yönetebilme kapasitesinin geliştirilmesiyle doğrudan ilişkilidir (Hepworth & Simpson, 2025).

Yeme bozuklukları ve kişilik bozuklukları gibi karmaşık komorbid durumların tedavisinde de sınırlı yeniden ebeveynlik yaklaşımının bilişsel, yaşantısal ve davranışsal teknikleri bir arada kullanarak danışanların kronik olarak karşılanmamış duygusal ihtiyaçlarını ele almada etkili olduğu gösterilmiştir (Hepworth & Simpson, 2025). Bağımlılık tedavisinde ise klinisyenlerin empatik yüzleştirme yaklaşımlarını, temel ihtiyaçları karşılayan ve acı veren şemaları iyileştiren sınırlı yeniden ebeveynlikle dengelemesi gerektiği belirtilmektedir (Lacy, 2024).

Empatik Yüzleştirme (Empathic Confrontation)

Empatik yüzleştirme, şema terapisinde terapistin kullandığı en önemli müdahale stratejilerinden biridir ve sınırlı yeniden ebeveynlikle birlikte şema terapisinin temel varsayımlarını oluşturmaktadır (Gülüm, 2018; Oleśniewicz, 2022). Bu teknik, bir yandan danışanın uyumsuz başa çıkma modlarının kökenlerine ve karşılanmamış ihtiyaçlarına yönelik empati göstermeyi, diğer yandan bu modların ve davranışların danışanın gerçek ihtiyaçlarına nasıl zarar verdiğini yüzleştirmeyi içeren diyalektik bir tutumu ifade etmektedir (Lacy, 2024).

Empatik yüzleştirmenin uygulanmasında terapist, danışanın algılarını ve davranışlarını doğrular, bu davranışlar ile erken uyumsuz şemalar, modlar ve çocukluk kökenleri arasındaki bağlantıları kurar; aynı zamanda danışanı bu davranışların sonuçları ve değişim gerekliliği ile yüzleştirir (Faßbinder & Arntz, 2018). Faßbinder ve Arntz, empatik yüzleştirmenin sınırlı yeniden ebeveynlikle örtüştüğünü belirterek, iyi ebeveynlerin güvenlik, sıcaklık ve övgü sağlamanın yanı sıra çocuğun davranışını değiştirmesi gerektiğinde açık ve sıcak geri bildirim verdiklerini, sınırlar koyduklarını ve özerkliği teşvik ettiklerini ifade etmiştir (Faßbinder & Arntz, 2018).

Simpson, empatik yüzleştirmenin özellikle "sahte kırılganlık" (pseudo vulnerability) gösteren başa çıkma modlarıyla çalışırken en önemli müdahale olduğunu vurgulamıştır (Simpson, 2023). Sahte kırılgan modlar, terapistin yüzleştirme girişimlerine karşı oldukça dirençli olabilir ve terapistlerin yöntemlerine kararlılıkla bağlı kalması gerekmektedir (Simpson, 2023). Empatik yüzleştirme, başa çıkma modunun koruyucu işlevine atıfta bulunurken aynı zamanda bu modun terapötik ilişki üzerindeki etkisini de ele alır (Simpson, 2023). Bu süreç, terapistin "sahte bir ilişkiye" boyun eğmek yerine, gerçek yeniden ebeveynliğin gerçekleşebileceği otantik bir bağlantı kurmakta ısrar etmesini gerektirir (Simpson, 2023).

Empatik yüzleştirmenin adımları şu şekilde özetlenebilir: yüzleştirmeden önce empati ve danışanın iyiliğine yönelik gerçek ilgiyi vurgulamak, ardından uyumsuz modların sonuçlarını ele almak (Lacy, 2024). Obsesif-kompulsif bozukluk tedavisinde de empatik yüzleştirme, empatik destekle birleştirilerek değişimi kolaylaştıran belirleyici bir faktör olarak değerlendirilmektedir (Semeniuc vd., 2023). Semeniuc vd., empatik yüzleştirme kullanılarak danışanın başa çıkma çocuk modunun farkına varmasının sağlandığını, bu modun kökeninin anlaşılmasıyla moda karşı daha şefkatli bir tutum geliştirilebildiğini ve modun daha kolay aşılabildiğini belirtmiştir (Semeniuc vd., 2023).

Grecucci vd., empatik yüzleştirmenin yaşantısal teknikler arasında önemli bir yere sahip olduğunu ve terapistin empatik tutumunun tüm terapötik müdahalelerin temeli olarak kabul edilebileceğini ifade etmiştir (Grecucci vd., 2020). Terapist, seanslar sırasında danışanın işlevsel olmayan örüntüleri neden sergilediğini anladığını gösterir ve bu örüntülerin travmatik çocukluk deneyimleriyle nasıl ilişkili olduğunu açıklar (Grecucci vd., 2020).

Şema Mod Çalışması

Şema mod çalışması, özellikle daha ağır kişilik bozukluklarının tedavisinde şema terapisinin temel müdahale stratejisini oluşturmaktadır (Faßbinder & Arntz, 2018; Oleśniewicz, 2022). Şema modları, belirli bir zaman diliminde baskın olan duygusal-bilişsel-davranışsal durumu tanımlayan, aktive olmuş şemaların ve başa çıkma stratejilerinin bir bileşimini ifade etmektedir; şemalar kalıcı (özellik benzeri) iken modlar geçici (durum benzeri) niteliktedir (Faßbinder & Arntz, 2018).

Terapist, mod çalışmasında "senin bir parçan" gibi kavramları kullanarak danışanın farklı modlarını somutlaştırır (Oleśniewicz, 2022). Bu yaklaşım, danışanların sorunlarının kökenini ve sürdürülme mekanizmalarını anlamalarına yardımcı olur ve terapistlerin her bir mod için spesifik teknikler uygulamasına olanak tanır (Faßbinder & Arntz, 2018). Vos vd., sandalye çalışmasının (Gestalt Terapisi ve Drama Terapisinden uyarlanan) danışanların şema modlarını daha somut hale getirdiğini ve modları "hissetmelerine" yardımcı olduğunu belirtmiştir (Vos vd., 2013). Terapist, geçmişten veya şimdiki zamandan gerçek sahneleri canlandırabilir, sahneleri yeniden yazabilir ve danışanın daha sağlıklı tutumları ve başa çıkma tepkilerini rol yapma yoluyla pratik etmesini sağlayabilir (Vos vd., 2013).

Mod çalışmasında terapist, uyumsuz modların uyumsuz sonuçlarını nazikçe işaret ederek değişimin gerekliliğini vurgular (Vos vd., 2013). Rol yapma ve rol değiştirme, danışanın modları tanımasına ve işlevlerini anlamasına yardımcı olan ek araçlar olarak kullanılabilir (Vos vd., 2013). Adli hasta popülasyonlarında, genel psikiyatri popülasyonunda yaygın olmayan modların (örneğin Yırtıcı modu, Zorba ve saldırı modu) ortaya çıkabileceğinin farkında olunması gerekmektedir (Oleśniewicz, 2022).

Korkmaz ve Soygüt, Türkiye'de cinsel saldırıya uğramış kadınlarla yürüttükleri şema terapi sürecinde, katılımcıların istismara uğramış çocuk, cezalandırıcı ebeveyn, talepkâr ebeveyn, öfkeli koruyucu, kaçınan ve kopuk koruyucu gibi çeşitli şema modlarının hikâyelerini aktardıklarını ve bu hikâyelerin sağlıklı yetişkine dönüşümünde önemli bir geçiş aşamasının deneyimlendiğini bulmuşlardır (Korkmaz & Soygüt, 2022). Bu geçiş aşaması; psikolojik ihtiyaçların karşılanması, öz-farkındalık, öz-kabul, öz-kontrol ve sağlıklı sınırlar, yüzleştirme ve normalleştirme unsurlarını içermektedir (Korkmaz & Soygüt, 2022).

Simpson, sahte kırılgan modlar olarak Şikâyetçi Koruyucu, Dikkat/Tanınma Arayışı, Öz-Acıma/Kurban ve yeni bir mod olarak Çaresiz Teslimci modlarını tanımlamış ve bu modların otantik Kırılgan Çocuk modundan ayırt edilmesinin terapötik süreç açısından kritik önem taşıdığını belirtmiştir (Simpson, 2023). Sahte kırılgan modların ardışık olarak ortaya çıktığı durumlarda, terapistlerin şefkatli ancak kararlı empatik yüzleştirmeye hazırlıklı olması gerekmektedir (Simpson, 2023).

Terapötik Sınırlar

Şema terapisinde sınır belirleme, terapistin danışanın uyumsuz modlarına açık, kararlı ve tutarlı ancak cezalandırıcı olmayan bir biçimde sınır koymasını ifade etmektedir (Oleśniewicz, 2022; Vos vd., 2013). Terapistin sınır koyarken cezalandırıcı ebeveyn modunu yansıtmaması büyük önem taşımaktadır (Oleśniewicz, 2022). Oleśniewicz, şema terapistinin sınırları açık ve atılgan bir biçimde belirlemesi gerektiğini ancak bunun asla cezalandırıcı olmaması gerektiğini vurgulamıştır (Oleśniewicz, 2022).

Adli hastalar, terapistler için özel bir zorluk oluşturmaktadır; ancak şema terapi modeli, terapiste bu
zorlukları yönetmek için etkili araçlar sunmaktadır (Oleśniewicz, 2022). Sınır belirleme sürecinde terapist, danışanın uyumsuz modlarını sınırlarken aynı zamanda bu modların koruyucu işlevini kabul eder ve danışanın temel ihtiyaçlarına empatik bir tutumla yaklaşır. Vos vd., sınır belirlemenin terapistin danışanın uyumsuz modlarına karşı net, kararlı ve sonuç odaklı ancak cezalandırıcı olmayan bir tutum sergilemesini gerektirdiğini belirtmiştir (Vos vd., 2013).

Sınırlı yeniden ebeveynliğin "sınırlı" niteliği, terapötik sınırların korunmasıyla doğrudan ilişkilidir. Terapist, profesyonel sınırlar dahilinde kalarak danışanın ihtiyaçlarını karşılamaya çalışır (Vos & Clercx, 2024). Adli ortamlarda çalışan terapistler, danışanların terapisti profesyonel rolünün dışına çıkmaya teşvik etme girişimleriyle karşılaşabilir; bu tür durumlarda sınırların korunması özellikle kritik hale gelmektedir (Vos vd., 2013).

Karşı Aktarım (Countertransference) ve Terapistin Kendi Şemaları

Şema terapisinde karşı aktarım kavramı, terapistin kendi erken uyumsuz şemalarının ve modlarının danışanla etkileşim sürecinde aktive olması olarak kavramsallaştırılmaktadır (ten Napel-Schutz vd., 2016). Ten Napel-Schutz vd., şema terapi terminolojisiyle karşı aktarımın "terapistteki şema veya mod aktivasyonları" olarak ifade edilebileceğini belirtmiştir (ten Napel-Schutz vd., 2016). Danışanın şemaları veya modları, terapistin şemaları veya modlarıyla çatışabilir; terapistin kendi şemalarını ve başa çıkma stillerini bilmesi, hataları önlemesine yardımcı olmaktadır (ten Napel-Schutz vd., 2016).

Simpson, sahte kırılgan modlarla çalışırken terapistin tipik karşı aktarım tepkilerinin tanınmasının, bu modların otantik Kırılgan Çocuk modundan ayırt edilmesinde önemli bir araç olduğunu vurgulamıştır (Simpson, 2023). Süpervizyon süreci, karşı aktarım tuzaklarından kaçınmada ve terapistin kendi Öz-Fedakârlık/Kurtarıcı moduna geri dönmesini engellemede kilit bir rol oynamaktadır (Simpson, 2023).

Semeniuc vd., OKB danışanlarıyla çalışan terapistlerin deneyimlerini nitel olarak incelemiş ve terapistler için iki ana tetikleyici kategori belirlemiştir: "değişime karşı algılanan direnç" ve "üstünlük" (Semeniuc vd., 2023). Terapistlerin tetikleyicilere verdikleri tepkiler, (1) eyleme dökülmeyen ve (2) danışanla ilişkide sergilenen mod süreçleri olarak sentezlenmiştir (Semeniuc vd., 2023). Eyleme dökülmeyen mod süreçlerinde, Talepkâr Ebeveynle ilişki içinde Kırılgan Çocuğun tetiklenmesi ve ardından tetikleyici kategorisine bağlı olarak çeşitli başa çıkma modlarının devreye girmesi gözlemlenmiştir (Semeniuc vd., 2023). Sergilenen modda ise çoğu terapist Sağlıklı Yetişkin modunda işlev göstermiştir (Semeniuc vd., 2023).

Terapistlerin Sağlıklı Yetişkin moduna geri dönmek için kullandıkları stratejiler arasında sürece odaklanma, öz-kabul, öz-şefkat, somatik topraklama stratejileri ve danışanın kaynaklarına odaklanma öne çıkmaktadır (Semeniuc vd., 2023). Fitzhardinge ve Pilkington, terapistlerin kendi olumsuz çocukluk deneyimlerinin erken uyumsuz şemalarla ilişkili olduğunu ve özellikle amansız standartlar ve boyun eğme şemalarının terapist tükenmişliğiyle bağlantılı olduğunu göstermiştir (Fitzhardinge & Pilkington, 2025). Bu bulgu, terapistlerin kendi şemalarının farkında olmalarının ve bunları ele almalarının hem kendi iyilikleri hem de tedavi kalitesi açısından ne denli önemli olduğunu ortaya koymaktadır (Fitzhardinge & Pilkington, 2025).

Şema terapisi eğitim programlarında, terapistlerin kendi şemalarına yönelik farkındalık geliştirmeleri ve bu şemaların terapötik süreçteki etkilerini anlamaları vurgulanmaktadır (ten Napel-Schutz vd., 2016). Uluslararası Şema Terapi Derneği (ISST) tarafından akredite edilmiş programlar, standartlaştırılmış müfredat, sertifikalı şema terapistleri tarafından süpervizyon ve bağımsız uzmanlar tarafından yeterlilik değerlendirmesi gibi gereklilikleri içermektedir (Vos vd., 2013). Sertifikasyon sonrasında bile, özellikle zorlu hasta gruplarıyla çalışan terapistlerin süpervizyon veya akran süpervizyonu almaya devam etmeleri önerilmektedir (Vos vd., 2013).

Sağlıklı Yetişkin Modunun Güçlendirilmesi

Sağlıklı Yetişkin modunun güçlendirilmesi, şema terapisinin nihai hedeflerinden birini oluşturmaktadır (Grecucci vd., 2020; Hepworth & Simpson, 2025; Korkmaz & Soygüt, 2022). Bu mod, danışanın kendi ihtiyaçlarını görebildiği, duygularını düzenleyebildiği ve psikolojik ihtiyaçlarını bağımsız olarak yönetebildiği bir konumu temsil etmektedir (Grecucci vd., 2020; Hepworth & Simpson, 2025). Hepworth ve Simpson, sağlıklı yetişkin modunun güçlendirilmesinin, danışanın öz-düzenleme kapasitesini artırmak ve gelecekte kendi psikolojik ihtiyaçlarını etkili biçimde yönetebilmesini sağlamak açısından kritik önem taşıdığını belirtmiştir (Hepworth & Simpson, 2025).

Sınırlı yeniden ebeveynlik süreci, doğası gereği sağlıklı yetişkin modunun geliştirilmesine hizmet etmektedir (Burbridge-James & Iwanowicz, 2018; Grecucci vd., 2020). Terapi ilerledikçe ve danışanın sağlıklı yetişkin modu güçlendikçe, terapist yeniden ebeveynlik işlevindeki rolünü kademeli olarak azaltır (Lacy, 2024). Bu geçiş, danışanın özerkliğinin ve öz-yeterliğinin artmasıyla paralel ilerlemektedir.

Korkmaz ve Soygüt'ün Türkiye'deki çalışmasında, şema modlarının hikâyelerinin sağlıklı yetişkine dönüşümünde beş temel unsur içeren bir geçiş aşaması belirlenmiştir: psikolojik ihtiyaçların karşılanması, öz-farkındalık, öz-kabul, öz-kontrol ve sağlıklı sınırlar ile yüzleştirme ve normalleştirme (Korkmaz & Soygüt, 2022). Bu bulgular, sağlıklı yetişkin modunun gelişiminin çok boyutlu bir süreç olduğunu ve terapistin bu süreçte rehberlik edici bir rol üstlendiğini ortaya koymaktadır.

Semeniuc vd., terapistlerin kendi sağlıklı yetişkin modlarını sürdürmelerinin de tedavi başarısı açısından belirleyici olduğunu göstermiştir (Semeniuc vd., 2023). Terapistlerin sürece odaklanma, öz-kabul, öz-şefkat ve somatik topraklama gibi stratejiler kullanarak kendi sağlıklı yetişkin modlarına geri dönmeleri, terapötik sürecin kalitesini doğrudan etkilemektedir (Semeniuc vd., 2023).

Bilişsel, davranışsal ve yaşantısal tekniklerin bütünleşik kullanımı, sağlıklı yetişkin modunun güçlendirilmesinde temel araçları oluşturmaktadır (Grecucci vd., 2020; Hepworth & Simpson, 2025). Yaşantısal teknikler aracılığıyla danışan, duygularını güvenli bir ortamda deneyimlemeyi ve düzenlemeyi öğrenir; duyguların anlamı değiştirilir ve böylece danışan işlevsel olmayan başa çıkma mekanizmalarını azaltarak kendisi ve ilişkileri hakkında daha sağlıklı şemalar geliştirebilir (Faßbinder & Arntz, 2018). Grecucci vd., şema terapisinde kullanılan duygusal tekniklerin, duygusal anıların depolandığı amigdala gibi beyin yapılarına ulaşabildiğinin varsayıldığını ve terapistin danışanın bu anıları aktive etmesine yardımcı olarak karşılanmamış ihtiyaçları karşılamaya çalıştığını belirtmiştir (Grecucci vd., 2020).

Sonuç

Şema terapisinde terapistin rolü, geleneksel psikoterapi yaklaşımlarından belirgin biçimde farklılaşan, aktif, çok boyutlu ve ilişki odaklı bir nitelik taşımaktadır. Terapist, sınırlı yeniden ebeveynlik yoluyla danışanın karşılanmamış duygusal ihtiyaçlarını profesyonel sınırlar dahilinde karşılarken (Behary & Dieckmann, 2013; Faßbinder & Arntz, 2018; Vos & Clercx, 2024), empatik yüzleştirme ile uyumsuz modların sonuçlarını ele almakta (Faßbinder & Arntz, 2018; Lacy, 2024; Simpson, 2023) ve mod çalışması aracılığıyla danışanın farklı duygusal-bilişsel-davranışsal durumlarını somutlaştırarak değişimi kolaylaştırmaktadır (Oleśniewicz, 2022; Vos vd., 2013). Terapötik sınırların açık, kararlı ancak cezalandırıcı olmayan biçimde belirlenmesi (Oleśniewicz, 2022; Vos vd., 2013), terapistin kendi şema aktivasyonlarının farkında olması (Fitzhardinge & Pilkington, 2025; Semeniuc vd., 2023; ten Napel-Schutz vd., 2016) ve sağlıklı yetişkin modunun kademeli olarak güçlendirilmesi (Hepworth & Simpson, 2025; Korkmaz & Soygüt, 2022) bu sürecin ayrılmaz bileşenleridir. Şema terapisinin bütünleştirici yapısı ve esnekliği, terapiste kişilik bozuklukları gibi zorlu klinik durumlarla çalışırken etkili araçlar sunmakta (Gülüm, 2018; Oleśniewicz, 2022) ve düşük tedavi bırakma oranlarıyla bu yaklaşımın etkinliğini desteklemektedir (Gülüm, 2018).

Kaynakça

Behary, W. T., & Dieckmann, E. (2013). Schema therapy for pathological narcissism: The art of adaptive reparenting. 285–300. https://doi.org/10.1037/14041-017

Burbridge-James, W., & Iwanowicz, M. (2018). Psychotherapeutic interventions and contemporary developments: Common and specific factors. BJPsych Advances, 24(1), 54–65. https://doi.org/10.1192/bja.2017.24

Faßbinder, E., & Arntz, A. (2018). Schema therapy with emotionally inhibited and fearful patients. Journal of Contemporary Psychotherapy, 49(1), 7–14. https://doi.org/10.1007/s10879-018-9396-9

Fitzhardinge, M., & Pilkington, P. D. (2025). Adverse childhood experiences and emotional exhaustion in therapists: The mediating role of early maladaptive schemas. Clinical Psychology & Psychotherapy, 32(4). https://doi.org/10.1002/cpp.70115

Grecucci, A., Messina, I., Amodeo, L., Lapomarda, G., Crescentini, C., Dadomo, H., Panzeri, M., Theuninck, A. C., & Frederickson, J. (2020). A dual route model for regulating emotions: Comparing models, techniques and biological mechanisms. Frontiers in Psychology, 11. https://doi.org/10.3389/fpsyg.2020.00930

Gülüm, İ. V. (2018). Dropout in schema therapy for personality disorders. Research in Psychotherapy: Psychopathology, Process and Outcome, 21(2). https://doi.org/10.4081/ripppo.2018.314

Hepworth, N. S., & Simpson, S. (2025). “When standard treatments are not enough” – Showcasing schema therapy for the treatment of anorexia nervosa and borderline personality disorder. Journal of Clinical Psychology, 81(8), 755–767. https://doi.org/10.1002/jclp.23801

Kolonia, K., Tsartsara, E., & Giakoumaki, O. (2019). Schema therapy and the use of politeness plural in Greek-speaking populations: A need for cultural adaptation or a quest for early maladaptive schemas/modes? The Cognitive Behaviour Therapist, 12. https://doi.org/10.1017/s1754470x18000302

Korkmaz, B., & Soygüt, G. (2022). The psychotherapeutic change process in women who have been sexually assaulted: An examination of the schema therapy model. Counselling and Psychotherapy Research, 23(2), 359–377. https://doi.org/10.1002/capr.12526

Lacy, E. (2024). STAT: Schema therapy for addiction treatment, a proposal for the integrative treatment of addictive disorders. Frontiers in Psychology, 15. https://doi.org/10.3389/fpsyg.2024.1366617

Oleśniewicz, M. (2022). Schema therapy in the treatment of detention patients with antisocial personality structure: Effectiveness and management methods. Psychoterapia, 199(4), 21–34. https://doi.org/10.12740/pt/144933

Semeniuc, S., Sterie, M. C., Soponaru, C., Butnaru, S., & Gavrilovici, O. (2023). Therapists’ problematic experiences when working with obsessive-compulsive disorder: A qualitative investigation of schema modes, mode cycles, and strategies to return to healthy adult mode. Frontiers in Psychiatry, 14. https://doi.org/10.3389/fpsyt.2023.1157553

Simpson, S. (2023). Differentiating authentic versus pseudo vulnerability in therapeutic practice. Frontiers in Psychiatry, 14. https://doi.org/10.3389/fpsyt.2023.1200981

ten Napel-Schutz, M. C., Abma, T., Bamelis, L., & Arntz, A. (2016). How to train experienced therapists in a new method: A qualitative study into therapists’ views. Clinical Psychology & Psychotherapy, 24(2), 359–372. https://doi.org/10.1002/cpp.2004

van Wijk-Herbrink, M. F., Broers, N. J., Roelofs, J., & Bernstein, D. P. (2017). Schema therapy in adolescents with disruptive behavior disorders. International Journal of Forensic Mental Health, 16(3), 261–279. https://doi.org/10.1080/14999013.2017.1352053

Vos, M. K., Bernstein, D. P., & Arntz, A. (2013). Schema therapy for aggressive offenders with personality disorders. 66–83. https://doi.org/10.1002/9781118589878.ch4

Vos, M. K., & Clercx, M. (2024). Common and specific factors in psychological treatment of personality pathology. BJPsych Advances, 31(4), 228–236. https://doi.org/10.1192/bja.2024.69

Sozluk