PsikoStudio Logo

PSIKOSTUDIO

BAĞLANMA KURAMI VE ŞEMA TERAPİ STÜDYOSU

Çocuğum Benden Neden Ayrılamıyor? "Güvenli Üs" ve "Güvenli Liman" Kavramlarının Derinlemesine Analizi

1. Kavramsal Çerçeve: Güvenli Üs ve Güvenli Liman İşlevlerinin Tanımlanması

Bağlanma davranış sistemi, bireyin hayatta kalmasını ve psikososyal uyumunu güvence altına alan iki temel işlev üzerine kuruludur: güvenli üs (secure base) ve güvenli liman (safe haven). Bu iki kavram, bağlanma figürünün çocuğun —ve yaşam boyu bireyin— hem keşif davranışını destekleyen hem de tehdit anında sığınılacak bir kaynak olma niteliğini taşıyan çifte rolünü tanımlar. Pak (2019), bağlanma figürünün çocuğa "güvenli sığınak" işlevi gördüğünü, yani çocuk korktuğunda, hastalandığında veya stres altındayken kaliteli bakım ve destek vererek rahatlatıcı bir kaynak oluşturduğunu; bununla birlikte bağlanmanın diğer önemli fonksiyonunun da çocuğa "güvenli üs" sunması olduğunu açıkça belirtmektedir (Uluyol, 2019). Benzer biçimde Önem ve Erden (2023), bağlanma figürlerinin üç temel işlevini şöyle sıralamaktadır: birincisi, yakınlığın sürdürülmesi; ikincisi, fiziksel ve duygusal açıdan güvenli bir sığınak sağlanarak sıkıntının hafifletilmesi ve destek ile teselli kaynağı olunması; üçüncüsü ise bireylerin dünyayı keşfedebileceği, öğrenebileceği ve kendi kapasitelerini geliştirebileceği güvenli bir üs oluşturulmasıdır (Gülaçtı vd., 2022). Bu üçlü işlev bütünü, bir ilişki partnerinin güvenli bağlanma kaynağı haline gelmesinin koşullarını ortaya koymaktadır (Gülaçtı vd., 2022).

Güvenli üs kavramı, özünde bağlanma figürünün çocuğun çevreyi keşfetmesine olanak tanıyan bir "hareket noktası" işlevi görmesini ifade eder. Kılıç (2019), Ainsworth'ün bebeklerin genellikle birincil bakıcıyı yaşamın ilk yılında dünyayı keşfetmek için güvenli bir üs olarak kullandığına ve bu durumun yaşamın sonraki dönemlerinde psikolojik gelişim için önemli bir temel oluşturduğuna inandığını vurgulamaktadır (Demirtaş, 2019). Güvenli bağlanma ilişkisinde bebekle kurulan iletişimde bebeği engellemek yerine özerklik teşvik edilir; bakım veren kişi uygun, hassas, öngörülebilir ve ilişkileri tamir edebilir şekilde yaklaşır ve bu ilişki dünyayı keşfetmek için güvenli bir temel oluşturur (Demirtaş, 2019). Demirtaş (2019) da güvenli bir şekilde bağlanan ergenlerin, bağlanma figürlerinin ihtiyaçlarına cevap vereceğine ilişkin inanca ve "güvenli üs" temelinde yakın ilişkilere sahip olduklarını belirtmektedir (Doksat & Çiftçi, 2016).

Güvenli liman kavramı ise bağlanma figürünün tehdit, stres veya tehlike algısı durumunda bireyin sığınabileceği, rahatlatılabileceği ve duygusal düzenleme desteği alabileceği bir kaynak olmasını ifade eder. Gülaçtı ve arkadaşları (2022), Bowlby'ye atıfla bağlanmanın üç temel işlevinden birinin "dünyayı keşifte geri dönülebilecek güvenli bir liman" olduğunu belirtmektedir (Buluş & Atan, 2016). Pınar (2021) ise kreşe başlayan çocukların anne ayrıldığında panik içinde ve "sığınılacak bir liman ararcasına" anneye seslendiğini betimleyerek, güvenli liman işlevinin çocuğun stres anındaki doğal yönelimini yansıttığını somut biçimde ortaya koymaktadır (Kılıç & Bademci, 2022). Çınar (2016) da bu kavramı dini bağlanma bağlamına taşıyarak, Tanrı'nın güvenli bir bağlanma figürü ve "sığınılacak bir üs" olarak algılanmasının bireyin korkularını ve kaygılarını yatıştırarak kendisini daha rahat hissetmesine yardımcı olduğunu ifade etmektedir (İncekara, 2020).

2. İki Kavram Arasındaki İşlevsel Ayrım

Güvenli üs ve güvenli liman kavramları, bağlanma davranış sisteminin birbirinden farklı ancak birbirini zorunlu olarak tamamlayan iki kutbunu temsil eder. Bu ayrımın özünde, bağlanma sisteminin aktivasyon ve deaktivasyon dinamikleri yatmaktadır.

2.1. Güvenli Üs: Keşif Davranışının Desteklenmesi

Güvenli üs işlevi, bağlanma sistemi deaktive olduğunda —yani birey kendini görece güvende hissettiğinde— devreye giren keşif davranış sisteminin temelini oluşturur. Özyazıcı ve arkadaşları (2021), "güvenli bağlanan" çocukların keşif yaparken annelerini güvenli bir üs olarak görerek, yaşamın ilk anlarından itibaren sinyallerine duyarlı olan annelerinin ortamda varlığını kontrol etmekle birlikte özgür biçimde çevrelerini keşfettiklerini belirtmektedir (Önem & Erden, 2023). Bu çocuklar annelerinin yokluğunda keşiflerini sınırlandırır ve oyunu bırakmaktan daha büyük tepkilere varan tepkiler gösterirler; ancak annelerinin ortama gelmesiyle rahatlayarak keşiflerini sürdürürler (Önem & Erden, 2023). Sosyal, Bodur, İşleri ve Şenol'un (2005) bulgularına atıfla (Toprak, 2020), güvenli bağlanma geliştiren bebeklerin birincil bağlanma objeleri yanlarında olmadığı koşullarda bile çevreyi araştırıp yakınlığı koruyabildiklerini ve bakıcısını "güvence üssü" olarak kullanabilme becerisine sahip olduklarını aktarmaktadır (Bakiler & Satan, 2020).

Güvenli üs işlevinin kritik boyutu, bağlanma figürünün fiziksel varlığından çok zihinsel temsilinin erişilebilirliğidir. Özer (2018), Ainsworth'a (1979) atıfla güvenli bağlanmayı işaret eden en önemli belirtinin çocuğun anneyi çevreyi keşfederken güvenli bir üs olarak kullanması olduğunu ve güvenli bağlanmış çocukların annelerinin yanında çevreyle etkileşime girmekten kaçınmadıklarını vurgulamaktadır (Gözübüyük & Özbey, 2019). Kılıç (2019) da bağlanma teorisinin temel ilkeleri arasında güvenli bir şekilde bağlanan çocukların dış dünyayı keşfetmede bakıcıyı güvenli bir temel olarak kullandıklarını belirtmektedir (Demirtaş, 2019). Önem ve Erden (2023), anneyle birlikte babanın da çocuğun çevreyi keşfetmesi için güvenli bir ortam yaratmasının bağlanma açısından önemli olduğunu, babanın koruma, bakım ve duygusal ihtiyaçları karşılama rolünün güvenli üs işlevini desteklediğini ifade etmektedir (Gülaçtı vd., 2022).

Bu işlevin gelişimsel sonuçları oldukça geniş kapsamlıdır. Demirtaş (2019), güvenli bağlanmanın bireyin kendine karşı olumlu bakış açısını ve kendini kabul etme düzeyini artırdığını, kişilerarası ilişkilerinde esnek ve yapıcı olmasını sağladığını belirtmektedir (Doksat & Çiftçi, 2016). Güvenli bir şekilde bağlanan ergenler, güvenli üs temelinde hem akademik görevlere hem de sosyal taleplere ulaşma konusunda kendilerini yetkin hissetmektedirler (Doksat & Çiftçi, 2016). Bilge ve arkadaşları (2022) da bazı bireylerin güvenli yakın ilişkiler kurmakta, başkalarına bağımlı olmaktan rahatsız olmamakta ve dünyayı keşfetmek için başkalarını güvenli bir üs olarak kullanabilmekte olduğunu; buna karşın bazı bireylerin ise yakın ilişkilerinde güvensizlik yaşadığını ve gerektiğinde başkalarının yanlarında olmayacağına yönelik endişe duyduklarını ifade etmektedir (Çalışkan vd., 2022).

2.2. Güvenli Liman: Tehdit ve Stres Anında Sığınma İşlevi

Güvenli liman işlevi, bağlanma sistemi aktive olduğunda —yani birey tehdit, tehlike, stres veya sıkıntı algıladığında— devreye girer. Bu durumda birey, keşif davranışını askıya alarak bağlanma figürüne yakınlık arar. Pak (2019), bağlanma figürünün çocuk korktuğunda, hastalandığında veya stres altındayken kaliteli bakım ve destek vererek "güvenli sığınak" işlevi gördüğünü açıkça belirtmektedir (Uluyol, 2019). Önem ve Erden (2023), bağlanma figürlerinin fiziksel ve duygusal açıdan güvenli bir sığınak sağladığını, sıkıntının hafifletilmesini kolaylaştırdığını ve destek ile teselli kaynağı olduğunu vurgulamaktadır (Gülaçtı vd., 2022). Mikulincer'e (1995) atıfla aynı çalışmada, güvenli bağlanan bireylerin ihtiyaç duyduklarında sosyal destek aradıkları ve duygularını düzenlemek için olumlu başa çıkma yöntemleri kullandıkları belirtilmektedir (Gülaçtı vd., 2022).

Doksat ve Çiftçi (2016), güvenli bağlanmanın çocuğu yüksek düzey stresten koruyan bir mekanizma teşkil ettiğini ve bu mekanizmanın birçok nörofizyolojik parametrenin düzenlenmesiyle kendi kendini kontrol edebilme yeteneğinin gelişmesini sağladığını ifade etmektedir (Kılıç, 2019). Bu nörofizyolojik düzenleme, güvenli liman işlevinin yalnızca davranışsal değil, aynı zamanda biyolojik bir temele sahip olduğunu göstermektedir. Bağlanma-bakım veren sisteminde limbik sistem-prefrontal korteks ile otonomik ve limbik-hipotalamik-pitüiter-adrenal (L-HPA) sistemlerin görev aldığı ve bu sistemin akut ve kronik zorlanmalara müdahale eden bir parça gibi işlev gördüğü belirtilmektedir (Kılıç, 2019).

Pınar (2021), güvenli liman işlevinin yokluğunun yarattığı sonuçları kreş ortamında somut biçimde betimlemektedir: Anne kreşten ayrılır ayrılmaz çocuk hıçkırıklara boğulmakta, panik içinde ve sığınılacak bir liman ararcasına anneye seslenmektedir; okul öncesi kurumlarda görevli öğretmenlerin teselli çabaları çoğu kez çocukları sakinleştirmek konusunda yetersiz kalmakta, hatta çocuklardaki kaygı ve endişe duygularını tırmandırabilmektedir (Kılıç & Bademci, 2022). Bu gözlem, güvenli liman işlevinin bağlanma figürüne özgü bir nitelik taşıdığını ve herhangi bir yetişkinin bu işlevi kolayca üstlenemeyeceğini göstermektedir. Ancak Pınar (2021), güvenli bağlanmış çocuğun ebeveynin yardımıyla güvenli bağlanma temelinde okul öncesi kurum öğretmenleri ile duygusal bir bağ tesis etmek noktasında daha az zorlanacağını da belirtmektedir (Kılıç & Bademci, 2022). Bu durum, güvenli liman işlevinin zaman içinde yeni bağlanma figürlerine transfer edilebilirliğine işaret etmektedir.

3. İki İşlevin Döngüsel Dinamiği: Keşif-Sığınma Döngüsü

Güvenli üs ve güvenli liman kavramları, bağlanma davranış sisteminde birbirinden bağımsız değil, aksine döngüsel ve karşılıklı olarak birbirini besleyen bir ilişki içindedir. Bu döngü şu şekilde işler:

Aşama 1 — Güvenli Üs Olarak Hareket Noktası: Birey, bağlanma figürünün erişilebilir ve duyarlı olduğuna ilişkin içsel çalışan modeline dayanarak çevreyi keşfetmeye başlar. Kılıç (2019), güvenli bağlanmanın keşif ve bağımsızlık ile ilişkili olduğunu ve güvenli bağlanma ilişkisinde bebeği engellemek yerine özerkliğin teşvik edildiğini belirtmektedir (Demirtaş, 2019). Özyazıcı ve arkadaşları (2021), güvenli bağlanan çocukların annelerinin ortamda varlığını kontrol etmekle birlikte özgür biçimde çevrelerini keşfettiklerini ifade etmektedir (Önem & Erden, 2023).

Aşama 2 — Tehdit Algısı ve Bağlanma Sisteminin Aktivasyonu: Keşif sırasında birey bir tehdit, stres kaynağı veya belirsizlik algıladığında bağlanma sistemi aktive olur ve keşif davranışı askıya alınır. Özer (2018), güvenli bağlanmış çocukların yabancı durum testinde anneden ayrıldıklarında doğal olarak ayrılma kaygısı belirtileri gösterdiklerini ve tek başlarına olduklarında yabancılardan kaçındıklarını belirtmektedir (Gözübüyük & Özbey, 2019). Özyazıcı ve arkadaşları (2021) da çocukların annelerinin yokluğunda keşiflerinin sınırlandığını ve oyunu bırakmaktan daha büyük tepkilere varan tepkiler gösterdiklerini aktarmaktadır (Önem & Erden, 2023).

Aşama 3 — Güvenli Liman Olarak Sığınma: Birey, bağlanma figürüne yakınlık arayarak fiziksel ve duygusal teselli elde eder. Pak (2019), bağlanma figürünün bu aşamada çocuğa dayanabileceği güvenli bir zemin sağladığını ifade etmektedir (Uluyol, 2019). Önem ve Erden (2023), bakım verenin erişilebilir ve rahatlatıcı olmasının çocuğun bu kişiyle tekrarlayan deneyimler yaşamasını mümkün kıldığını belirtmektedir (Gülaçtı vd., 2022). Doksat ve Çiftçi (2016), annenin çocuğun ihtiyaçlarına yönelik duyarlılığının yeteri kadar düzenli seyretmesinin güvenli bağlanma sisteminin şekillenmesini sağladığını vurgulamaktadır (Kılıç, 2019).

Aşama 4 — Rahatlatılma ve Keşfe Geri Dönüş: Bağlanma figürünün sağladığı teselli ve güvenlik duygusuyla birey rahatlar ve bağlanma sistemi deaktive olur; böylece keşif davranış sistemi yeniden devreye girer. Özyazıcı ve arkadaşları (2021), çocukların annelerinin ortama gelmesiyle rahatlayarak keşiflerini sürdürdüklerini belirtmektedir (Önem & Erden, 2023). Bu aşama, döngünün başlangıç noktasına geri dönüşü temsil eder ve güvenli üs işlevinin yeniden etkinleşmesini sağlar.

Bu döngüsel dinamik, bağlanma figürünün her iki işlevi de tutarlı biçimde yerine getirmesine bağlıdır. Önem ve Erden (2023), babanın güvenli bir ortam yaratmasının, daha bakıcı, şefkatli ve yakın bir duygu sağlamasının, koruma, sakinleştirme, keşif ve oyun ihtiyaçlarını karşılamasının çocukların güvenli bağlanma gerçekleştirmesine yardımcı olduğunu ifade etmektedir (Gülaçtı vd., 2022). Kılıç ve Bademci (2022), güvenli bağlanmaya sahip bebeklerin zihinlerinde anneleri ile ilgili kendisine "güven veren ve destekleyici bir anne" temsilinin var olduğunu ve bu çocukların kendilerini güvende hisseden, empati becerisi yüksek çocuklar olduğunu belirtmektedir (Çınar, 2016).

4. Döngünün Bozulması: Güvensiz Bağlanma Örüntülerinde Üs ve Liman İşlevlerinin Aksaması

Güvenli üs ve güvenli liman işlevlerinin tutarlı biçimde sağlanamaması, bağlanma davranış sisteminin işleyişinde ciddi aksaklıklara yol açar. Doksat ve Çiftçi (2016), güvensiz bağlanma geliştirmiş olan bireyleri ilerleyen zamanda zihinsel ve fiziksel açıdan gelişimsel gerilikler, kimlik oluşmasında sorunlar, kişilik sorunları ve diğer ruhsal sorunların beklediğini ifade etmektedir (Kılıç, 2019). Gülaçtı ve arkadaşları (2022), güvensiz bağlanma stiline sahip bireylerin ileriki yıllarda birçok psikolojik bozukluğa daha yatkın olduğunu belirtmektedir (Buluş & Atan, 2016).

Güvenli üs işlevinin aksaması durumunda birey, çevreyi keşfetme konusunda kısıtlanır. Keşif davranışının engellenmesi, bireyin yeni deneyimler edinme, yetkinlik geliştirme ve özerklik kazanma süreçlerini olumsuz etkiler. Demirtaş (2019), bağlanma kuramının çocukların erken yakın ilişkiler aracılığıyla güvenli (kendini yeterli ve diğerlerini güvenilir olarak gören) veya güvensiz (kendini yetersiz ve diğerlerini güvenilmez olarak gören) çalışan modeller geliştirdiğini savunduğunu belirtmektedir (Doksat & Çiftçi, 2016). Güvenli liman işlevinin aksaması ise bireyin stres ve tehdit durumlarında etkili duygu düzenleme stratejileri geliştirememesine yol açar. Önem ve Erden (2023), güvensiz bağlanan bireylerin daha az olumlu başa çıkma yöntemlerine başvurduklarını ve duygularını düzenlemede daha az yetkin olduklarını ifade etmektedir (Gülaçtı vd., 2022).

Pak (2019), korunma ihtiyacı olan çocukların hem önceki aile deneyimlerinden getirdikleri güvensiz bağlanma yaşantılarına sahip olduklarını hem de kurum bakımında birçok bakım elemanıyla yeni bağlanma ilişkileri kurmaya çalıştıklarını belirtmektedir (Uluyol, 2019). Bu çocuklarda kaygılı bağlanma, ayrım gözetmeyen arkadaşlık ve dezorganize bağlanma davranışlarının, kaçıngan ve ketlenmiş bağlanma örüntülerine kıyasla daha yaygın olduğu saptanmıştır (Uluyol, 2019). Bu bulgu, güvenli üs ve güvenli liman işlevlerinin tutarsız biçimde sağlanmasının bağlanma davranış sisteminin organizasyonunu doğrudan bozduğunu göstermektedir.

Kılıç ve Bademci (2022), bir dönem sokakta yaşamış gençlerin erken dönem anne-çocuk ilişkilerinin sınırlı ve travmatik olduğunu ve bu ilişkilerin yaşamlarını olumsuz yönde etkilediğini ortaya koymuştur (Çınar, 2016). Gençlerin özellikle yaşadıkları yurtlardan kısa sürede kaçmaları, insanlarla aralarında gelişecek güvenli bir bağın gelişmesine engel olmuş ve "kaçma davranışı" gençlerin yaşamında tekrar eden bir döngü haline gelmiştir (Çınar, 2016). Bu örüntü, güvenli liman işlevinin yokluğunda bireyin yakınlık arama yerine kaçınma stratejisine yöneldiğini ve güvenli üs işlevinin de bu nedenle hiçbir zaman tam olarak kurulamadığını göstermektedir.

5. Güvenli Üs ve Güvenli Liman İşlevlerinin Yaşam Boyu Sürekliliği

Güvenli üs ve güvenli liman işlevleri, yalnızca bebeklik ve erken çocukluk dönemine özgü değildir; içsel çalışan modeller aracılığıyla yaşam boyu süreklilik gösterir. Bakiler ve Satan (2020), bağlanmanın temelde bebeklerin ebeveynlerini çevrelerini keşfederken güvenli ve duygusal olarak erişilebilir bir üs olarak kullanmalarıyla oluştuğunu ve bu etkileşimler temelinde içsel çalışan modeller veya şemalar aracılığıyla benlik saygısı kavramının geliştiğini belirtmektedir (Antalyalı vd., 2021). Çalışkan ve arkadaşları (2022), içsel çalışma modelleri kuramının bağlanma stillerinin yetişkinlik dönemi ilişkilerinde de önemli olduğunun altını çizdiğini ifade etmektedir (Özcan, 2020).

Yetişkinlik döneminde güvenli üs işlevi, bireyin romantik partner, yakın arkadaş veya meslektaş gibi bağlanma figürlerini temel alarak yeni deneyimlere açık olması, risk alabilmesi ve özerk davranabilmesi biçiminde kendini gösterir. Çalışkan ve arkadaşları (2022), güvenli bağlanma stiline sahip bireylerin daha istikrarlı bir benlik duygusuna sahip olma ve yeni ilişki ve deneyimlere daha açık olma eğiliminde olduğunu belirtmektedir (Özcan, 2020). Güvenli liman işlevi ise yetişkinlikte bireyin stres, kayıp veya kriz durumlarında bağlanma figürlerine yönelerek duygusal destek araması biçiminde sürer. Uluyol (2019), bağlanma kuramı çerçevesinde romantik ilişkilerin de ele alınabileceğini ve güvensiz bağlanma örüntülerinin duygu düzenleme güçlükleri aracılığıyla ilişki kalitesini etkilediğini ortaya koymaktadır (Çevik & Kızıldağ, 2018).

Çınar (2016), bu sürekliliğin dini bağlanma alanına da uzandığını göstermektedir: Tanrı'nın güvenli bir bağlanma figürü ve sığınılacak bir üs olarak algılanması, bireyin korkularını ve kaygılarını yatıştırarak kendisini daha rahat hissetmesine yardımcı olmaktadır (İncekara, 2020). Bağlanma teorisinde anneye güvenli bağlanan çocukların huzurlu ve rahat olması gibi, Tanrı'ya güvenli bağlanan kişiler de huzur ve güven içinde olabilmektedir (İncekara, 2020). Bu analoji, güvenli üs ve güvenli liman işlevlerinin somut bir bağlanma figürünün ötesinde, sembolik ve temsili düzeyde de işlev görebildiğini ortaya koymaktadır.

6. Klinik Çıkarımlar: İki İşlevin Terapötik Süreçteki Yeri

Güvenli üs ve güvenli liman kavramlarının klinik uygulamadaki karşılığı, terapötik ilişkinin bu iki işlevi yeniden inşa etme potansiyeli üzerinden değerlendirilebilir. Pınar (2021), KAUM-AKDENİZ modelinde çocuğun yeni çevreye yumuşak bir geçiş sağlaması ve öğretmen ile güvenilir bir bağ tesis edebilmesi için ebeveyn katılımına dayanan bir yaklaşım önermektedir (Kılıç & Bademci, 2022). Bu model, güvenli üs işlevinin ebeveynden öğretmene kademeli olarak transfer edilmesini ve güvenli liman işlevinin yeni ortamda yeniden kurulmasını hedeflemektedir (Kılıç & Bademci, 2022).

Önem ve Erden (2023), babaların çocuklarıyla daha fazla zaman geçirmesinin, bakım ihtiyaçlarında daha fazla yer almasının, oyun ihtiyaçlarını daha fazla karşılamasının ve daha yakın bir duygusal ilişki geliştirmesinin güvenli bağlanmanın gerçekleşmesini desteklediğini ortaya koymuştur (Gülaçtı vd., 2022). Bu bulgular, güvenli üs ve güvenli liman işlevlerinin yalnızca anneye özgü olmadığını, babanın da bu işlevleri etkin biçimde üstlenebileceğini göstermektedir (Gülaçtı vd., 2022). Pak (2019), kurum bakımındaki çocuklar için güvenli bağlanma ilişkilerinin bakım elemanları ile çocuklar arasında bazı müdahalelerle desteklenebileceğini belirtmektedir (Uluyol, 2019). Ancak çocuk başına düşen bakım elemanı sayısı, iş yükü ve yetersiz etkileşim süresi gibi faktörlerin bakımda tutarsızlığa yol açtığı ve bu durumun güvenli üs ile güvenli liman işlevlerinin sağlanmasını zorlaştırdığı ifade edilmektedir (Uluyol, 2019).

Özcan (2020), bağlanma kuramı odaklı yaklaşımda travma yaşamış bireylerle çalışırken duygu odaklı ve ilişkisel çalışmanın (Emotional Focused Therapy: EFT) ve ilişkiyi güvenli bir stabilizasyona getirmenin önemini vurgulamaktadır (Pak, 2019). Bu yaklaşımda terapist, danışan için hem güvenli bir üs (keşif ve içgörü geliştirme sürecini destekleyen) hem de güvenli bir liman (duygusal sıkıntı anlarında sığınılacak bir kaynak) işlevi görmektedir (Pak, 2019).

7. Sonuç: Bütünleşik Bir Kavramsal Model

Güvenli üs ve güvenli liman kavramları, bağlanma davranış sisteminin iki ayrılmaz ve birbirini koşullayan kutbunu oluşturmaktadır. Güvenli üs, bireyin dünyayı keşfetmesinin, yeni deneyimler edinmesinin ve özerklik geliştirmesinin temelini sağlarken (Demirtaş, 2019; Doksat & Çiftçi, 2016; Önem & Erden, 2023); güvenli liman, tehdit ve stres anlarında bireyin duygusal düzenleme yapabilmesinin, rahatlatılabilmesinin ve homeostazise dönebilmesinin koşulunu oluşturur (Uluyol, 2019; Gülaçtı vd., 2022; Kılıç, 2019). Bu iki işlev, keşif-sığınma döngüsü içinde sürekli olarak birbirini besler: Güvenli liman işlevinin tutarlı biçimde sağlanması, bireyin güvenli üs algısını güçlendirir ve keşif davranışını artırır; güvenli üs temelinde gerçekleştirilen başarılı keşif deneyimleri ise bireyin yetkinlik duygusunu pekiştirir ve bağlanma figürüne olan güveni derinleştirir (Gülaçtı vd., 2022; Doksat & Çiftçi, 2016; Önem & Erden, 2023). Bu döngüsel dinamiğin bozulması, hem keşif hem de duygu düzenleme kapasitesinde ciddi aksaklıklara yol açarak güvensiz bağlanma örüntülerinin temelini oluşturur (Uluyol, 2019; Kılıç, 2019; Çınar, 2016). Klinik pratikte bu iki kavramın ayrımının ve etkileşiminin anlaşılması, terapötik ilişkinin yapılandırılmasında ve müdahale stratejilerinin belirlenmesinde temel bir çerçeve sunmaktadır (Kılıç & Bademci, 2022; Pak, 2019).

Kaynakça

Antalyalı, Ö., Özkul, A. & Şatırer, H. (2021). Temel motivasyon kaynakları, hedef türleri ve bağlanma stilleri ışığında girişimcilik. Alanya Akademik Bakış, 5(1), 21-43. https://doi.org/10.29023/alanyaakademik.805024

Bakiler, E. & Satan, A. (2020). Beliren yetişkinlikte bağlanma stilleri ile yaşam doyumu arasındaki ilişkide ihtiyaç doyumunun aracı rolü. Eğitim Bilimleri Dergisi, 51(51), 72-94. https://doi.org/10.15285/maruaebd.526342

Buluş, M. & Atan, A. (2016). Öğretmen adaylarında ego durumlarının bağlanma tarzlarını yordama gücü. Ege Eğitim Dergisi, 17(1), 36. https://doi.org/10.12984/eed.73468

Çalışkan, S., Ünler, E. & Güven, N. (2022). Yakın ilişkilerde bağlanma eğilimlerimiz çalışma hayatındaki ses davranışımızı etkiler mi? Bağlanma stillerinin çalışan ses davranışıyla ilişkilendirilmesi. İş'te Davranış Dergisi, 7(1), 15-28. https://doi.org/10.25203/idd.1109535

Çevik, G. & Kızıldağ, S. (2018). Psikolojik danışman adaylarının toplumsal cinsiyet rollerinde bağlanma tarzları, duygu düzenleme ve empatinin rolü. (Dergi adı belirtilmemiş), (46), 239-260. https://doi.org/10.21764/maeuefd.339292

Çınar, M. (2016). Tanrı’ya bağlanma tarzı ve ölüm kaygısı ilişkisi üzerine bir araştırma. İlahiyat Tetkikleri Dergisi, 0(45), 313-338. https://doi.org/10.29288/ilted.304772

Demirtaş, A. (2019). Secure attachment and self-efficacy in early adolescence: The mediating role of hope. Education and Science, 44(200), 175-190. https://doi.org/10.15390/eb.2019.8100

Doksat, N. & Çiftçi, A. (2016). Bağlanma ve yaşamdaki izdüşümleri. Arşiv Kaynak Tarama Dergisi, 25(23783), 489-501. https://doi.org/10.17827/aktd.253561

Gözübüyük, A. & Özbey, Ş. (2019). Okul öncesi dönem çocuklarının bağlanma örüntüleri ile motivasyon düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi. SDU International Journal of Educational Studies, 6(2), 101-113. https://doi.org/10.33710/sduijes.607129

Gülaçtı, F., Özen, Y. & Arslan, B. (2022). Bağlanma stilleri bağlamında kaygı bozuklukları üzerine bir değerlendirme. The Journal of International Educational Sciences, 32(32), 49-72. https://doi.org/10.29228/inesjournal.64384

İncekara, H. (2020). Ergenlerde duygusal öz yeterlik ile üç boyutlu bağlanma arasındaki ilişkinin incelenmesi. SDU International Journal of Educational Studies, 7(2), 228-245. https://doi.org/10.33710/sduijes.689526

Kılıç, B. & Bademci, Ö. (2022). Bir dönem sokakta yaşamış üç gencin yaşamöyküsü: Sokakta yaşamaya başlama süreci üzerinde erken dönem anne-çocuk ilişkisinin etkisi. The Journal of Academic Social Sciences, 130(130), 242-262. https://doi.org/10.29228/asos.62677

Kılıç, K. (2019). Evlat edinilen çocuklarda bağlanma. Mediterranean Journal of Humanities, 9(1), 223-240. https://doi.org/10.13114/mjh.2019.460

Önem, A. & Erden, Ş. (2023). Researching experience of fathers with secure and insecure attached children related to time spent with children during working or vacation days. Çukurova University Faculty of Education Journal, 52(3), 850-879. https://doi.org/10.14812/cuefd.1291576

Özcan, N. (2020). Psikolojik dayanıklılık programının (PDP) 15 Temmuz darbe girişiminde eşi gazi olan kadınların travma sonrası stres ve dayanıklılık düzeylerine etkisi. Turkish Studies - Social Sciences, 15(3), 919-936. https://doi.org/10.29228/turkishstudies.40529

Pak, Y. (2019). Korunma ihtiyacı olan çocukların erken gelişim döneminde bakım elemanlarıyla kurdukları bağlanma ilişkisi. Turkish Studies - Social Sciences, 14(3), 567-587. https://doi.org/10.29228/turkishstudies.22622

Toprak, Z. (2020). Ortaokul öğrencilerinde anneye bağlanma ve benlik saygısı. Yaşadıkça Eğitim, 34(2), 331-343. https://doi.org/10.33308/26674874.2020342209

Uluyol, F. (2019). Bağlanma, duygu düzenleme süreçleri ve cinsel işlev bozukluğu arasındaki ilişki: Bir model önerisi. Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar - Current Approaches in Psychiatry, 11, 220-233. https://doi.org/10.18863/pgy.616134 

Baglanma