PsikoStudio Logo

PSIKOSTUDIO

BAĞLANMA KURAMI VE ŞEMA TERAPİ STÜDYOSU

Şema Terapisinin Temel Varsayımları

Giriş

Şema Terapi (ŞT), Jeffrey Young tarafından geliştirilen ve özellikle kişilik patolojisi ile kronik psikolojik sorunların tedavisinde kullanılan bütünleştirici bir psikoterapi yaklaşımıdır. Bu terapi modeli, erken dönem uyumsuz şemaların (Early Maladaptive Schemas - EMS) psikolojik sıkıntının ve kişilik bozukluklarının temelinde yattığını öne sürmektedir (Nordahl et al., 2005). Şema Terapi, bilişsel-davranışçı terapi, bağlanma teorisi, nesne ilişkileri ve gestalt terapisi gibi çeşitli psikoterapi yaklaşımlarından unsurlar içeren kapsamlı bir model sunmaktadır (Bachrach & Arntz, 2021; Loose & Pietrowsky, 2016). Bu makalede, Şema Terapisinin temel varsayımları detaylı bir şekilde incelenecek ve bu varsayımları destekleyen ampirik kanıtlar değerlendirilecektir.

Erken Dönem Uyumsuz Şemalar

Şema Kavramının Tanımı ve Özellikleri

Şemalar, modern psikoterapinin temel kavramlarından birini oluşturmaktadır; ancak bu kavramın doğası hakkında hâlâ önemli bir kavramsal karmaşa bulunmaktadır (James et al., 2004). James ve arkadaşları (2004), şemaların bazen ilişkili kavramlarla (örneğin, temel inançlar) karıştırıldığını ve sıklıkla belirli biliş biçimlerini (örneğin, kendine referanslı inançlar) tanımlamak için yanlış kullanıldığını belirtmektedir (James et al., 2004). Bu bağlamda, temel inançlar ve kendine referanslı inançlar şemaların alt bileşenleri olarak kabul edilmeli ve ana kavramla eş anlamlı olarak kullanılmamalıdır (James et al., 2004). Bu ayrımların doğru yapılması, etkili terapi sunumu için kritik öneme sahiptir (James et al., 2004).

Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) modeli, tüm dış ve iç uyaranların anlam oluşturan, bilinçli olarak erişilebilir bilişsel şemalar aracılığıyla filtrelendiği teorik varsayımına dayanmaktadır (Leder, 2016). Şema Terapi perspektifinden bakıldığında, erken dönem uyumsuz şemalar, insanların kendilerini, başkalarını ve dünyayı görme biçimlerini şekillendiren zihinsel temsiller olarak tanımlanmaktadır (Radford et al., 2024). Bu şemalar, bireylerin yaşam deneyimlerini yorumlama ve tepki verme biçimlerini derinden etkileyen kalıcı ve yaygın bilişsel yapılardır.

Erken Dönem Uyumsuz Şemaların Kişilik Patolojisi ile İlişkisi

Şema Terapi modeli, erken dönem uyumsuz şemaların kişilik patolojisinin ve psikolojik sıkıntının, özellikle kişilik bozukluğu ve kronik kişilerarası güçlüklerin merkezinde yer aldığını öne sürmektedir (Nordahl et al., 2005). Nordahl ve arkadaşları (2005), bu temel varsayımı test etmiş ve erken dönem uyumsuz şemaların semptomatik sıkıntı ile ilişkili olduğunu, ancak özellikle kişilik patolojisi ve kişilik bozukluğu ile güçlü bir bağlantı gösterdiğini hipotez olarak ortaya koymuşlardır (Nordahl et al., 2005).

Linde ve arkadaşları (2023), şema mod modelinin karmaşık disosiyatif bozukluklar (KDB) için yeni bir kavramsallaştırma sunduğunu belirtmektedir (Linde et al., 2023). Bu modelde, kimlikler arasındaki geçişler şema modları arasındaki geçişler olarak açıklanmakta ve KDB, kişilik bozukluklarının temel özelliklerini içeren bir kişilik patolojisi olarak kavramsallaştırılmaktadır (Linde et al., 2023). Bu çalışma, kişilik bozukluğu özellikleri, şemalar, şema modları ve başa çıkma stillerini ölçen anketlerin KDB, borderline kişilik bozukluğu ve kaçıngan kişilik bozukluğu olan hastalar tarafından doldurulmasıyla şema mod modelinin varsayımlarını test etmiştir (Linde et al., 2023).

Çocukluk Çağı Olumsuz Deneyimleri ve Şema Gelişimi

Şema Terapi, çocukluk dönemindeki travma ve ihmalin yetişkinlikte erken dönem uyumsuz şemalara ve psikopatolojiye yol açtığı teorisine dayanmaktadır (Pilkington et al., 2020). Pilkington ve arkadaşları (2020), çocukluk çağı olumsuzlukları ile şemalar arasındaki ilişkiyi inceleyen kapsamlı bir sistematik derleme ve meta-analiz gerçekleştirmiştir (Pilkington et al., 2020). Bu çalışma, çocukluk çağı olumsuz olayları ile katılımcılar 18 yaş veya üzerindeyken şema puanları arasındaki düzeltilmemiş ilişkileri raporlayan çalışmaları sentezlemiştir (Pilkington et al., 2020).

Cooper ve arkadaşları (2004), bulimia nervoza için geliştirdikleri bilişsel modelde, ilgili gelişimsel faktörler arasında olumsuz erken deneyimler, olumsuz benlik inançları, şema telafi süreçleri ve farklı türde altta yatan varsayımları saymaktadır (Cooper et al., 2004). Bu model, şemaların nasıl geliştiğini ve sürdürüldüğünü anlamak için önemli bir çerçeve sunmaktadır.

Temel Duygusal İhtiyaçlar

Karşılanmamış İhtiyaçlar Kavramı

Şema Terapinin en temel varsayımlarından biri, erken dönem uyumsuz şemaların çocukluk döneminde karşılanmamış temel duygusal ihtiyaçlardan kaynaklandığıdır. Flanagan (2014), uzun süreli problemlere yönelik bir yaklaşım önermiş ve karşılanmamış ihtiyaçları erken dönem uyumsuz şemalar ve hatalı başa çıkma modları ile nedensel olarak ilişkilendirmiştir (Flanagan, 2014). Bu perspektife göre, bireylerin temel psikolojik ihtiyaçlarının karşılanmaması, uyumsuz şemaların ve başa çıkma stratejilerinin gelişmesine zemin hazırlamaktadır (Flanagan, 2014).

Loose ve Pietrowsky (2016), şema terapinin temel kavramları arasında erken dönem uyumsuz şemalar, alanlar, duygusal temel ihtiyaçlar ve mod modelini vurgulamaktadır (Loose & Pietrowsky, 2016). Bu çalışma, şema terapinin önemli özelliklerine genel bir bakış sunmakta ve özellikle duygusal süreçlere, ihtiyaç odaklı biyografi çalışmasına, yaşa uygun psikoeğitime ve ebeveynler için şema koçluğuna odaklanmaktadır (Loose & Pietrowsky, 2016).

Transgender Bireylerde Karşılanmamış İhtiyaçlar

Radford ve arkadaşları (2024), şema terapi perspektifinden bakarak, bakım verenlerin transgender ve cinsiyet çeşitliliği gösteren (TGD) bireylerin temel duygusal ihtiyaçlarını karşılamamasının ruh sağlığı sonuçlarıyla ilişkili olup olmadığını incelemiştir (Radford et al., 2024). Bu çalışma, azınlık stresi deneyimleri ile ruh sağlığı sonuçları arasındaki ilişkilerin erken dönem uyumsuz şemalar tarafından aracılık edilip edilmediğini araştırmıştır (Radford et al., 2024). Bulgular, karşılanmamış ihtiyaçların şema gelişimi üzerindeki etkisini farklı popülasyonlarda doğrulamaktadır.

Grup Şema Terapisinde İhtiyaç Odaklı Çalışma

Bachrach ve Arntz (2021), C kümesi kişilik bozuklukları için grup şema terapisi (GŞT) uygulamasını sunmuş ve müdahalelerin danışanların duygusal temel ihtiyaçları anlamalarını ve ihtiyaçlarını hayattan kaçınmak yerine daha iyi karşılamanın uyumlu yollarını geliştirmelerini iyileştirdiğini belirtmiştir (Bachrach & Arntz, 2021). Bu yaklaşım, şema terapinin ihtiyaç odaklı doğasını ve terapötik değişimin ihtiyaçların daha sağlıklı yollarla karşılanmasına yönelik olduğunu vurgulamaktadır (Bachrach & Arntz, 2021).

Şema Modları

Mod Kavramının Tanımı

Şema modları (veya modlar), şema terapinin altında yatan teorinin temel bir kavramıdır (Jacobs et al., 2020). Jacobs ve arkadaşları (2020), modların nadiren yerleşik kişilik özellikleri modelleriyle ilişkilendirildiğini belirtmiş ve özellik duygusal zekası (TEI) ile 14 mod arasındaki ilişkileri araştırmıştır (Jacobs et al., 2020). Bu çalışma, global TEI'nin her iki sağlıklı mod (mutlu çocuk ve sağlıklı yetişkin) ile pozitif, 10 uyumsuz mod ile negatif korelasyon gösterdiğini ortaya koymuştur (Jacobs et al., 2020).

Flanagan (2014), uyumsuz modların tedavisine yönelik yeni bir yaklaşım tanımlamıştır (Flanagan, 2014). Bu yaklaşım, sağlıklı bireylerde ortaya çıkan 8 moddan oluşan bir matris ile başlamaktadır (Flanagan, 2014). Bu farklı kalıpların, bireyleri uyum sağlamaya ve devam eden ihtiyaçları karşılamaya donatacak temel bir başa çıkma stratejileri envanterini temsil ettiği iddia edilmektedir (Flanagan, 2014). Aynı modların uyumsuz olarak ortaya çıktığı bir matris de tanıtılmış ve bu matris, farklı modların bileşenlerini belirleyerek hem mod yapısını hem de içeriğini ele alan müdahaleleri potansiyel olarak kolaylaştırmaktadır (Flanagan, 2014).

Karmaşık Disosiyatif Bozukluklarda Şema Modları

Linde ve arkadaşları (2023), şema mod modelinin karmaşık disosiyatif bozukluklar için yeni bir kavramsallaştırma sunduğunu belirtmektedir (Linde et al., 2023). Bu modelde, kimlikler arasındaki geçişler şema modları arasındaki geçişler olarak açıklanmaktadır (Linde et al., 2023). Çalışma, KDB'li katılımcıların belirli şizoid, şizotipal özelliklerle karakterize edildiğini ortaya koymuştur (Linde et al., 2023). Bu bulgular, şema mod modelinin farklı klinik popülasyonlarda uygulanabilirliğini desteklemektedir.

Sağlıklı ve Uyumsuz Modlar

Jacobs ve arkadaşları (2020), sağlıklı modlar (mutlu çocuk ve sağlıklı yetişkin) ile uyumsuz modlar arasındaki ayrımı vurgulamıştır (Jacobs et al., 2020). Modlar dört TEI faktörü üzerinde regresyona tabi tutulduğunda, duygusallık faktörünün altı mod ile, diğer faktörlerin ise beş mod ile ilişkili olduğu bulunmuştur (Jacobs et al., 2020). Bu bulgular, şema modlarının duygusal zeka ile olan ilişkisini ve modların kişilik özellikleri ile nasıl bağlantılı olduğunu göstermektedir.

Terapötik Değişim Mekanizmaları

Şema Modifikasyonu

Şema Terapide terapötik değişim, erken dönem uyumsuz şemaların ve ilişkili başa çıkma davranışlarının modifikasyonuna dayanmaktadır (Nordahl et al., 2005). Nordahl ve arkadaşları (2005), şema modifikasyonunun tedavi sonunda semptomatik sıkıntı düzeyini öngörmesi gerektiğini hipotez olarak öne sürmüştür (Nordahl et al., 2005). Bu varsayım, şema değişiminin terapötik iyileşmenin temel mekanizması olduğunu ima etmektedir.

Taylor ve arkadaşları (2016), şema terapinin şemaları ve semptomları değiştirip değiştirmediğini inceleyen sistematik bir derleme gerçekleştirmiştir (Taylor et al., 2016). Bu derleme, şema terapinin borderline kişilik bozukluğu, diğer kişilik bozuklukları, yeme bozuklukları, anksiyete bozuklukları ve travma sonrası stres bozukluğu dahil olmak üzere çeşitli ruh sağlığı bozukluklarında erken dönem uyumsuz şemaları azaltma ve semptomları iyileştirmedeki etkinliğini ve etkililiğini sentezlemeyi amaçlamıştır (Taylor et al., 2016).

Nörobilişsel Perspektif

Moscovitch ve arkadaşları (2023), negatif şemaların birçok yaygın ve zayıflatıcı ruhsal bozukluğun merkezinde yer aldığını belirtmektedir (Moscovitch et al., 2023). Bu nedenle, müdahale bilim insanları ve klinisyenler, şema değişimini hedefleyen etkili müdahaleler tasarlamanın önemini uzun süredir kabul etmektedir (Moscovitch et al., 2023). Bu çalışma, şema değişiminin beyinde nasıl gerçekleştiğini ana hatlarıyla belirten bir çerçeveden bu tür müdahalelerin optimal gelişimi ve uygulamasının fayda görebileceğini önermektedir (Moscovitch et al., 2023).

Temel nörobilimsel bulgular tarafından yönlendirilen bu çalışma, şemaların zaman içinde nasıl ortaya çıktığını ve değiştiğini ve klinik bozuklukların psikolojik tedavisi sırasında nasıl modifiye edilebileceğini kavramsallaştırmak için bellek temelli bir nörobilişsel çerçeve sunmaktadır (Moscovitch et al., 2023). Hipokampus, ventromedial prefrontal korteks, amigdala ve posterior neokorteksin kritik rolleri vurgulanmaktadır (Moscovitch et al., 2023).

Başa Çıkma Stilleri ve Stratejileri

Linde ve arkadaşları (2023), kişilik bozukluğu özellikleri, uyumsuz şemalar, modlar ve başa çıkma stillerini incelemiştir (Linde et al., 2023). Başa çıkma stilleri, şema terapinin önemli bir bileşeni olarak kabul edilmekte ve bireylerin uyumsuz şemalarla nasıl başa çıktıklarını anlamak için kritik öneme sahiptir (Linde et al., 2023).

Bachrach ve Arntz (2021), grup şema terapisinin kalıcı kaçınma ve kontrol mekanizmalarını kırmaya nasıl yardımcı olabileceğini göstermiştir (Bachrach & Arntz, 2021). Bu yaklaşım, uyumsuz başa çıkma stratejilerinin tanınması ve daha sağlıklı alternatiflerle değiştirilmesini içermektedir (Bachrach & Arntz, 2021).

Şema Alanları

Alan Kavramı

Loose ve Pietrowsky (2016), şema terapinin temel kavramları arasında alanları (domains) saymaktadır (Loose & Pietrowsky, 2016). Şema alanları, benzer tematik içeriğe sahip şemaları gruplandıran kategoriler olarak işlev görmektedir. Bu alanlar, bireylerin erken dönem deneyimlerinden kaynaklanan temel sorun alanlarını temsil etmektedir.

Radford ve arkadaşları (2024), şema alanlarının aracılık rolünü incelemiş ve azınlık stresi deneyimleri ile ruh sağlığı sonuçları arasındaki ilişkilerin şema alanları tarafından aracılık edilip edilmediğini araştırmıştır (Radford et al., 2024). Bu çalışma, şema alanlarının farklı popülasyonlarda ruh sağlığı sonuçlarını anlamak için önemli bir çerçeve sunduğunu göstermektedir.

Terapötik İlişki

Sınırlı Yeniden Ebeveynlik

Şema terapinin ayırt edici özelliklerinden biri, terapötik ilişkinin özel doğasıdır. Loose ve Pietrowsky (2016), şema terapinin özel şematik terapötik ilişki çalışmasına odaklandığını belirtmektedir (Loose & Pietrowsky, 2016). Bu ilişki çalışması, duygusal süreçlere, ihtiyaç odaklı biyografi çalışmasına ve yaşa uygun psikoeğitime vurgu yapmaktadır (Loose & Pietrowsky, 2016).

Bachrach ve Arntz (2021), şema terapinin temel ilkelerini ve müdahalelerini sunmuş ve terapötik ilişkinin danışanların duygusal temel ihtiyaçlarını anlamalarını ve karşılamalarını nasıl desteklediğini göstermiştir (Bachrach & Arntz, 2021). Bu yaklaşım, terapistin danışanın karşılanmamış ihtiyaçlarını terapötik ilişki içinde kısmen karşılamasını içeren "sınırlı yeniden ebeveynlik" kavramını içermektedir.

Transdiagnostik Yaklaşım

Farklı Bozukluklarda Uygulama

Şema terapi, başlangıçta borderline kişilik bozukluğu için geliştirilmiş olsa da, daha sonra çeşitli bozukluklara uygulanmıştır. Kleszczewska-Albińska (2023), şema terapinin anoreksiya nervoza ile mücadele eden ergenlerde potansiyel uygulamalarını sunmuştur (Kleszczewska-Albińska, 2023). Bu çalışma, şema terapinin transdiagnostik bir yaklaşım olduğunu ve bu gruba önerilecek yeni yaklaşımlara duyulan ihtiyacı karşılayabileceğini belirtmektedir (Kleszczewska-Albińska, 2023).

Taylor ve arkadaşları (2016), şema terapinin borderline kişilik bozukluğu, diğer kişilik bozuklukları, yeme bozuklukları, anksiyete bozuklukları ve travma sonrası stres bozukluğu dahil olmak üzere çeşitli ruh sağlığı bozukluklarında uygulandığını belirtmektedir (Taylor et al., 2016). Bu geniş uygulama alanı, şema terapinin transdiagnostik doğasını yansıtmaktadır.

Madde Kullanım Bozuklukları

Ball (2007), madde kullanım bozuklukları için bilişsel-davranışçı ve şema temelli modelleri özetlemiştir (Ball, 2007). Bu çalışma, nüks önleme başa çıkma becerileri, rasyonel-duygusal davranış terapisi, bilişsel terapi ve çift odaklı şema terapisi dahil olmak üzere dört bilişsel-davranışçı teorik ve terapötik modeli incelemiştir (Ball, 2007). Tüm modeller, hatalı bilişi bağımlılık davranışının temel bir bileşeni olarak görmektedir (Ball, 2007). Genetik yatkınlık, biyokimyasal süreçler, kültürel faktörler, geçmiş olaylar, bilinçdışı süreçler ve çevresel koşullar önemli faktörler olabilse de, bireyin temel inançları, tutumları ve varsayımları duygusal tepkilere katkıda bulunan önemli faktörler olarak görülmektedir (Ball, 2007).

Diğer Terapi Yaklaşımlarıyla Karşılaştırma ve Entegrasyon

Bilişsel Terapi ile İlişki

Tønnesvang ve arkadaşları (2010), gestalt terapi ve bilişsel terapideki temel kavramlar ve anlayışlar arasındaki ilişkiyi araştırmış ve bunların daha kapsamlı bir bütünleştirici terapötik yaklaşımda tamamlayıcı parçalar olarak değerlendirildiğinde birbirlerini nasıl zenginleştirebileceğini tartışmıştır (Tønnesvang et al., 2010). Bu çalışma, gestalt terapinin, gestalt oluşum sürecinin çalışmasına alan-teorik bir yaklaşım olarak tanımlandığında, bilişsel terapideki şema temelli anlayış ve pratiği tamamlayabileceğini savunmaktadır (Tønnesvang et al., 2010).

İki yaklaşımın tamamlayıcı bir görünümünden elde edilecek klinik faydalar, terapötik değişim süreçlerinin bireysel ve bağlamsal yönlerine, bu süreçlerde yer alan farklı bellek düzeylerine ve terapötik çalışmada temel ihtiyaçlar, duyum ve biliş arasındaki ilişkiye yönelik daha geniş bir farkındalık kapsamı olacaktır (Tønnesvang et al., 2010).

Deneyimsel Dinamik Terapi ile Karşılaştırma

Alberti (2010), bilişsel terapi ve deneyimsel dinamik terapinin oldukça fazla benzerlik gösterdiğini, ancak hastaya ilk yaklaşımlarında (sırasıyla bilişlere ve duygulara yönelik) ve temel patojenik süreçler hakkındaki varsayımlarında farklılaştıklarını belirtmektedir (Alberti, 2010). Bilişsel terapiye göre hastalar, benlik ve dünyanın olumsuz gerçekçi olmayan iç temsilinden dolayı acı çekerken, deneyimsel dinamik terapi için sorunlar sağlıklı duyguların ve ihtiyaçların çatışmalı deneyimi ve ifadesinden kaynaklanmaktadır (Alberti, 2010).

Bu çalışma, hem sağlıklı ihtiyaçlar ve duygular hakkında bir çatışmayı hem de olumsuz bir benlik imajını kapsayan patojenik temel sürecin sentetik bir modelini ana hatlarıyla belirlemekte ve tartışmaktadır (Alberti, 2010). Bu model, şema terapinin bütünleştirici doğasını ve farklı terapötik geleneklerden unsurları nasıl birleştirdiğini yansıtmaktadır.

Varoluşçu Terapi ile Bağlantılar

Ottens ve Hanna (1998), bilişsel ve varoluşçu terapilerin tipik olarak varsayımlarında o kadar farklı görüldüğünü ki büyük ölçüde uyumsuz kabul edildiğini, psikoterapötik spektrumun zıt uçlarını temsil ettiğini belirtmektedir (Ottens & Hanna, 1998). Ancak bu çalışma, bu terapilerin birleştirilmesinin terapistler için daha geniş bir seçenek yelpazesine nasıl katkıda bulunabileceğini göstermeyi amaçlamaktadır (Ottens & Hanna, 1998).

Varoluşçu terapi, ontolojik temel şemaların oluşumunu ve tanımlanmasını anlamada özellikle yardımcıdır ve bunların kapsamlı bir listesi sunulmaktadır (Ottens & Hanna, 1998). Bu bağlantı, şema kavramının farklı terapötik geleneklerde nasıl anlaşıldığını ve uygulandığını göstermektedir.

Araştırma Öncelikleri ve Gelecek Yönelimler

Pilkington ve arkadaşları (2022), şema terapinin popülaritesine rağmen, şema terapi modeli ve etkililiği üzerine araştırmalarda birçok önemli boşluk bulunduğunu belirtmektedir (Pilkington et al., 2022). Boşlukların sayısı, şema terapiyi ilerletmek için en yüksek stratejik önceliğe sahip araştırma alanlarını belirlemeyi zorlaştırmaktadır (Pilkington et al., 2022). Bu çalışma, şema terapi klinisyenleri ve araştırmacıları arasında gelecekteki şema terapi araştırmaları için öncelikli alanlar üzerinde uzlaşı sağlamayı amaçlamıştır (Pilkington et al., 2022).

Şema terapi uzmanlarından oluşan bir panel (43 klinisyen ve 13 araştırmacı) bir Delphi uzlaşı çalışmasına katılmıştır (Pilkington et al., 2022). Değerlendirilen araştırma alanları, şema terapinin kurucusu Jeffrey Young ile görüşmeler yapılarak, Uluslararası Şema Terapi Derneği yönetim kurulu ile odak grup çalışması yürütülerek ve son derlemelerin taranmasıyla geliştirilmiştir (Pilkington et al., 2022).

Sonuç

Şema Terapi, erken dönem uyumsuz şemaların psikolojik sıkıntının ve kişilik patolojisinin temelinde yattığı varsayımına dayanan kapsamlı bir psikoterapi yaklaşımıdır (Nordahl et al., 2005). Bu şemalar, çocukluk döneminde karşılanmamış temel duygusal ihtiyaçlardan kaynaklanmakta (Flanagan, 2014; Loose & Pietrowsky, 2016) ve bireylerin kendilerini, başkalarını ve dünyayı görme biçimlerini şekillendirmektedir (Radford et al., 2024). Terapötik değişim, bu şemaların ve ilişkili başa çıkma davranışlarının modifikasyonu yoluyla gerçekleşmektedir (Nordahl et al., 2005; Taylor et al., 2016).

Şema mod modeli, bireylerin farklı durumlarda sergiledikleri duygusal durumları ve başa çıkma tepkilerini anlamak için önemli bir çerçeve sunmaktadır (Flanagan, 2014; Linde et al., 2023; Jacobs et al., 2020). Terapötik ilişki, özellikle sınırlı yeniden ebeveynlik kavramı aracılığıyla, danışanların karşılanmamış ihtiyaçlarının terapötik bağlamda kısmen karşılanmasını sağlamaktadır (Bachrach & Arntz, 2021; Loose & Pietrowsky, 2016).

Şema Terapi, başlangıçta borderline kişilik bozukluğu için geliştirilmiş olsa da, transdiagnostik doğası sayesinde çeşitli ruh sağlığı bozukluklarına uygulanabilmektedir (Kleszczewska-Albińska, 2023; Taylor et al., 2016). Nörobilişsel araştırmalar, şema değişiminin beyinde nasıl gerçekleştiğini anlamak için önemli bir çerçeve sunmakta ve müdahalelerin optimal gelişimi için yol göstermektedir (Moscovitch et al., 2023).

Sonuç olarak, Şema Terapinin temel varsayımları ampirik araştırmalarla desteklenmekte (Nordahl et al., 2005; Pilkington et al., 2020; Taylor et al., 2016) ve bu yaklaşım, kronik psikolojik sorunların tedavisinde etkili bir müdahale olarak kabul görmektedir. Ancak, şema terapi modeli ve etkililiği üzerine araştırmalarda hâlâ önemli boşluklar bulunmakta ve gelecekteki araştırmaların bu boşlukları doldurması gerekmektedir (Pilkington et al., 2022).


KAYNAKÇA

  • Alberti, G. (2010). One and the same pathogenetic process for cognitive therapy and experiential dynamic therapy?. Journal of Psychotherapy Integration, 20(2), 115-151. https://doi.org/10.1037/a0019772
  • Bachrach, N. ve Arntz, A. (2021). Group schema therapy for patients with cluster‐C personality disorders: A case study on avoidant personality disorder. Journal of Clinical Psychology, 77(5), 1233-1248. https://doi.org/10.1002/jclp.23118
  • Ball, S. (2007). Cognitive-Behavioral and Schema-Based Models for the Treatment of Substance Use Disorders, 111-138. https://doi.org/10.1037/11561-006
  • Cooper, M., Wells, A., & Todd, G. (2004). A cognitive model of bulimia nervosa. British Journal of Clinical Psychology, 43(1), 1-16. https://doi.org/10.1348/014466504772812931
  • Flanagan, C. (2014). Unmet needs and maladaptive modes: A new way to approach longer-term problems. Journal of Psychotherapy Integration, 24(3), 208-222. https://doi.org/10.1037/a0037513
  • Jacobs, I., Wollny, A., Seidler, J., & Wochatz, G. (2020). A trait emotional intelligence perspective on schema modes. Scandinavian Journal of Psychology, 62(2), 227-236. https://doi.org/10.1111/sjop.12670
  • James, I., Southam, L., & Blackburn, I. (2004). Schemas revisited. Clinical Psychology & Psychotherapy, 11(6), 369-377. https://doi.org/10.1002/cpp.423
  • Kleszczewska-Albińska, A. (2023). Potential applications of Schema Therapy in the treatment of adolescents with anorexia nervosa: a theoretical analysis. Postępy Psychiatrii I Neurologii, 32(4), 215-233. https://doi.org/10.5114/ppn.2023.135530
  • Leder, G. (2016). Know Thyself? Questioning the Theoretical Foundations of Cognitive Behavioral Therapy. Review of Philosophy and Psychology, 8(2), 391-410. https://doi.org/10.1007/s13164-016-0308-1
  • Linde, R., Huntjens, R., Bachrach, N., & Rijkeboer, M. (2023). Personality disorder traits, maladaptive schemas, modes and coping styles in participants with complex dissociative disorders, borderline personality disorder and avoidant personality disorder. Clinical Psychology & Psychotherapy, 30(6), 1234-1245. https://doi.org/10.1002/cpp.2892
  • Loose, C. ve Pietrowsky, R. (2016). Schematherapie bei Kindern und Jugendlichen – eine konzeptuelle und evidenzbasierte Übersicht. Zeitschrift Für Kinder- Und Jugendpsychiatrie Und Psychotherapie, 44(6), 432-442. https://doi.org/10.1024/1422-4917/a000443
  • Moscovitch, D., Moscovitch, M., & Sheldon, S. (2023). Neurocognitive Model of Schema-Congruent and -Incongruent Learning in Clinical Disorders: Application to Social Anxiety and Beyond. Perspectives on Psychological Science, 18(6), 1412-1435. https://doi.org/10.1177/17456916221141351
  • Nordahl, H., Holthe, H., & Haugum, J. (2005). Early maladaptive schemas in patients with or without personality disorders: does schema modification predict symptomatic relief?. Clinical Psychology & Psychotherapy, 12(2), 142-149. https://doi.org/10.1002/cpp.430
  • Ottens, A. ve Hanna, F. (1998). Cognitive and existential therapies: Toward an integration. Psychotherapy, 35(3), 312-324. https://doi.org/10.1037/h0087832
  • Pilkington, P., Bishop, A., & Younan, R. (2020). Adverse childhood experiences and early maladaptive schemas in adulthood: A systematic review and meta‐analysis. Clinical Psychology & Psychotherapy, 28(3), 569-584. https://doi.org/10.1002/cpp.2533
  • Pilkington, P., Younan, R., & Karantzas, G. (2022). Identifying the research priorities for schema therapy: A Delphi consensus study. Clinical Psychology & Psychotherapy, 30(2), 344-356. https://doi.org/10.1002/cpp.2800
  • Radford, G., Byrne, J., Staiger, P., & Karantzas, G. (2024). Unmet Needs, Minority Stress and Mental Health Outcomes Among Transgender Individuals: The Mediating Role of Schema Domains. Clinical Psychology & Psychotherapy, 31(3). https://doi.org/10.1002/cpp.2983
  • Taylor, C., Bee, P., & Haddock, G. (2016). Does schema therapy change schemas and symptoms? A systematic review across mental health disorders. Psychology and Psychotherapy Theory Research and Practice, 90(3), 456-479. https://doi.org/10.1111/papt.12112
  • Tønnesvang, J., Sommer, U., Hammink, J., & Sonne, M. (2010). Gestalt therapy and cognitive therapy—Contrasts or complementarities?. Psychotherapy, 47(4), 586-602. https://doi.org/10.1037/a0021185
Sozluk