PsikoStudio Logo

PSIKOSTUDIO

BAĞLANMA KURAMI VE ŞEMA TERAPİ STÜDYOSU

John Bowlby'nin Hayatı ve Bağlanma Kuramına Yönelmesi

Giriş

John Bowlby, 20. yüzyılın en etkili psikologlarından biri olarak kabul edilmekte ve geliştirdiği bağlanma kuramı, çağdaş psikoloji ve psikiyatri alanlarında temel bir teorik çerçeve olarak konumlanmaktadır (Xu, 2022; Lopez, 2003; Chambers, 2017). Bowlby'nin bağlanma kuramı, bebeklik dönemindeki duygusal bağların ve bakım veren kişilerle kurulan ilişkilerin, bireyin gelecekteki gelişimi üzerindeki derin etkisini vurgulamaktadır (Xu, 2022). Bu makale, Bowlby'nin yaşam öyküsünü, entelektüel gelişimini ve bağlanma kuramına nasıl yöneldiğini kapsamlı bir şekilde incelemektedir.

John Bowlby'nin Erken Yaşamı ve Mesleki Yönelimi

Öğretmenlik Deneyimi ve Tıp Eğitimine Yöneliş

John Bowlby'nin bağlanma kuramına giden yolculuğu, özel bir okulda öğretmen olarak edindiği deneyimlerle başlamıştır. Kraemer'in belirttiğine göre, Bowlby özel bir okulda öğretmen olarak çalışırken edindiği deneyimlerden ilham alarak, çocuklara ve ailelerine psikolojik tedavi sunabilmek amacıyla tıp doktoru olmaya karar vermiştir (Kraemer, 2021). Bu erken dönem deneyimi, Bowlby'nin çocuk psikolojisine olan ilgisinin temellerini atmış ve onu klinik gözlemlere dayalı bir yaklaşım geliştirmeye yöneltmiştir.

Klinik Gözlemler ve Erken Çalışmalar

Bowlby'nin bağlanma kuramının kökleri, yetim ve suça sürüklenmiş çocuklarla yaptığı klinik gözlemlere dayanmaktadır (Lopez, 2003). Lopez'in aktardığına göre, Bowlby etoloji, sistem teorisi ve bilişsel bilimden aldığı fikirlerle birlikte bu klinik gözlemlerini sentezleyerek bağlanma kuramının temellerini oluşturmuştur (Lopez, 2003). Özellikle 1930'larda Londra Çocuk Rehberlik Kliniği'nde yürüttüğü çalışmalar, kuramın gelişiminde kritik bir rol oynamıştır (Dixon, 2003).

Dixon'ın incelediği klasik çalışmada, Bowlby 1930'larda Londra Çocuk Rehberlik Kliniği'nde görülen 88 çocuk üzerine raporlar sunmuştur (Dixon, 2003). Bu çocukların yarısı hırsızlık nedeniyle, diğer yarısı ise farklı sorunlar nedeniyle kliniğe yönlendirilmiştir (Dixon, 2003). Bowlby, uyumsuzluğa yol açabilecek çeşitli faktörleri ayırt etmiş, ancak özellikle erken yıllarda çocuğun anneden uzun süreli ayrılmasının suça eğilimli karakter oluşumunda nedensel bir faktör olduğu hipotezi üzerinde yoğunlaşmıştır (Dixon, 2003). Bu tür ayrılıkların, özellikle sürekli suç işleyenlerde sıkça görülen "Sevgisiz Karakter" (Affectionless Character) gelişiminde etkili olduğunu düşünmüştür (Dixon, 2003). Bu kayıtsız veya reddedici bağlanma örüntüsünün gelişimi, bu çocukları yeni ilişkiler kurmaktan korumuştur (Dixon, 2003).

Psikanalitik Eğitim ve Kleinian Etkisi

Psikanaliz ile İlişki

Bowlby'nin psikanalize olan borcu açıkça görülmektedir, ancak dış yaşam olaylarına zihinsel durumlarla en az eşit ağırlık verme kararlılığı onu bağlanma kuramına doğru yöneltmiştir (Kraemer, 2021). Bretherton'ın aktardığına göre, Bowlby eğitim analistleri aracılığıyla Kleinian fikirlere maruz kalmıştır (Bretherton, 1994). Eğitim analisti Joan Riviere, Klein'ın yakın bir çalışma arkadaşıydı ve sonunda Melanie Klein'ın kendisi tarafından süpervizyon almıştır (Bretherton, 1994).

Bowlby, Riviere ve Klein'ı nesne ilişkileri yaklaşımında temellendirilmesi için takdir etmiş olsa da - bu yaklaşım erken ilişkilere ve kaybın patojenik potansiyeline vurgu yapmaktadır - çocuk psikanalizine Kleinian yaklaşımın bazı yönleri hakkında ciddi çekinceleri vardı (Bretherton, 1994). Klein, çocukların duygusal sorunlarının neredeyse tamamen saldırgan ve diğer içsel çatışmalardan kaynaklanan fantezilere bağlı olduğunu savunuyordu (Bretherton, 1994). Bu görüş, Bowlby'nin dış deneyimlerin önemine ilişkin inançlarıyla çelişmekteydi.

Psikanalizden Ayrılış

Slade'in belirttiğine göre, Bowlby'nin yaklaşık kırk yıl önce İngiliz Psikanalitik Derneği ile yaşadığı kopuş sonucunda, çalışmaları ve özellikle bağlanma kuramının gelişimi, yakın zamana kadar psikanalitik kayıtlardan büyük ölçüde silinmiştir (Slade, 2000). Ancak hem psikanalitik hem de bağlanma teorilerindeki gelişmeler sayesinde bir uzlaşma sağlanmış ve birçok akademisyen artık bu iki tamamlayıcı perspektifi entegre etmeye çalışmaktadır (Slade, 2000).

Berant'ın aktardığına göre, bağlanma kuramı tarihsel olarak John Bowlby tarafından nesne ilişkileri teorisinin bir varyantı olarak geliştirilmiştir (Berant, 2013). Bowlby, İkinci Dünya Savaşı sırasında pratiğine başlayan ve uyumsuz çocuklarla çalışan bir psikanalistti; bu çocukların bazıları savaş nedeniyle evlerinden yerinden edilmişti (Berant, 2013). Bowlby'nin klinik deneyimleri, onu çocukların kötü davranışlarının ve güvensiz bağlanma örüntülerinin (daha sonra bağlanma araştırmacıları tarafından bağlanma kaygısı ve bağlanma kaçınması olarak adlandırılacak) köklerini anlamaya yöneltmiştir (Berant, 2013). Nesne ilişkileri teorisinden kavramları modern bilişsel-gelişimsel psikoloji ve diğer alanlarla birleştirerek güncellenmiş bir psikanalitik teori oluşturmuştur (Berant, 2013).

Bağlanma Kuramının Teorik Temelleri

Etolojik Etkiler ve Darwin'in Mirası

Bowlby'nin bağlanma kuramının gelişiminde etoloji önemli bir rol oynamıştır. Stroebe ve Archer'ın belirttiğine göre, Bowlby'nin bazı potansiyel etkileri iyi belgelenmiş olsa da, diğerleri ya hiç tanınmamış ya da etki yaratamamıştır (Stroebe & Archer, 2013). Bu çalışmada özellikle Bowlby'nin üç öncüsüne odaklanılmaktadır: Charles Darwin, Alexander Shand ve diğerleri (Stroebe & Archer, 2013).

Darwin, Bowlby tarafından hem teorisinin adaptif arka planı hem de daha spesifik olarak Darwin'in yasla ilişkili duygular üzerine çalışması açısından geniş çapta onaylanmıştır (Stroebe & Archer, 2013). Bowlby, bağlanma davranışlarının evrimsel kökenlerini açıklamak için Darwin'in çalışmalarından yararlanmış ve bu davranışların hayatta kalma değerini vurgulamıştır.

Teorik Çerçevenin Evrimi

Petters'ın kapsamlı analizine göre, Bowlby 1940'lardaki bağlanma fenomenlerini açıklama girişimlerinden "Bağlanma ve Kayıp" üçlemesine (1969/1982, 1973, 1980) kadar bağlanma kuramının teorik temellerini birkaç kez yeniden formüle etmiştir (Petters, 2019). Başlangıçta bağlanma fenomenlerini psikanalitik terimlerle açıklamaya çalışmıştır (Petters, 2019). Ardından, insanların yakın kişisel ilişkilerde nasıl ve neden davrandıklarını açıklamak için etolojik teoriyi kullanmıştır (Petters, 2019). 1969 ile 1982 arasında bağlanma ve kayıp üçlemesinde sunduğu olgun teorik çerçeve, güçlü yönleri ve içgörüleri korumuş ve bunları kapsayıcı bir kontrol sistemleri çerçevesi içinde konumlandırmıştır (Petters, 2019).

Piaget'nin Etkisi

Pallini ve Barcaccia'nın araştırmasına göre, Bowlby bağlanma kuramı ile hem etoloji hem de Jean Piaget'nin teorisi arasındaki tamamlayıcılığı birçok kez vurgulamıştır (Pallini & Barcaccia, 2014). Ancak etoloji ve psikanalizin Bowlby'nin düşüncesi üzerindeki katkısı birçok yazar tarafından altı çizilirken, Jean Piaget'nin etkisi sistematik olarak ihmal edilmiştir (Pallini & Barcaccia, 2014). Bu çalışmada, Bowlby'nin 80 yazısı (kitaplar, kitap bölümleri ve makaleler) incelenmiş ve Piaget'nin çalışmasına açık referansların göründüğü yazılar seçilmiştir (Pallini & Barcaccia, 2014).

Anne-Çocuk Ayrılığı Üzerine Temel Fikirler

Erken Dönem Kavramsal Gelişim

Van der Horst ve Van der Veer'in tarihsel analizine göre, Bowlby'nin bağlanma kuramının gelişimi, iki savaş arası dönem İngiltere'sindeki sosyal, kültürel ve bilimsel gelişmeler arka planında değerlendirilmelidir (Horst & Veer, 2010). Bowlby, yaşamının oldukça erken dönemlerinde temel bir fikri benimsemiştir: bir bebeğin öncelikle sıcak ve sevgi dolu bir anneye ihtiyacı duyduğu ve anneden ayrılıkların potansiyel olarak zarar verici olduğu (Horst & Veer, 2010). Bu temel kavramı sonraki yıllarda önemli ölçüde değiştirmemiştir (Horst & Veer, 2010).

Bowlby'nin birincil ve yaşam boyu süren amacı, belirli kişileri (örneğin ortodoks psikanalistler, psikiyatristler, klinisyenler ve tıp doktorları) bu fikrin önemi konusunda ikna etmek olmuştur; bunu teorileştirme ve ampirik kanıt toplama yoluyla gerçekleştirmeye çalışmıştır (Horst & Veer, 2010).

Robertson ile İşbirliği ve Anlaşmazlık

Van der Horst ve Van der Veer'in bir diğer çalışmasına göre, Robertson ve Bowlby'nin çalışmaları genellikle tamamlayıcı olarak görülmektedir; Robertson pratik odaklı gözlemci, Bowlby ise Robertson'ın gözlemleri için teorik açıklamalara odaklanan kişi olarak konumlandırılmaktadır (Horst & Veer, 2009). Ancak bu işbirliğinin "anlatılmamış hikayesi" de vardır: 1960'larda ayrılığın sonuçları hakkında iki adam arasında ortaya çıkan anlaşmazlık ve ardından gelen kişisel düşmanlık (Horst & Veer, 2009). Benzersiz arşiv materyallerine dayanarak, bağlanma kuramı tarihinin bu az bilinen yönü kapsamlı bir şekilde belgelenmiştir (Horst & Veer, 2009). Robertson ve Bowlby arasındaki bozulan ilişki, İngiltere'deki psikanalizdeki farklı akımlar arka planında tanımlanmaktadır (Horst & Veer, 2009).

Bağlanma Kuramının Temel İlkeleri

Bağlanmanın Tanımı ve Önemi

Chambers'ın belirttiğine göre, bağlanma kuramı 1950'lerde John Bowlby tarafından geliştirilmiştir (Chambers, 2017). Bowlby, bağlanmayı bebeğin birincil bakıcıya bağlanmasıyla sonuçlanan ve yaşam boyu devam eden ilişkilerin içsel çalışma modelini oluşturan spesifik bir nörobiyolojik sistem olarak tanımlamıştır (Chambers, 2017). Bu içsel çalışma modeli, bebeğin gelecekteki ruh sağlığını ve fiziksel sağlığını etkilemektedir (Chambers, 2017).

Xu'nun özetlediğine göre, bağlanma kuramı ilk olarak İngiliz psikolog John Bowlby tarafından önerilmiş olup, bebeklik ile bakıcıları arasındaki duygusal bağları ana hatlarıyla belirtmekte ve bu ilişkinin bebeğin gelecekteki gelişimi üzerindeki derin etkisini vurgulamaktadır (Xu, 2022). Araştırmalar, bağlanmanın temel olarak dört türe ayrılabileceğini ve erken bağlanmanın psikolojik gelişim üzerinde derin bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir (Xu, 2022).

Bağlanma Türleri ve Değerlendirme

Page ve Norwood'un açıkladığına göre, Bowlby ve Ainsworth tarafından geliştirilen bağlanma kuramı, dönemin mevcut insan gelişimi teorilerinden önemli bir ayrılığı temsil etmektedir; özellikle psikanalitik teorinin temel ilkelerini reddetmesi ve evrim teorisi ile sibernetikten temel fikirleri entegre etmesi açısından (Page & Norwood, 2007). Bağlanma kuramı, temel bir insan içgüdüsünün - koruyucu bir figüre yakınlık yoluyla güvenlik ve koruma elde etme arzusunun - "bağlanmalar" olarak adlandırılan özel bir yaşam boyu duygusal bağ sınıfının oluşumundan sorumlu olduğunu öne sürmektedir (Page & Norwood, 2007).

Rosmalen ve arkadaşlarının tarihsel analizine göre, Amerikalı-Kanadalı psikolog Mary Ainsworth (1913-1999) anne-çocuk bağlanmasını ölçmek için Yabancı Durum Prosedürü'nü (Strange Situation Procedure) geliştirmiştir.

Bowlby'nin Kişisel Yaşamı ve Teorik Çalışmaları Arasındaki İlişki

Travmatik Deneyimlerin Etkisi

Coates'in karşılaştırmalı analizine göre, John Bowlby ve Margaret Mahler'in yaşamlarının travmatik yönlerinin entelektüel kariyerlerini şekillendirdiği görülebilir (Coates, 2004). Bu perspektif, bağlanma kuramı ve ayrılma-bireyleşme kuramının birbirleriyle çok daha uyumlu olduğunu düşündürmektedir (Coates, 2004). İki teori arasındaki yakınsama alanlarını ifade etmek, her birinin özel güçlü yönlerinin temel tamamlayıcılığını ortaya koymaktadır (Coates, 2004). Her iki teori de deneyimin zihinsel temsillerin gelişimindeki rolünü anlamaya yönelik girişimlerdi (Coates, 2004). Mahler içsel zihinsel durumlara ve bunların evrimine yakın klinik dikkat gösterirken, Bowlby ampirik gözleme ve içsel temsiller hakkında çıkarımlara uygun davranışsal korelasyonlar aramıştır (Coates, 2004).

Bağımsız Bir Çocuk Psikiyatristi Olarak Bowlby

Kraemer'in vurguladığına göre, Bowlby'nin bağlanma kuramına giden yolu iyi bilinmektedir, ancak psikanaliz veya tıbbi pratikten inatçı bir şekilde bağımsız olan çocuk psikiyatristi olarak paralel kariyeri bilinmemektedir (Kraemer, 2021). İnsan ilişkileri hakkındaki zeki merakı, onu günümüze kadar devam eden tanı üzerine hakim bilimsel ve klinik odaklanmanın ötesine taşımıştır (Kraemer, 2021). Dr. Bowlby'nin klinik yaklaşımı, modern çocuk ve ergen psikiyatristleri için bir model oluşturmaktadır (Kraemer, 2021).

Bağlanma Kuramının Uygulamaları ve Genişletilmesi

Yetişkin Bağlanması

Lopez'in belirttiğine göre, yetişkin bağlanması üzerine çağdaş araştırma, bağlanma kuramının birincil mimarları olan John Bowlby ve Mary Ainsworth'un öncü çalışmalarında ideolojik köklerine sahiptir (Lopez, 2003). Hem Bretherton (1992) hem de Karen (1994), ayrıca Ainsworth ve Bowlby (1991), bağlanma kuramının kökenlerinin ve erken gelişiminin mükemmel tarihsel anlatımlarını sunmaktadır (Lopez, 2003).

Çift Terapisi ve İlişkiler

Contos'un belirttiğine göre, John Bowlby tarafından geliştirilen bağlanma kuramı, çift ilişkilerini anlamada yararlı bir model olarak öne sürülmektedir (Contos, 1998). Aile kökenli bağlanmaları keşfetmenin önemi yinelenmiş, ayrıca her eşin zorluklarını partneri suçlamak yerine kendilerinde değiştirmesine yardımcı olmanın önemi vurgulanmıştır; nihai amaç ilişkinin geliştirilmesidir (Contos, 1998).

Yas ve Kayıp

Mısırlı ve Karakuş'un çalışmasına göre, kayıp ve yas süreci herkes için yaşamın doğal bir parçasıdır, ancak destekleyici koşullar olmadan patolojik hale gelebilir (Mısırlı & Karakuş, 2024). John Bowlby tarafından geliştirilen bağlanma kuramı, özellikle çocukluk döneminde yaşanan yas süreci hakkında bilgi sağlamaktadır (Mısırlı & Karakuş, 2024). Bu çalışmada, çocuklarda yas süreci bağlanma kuramı çerçevesinde değerlendirilmektedir (Mısırlı & Karakuş, 2024).

Borderline Kişilik Bozukluğu

Sable'ın belirttiğine göre, daha ciddi patolojiyi anlamayı genişletme girişiminde, John Bowlby tarafından geliştirilen bağlanma kuramı yetişkinlerde borderline kişilik bozukluğuna uygulanmaktadır (Sable, 1997). Yakınlık ve bağlanma arzusu ile angajman korkusu ve kaçınması arasında aşırı dalgalanmalarla birlikte derin güvensiz bağlanma durumu olarak kavramsallaştırılan borderline patoloji, yaşamın erken dönemlerinde başlayan travmatik bağlanma deneyimlerini yansıtmaktadır (Sable, 1997).

Yetimhaneler ve Sosyal Yoksunluk

Clemons'un araştırmasına göre, 20. yüzyılın ortalarından bu yana, gelişim psikologları yetimhanelerdeki sosyal yoksunluğun çocuğun daha sonra birincil bakıcısına bağlanma oluşturma yeteneğini nasıl etkilediğini araştırmıştır (Clemons, 2009). John Bowlby'nin bağlanma kuramı, yaşamlarının ilk iki yılı içinde herhangi bir bağlanma stili geliştirmeyen çocukların daha sonra birincil bakıcılarına asla bağlanamayacağını öne sürmektedir (Clemons, 2009). Ancak yetimhanelerde yetiştirilen çocuklar üzerinde yapılan boylamsal çalışmalar, bağlanmanın oluşması gereken kritik bir dönem olmadığını kanıtlamıştır (Clemons, 2009).

Dezorganize Bağlanma ve Bowlby'nin Yayınlanmamış Düşünceleri

Solomon ve arkadaşlarının çalışmasına göre, Main ve Solomon tarafından orijinal olarak önerilen dezorganize bağlanma yapısı, büyük ölçüde bilinmeyen bir kaynaktan ilham alınarak yeni varsayımlar geliştirilerek incelenmiştir: Londra'daki Wellcome Trust Kütüphanesi Arşivi'nde bulunan John Bowlby'nin yayınlanmamış metinleri (Solomon et al., 2017). Bowlby'nin dezorganize bağlanma tartışmaları, etolojik çatışma davranışı teorileri perspektifinden anlaşılmıştır (Solomon et al., 2017). Bowlby'nin dezorganize bağlanmayı kodlamak için kullanılan davranışlar arasındaki farklılıklara ilişkin düşünceleri, mevcut kodlama sisteminin yapısının altında yatan ayrımları keşfetmek için kullanılacaktır (Solomon et al., 2017).

Bağlanma Kuramının Felsefi Temelleri

Reuther'in felsefi analizine göre, her birimiz günlük varoluş duygusunu sosyal çevreyle etkileşimimiz aracılığıyla örtük olarak edinmekteyiz (Reuther, 2014). Martin Heidegger bu fikri reddetmiş ve varoluş duygumuzun dünya-içinde-varoluş olarak anlamlı bir bütünlük olarak sosyal dünyayla daha temel ve ilksel bir etkileşimden kaynaklandığını savunmuştur (Reuther, 2014). Ancak insanların bu günlük varoluşu nasıl geliştirdiğini açıklamamıştır (Reuther, 2014). John Bowlby tarafından savunulan bağlanma kuramı, bu felsefi boşluğu doldurmaya yardımcı olmaktadır (Reuther, 2014).

Bağlanma Kuramının Genişletilmesi

Bell'in çalışmasına göre, bağlantı soyut teorisi, John Bowlby'nin çocuk bağlanması teorisinin iradi unsurlarının ve yetişkin ilişkilerini içerecek şekilde genişletilmesinin ayrıntılı soyut bir formülasyonu olarak önerilmektedir (Bell, 2023). Bağlantı soyut teorisi, bağlanma ve bakım verme sistemleri içinde ve arasındaki nedensel bağlantıların resmi bir ifadesidir (Bell, 2023). Analiz, Bowlbian teorinin geliştirildiği kültürel arka plana kadar izlenebilen bazı sınırlamaları ele almaktadır (Bell, 2023).

Sonuç

John Bowlby'nin bağlanma kuramına yönelmesi, çok yönlü bir sürecin ürünüdür. Özel bir okulda öğretmen olarak edindiği deneyimler (Kraemer, 2021), yetim ve suça sürüklenmiş çocuklarla yaptığı klinik gözlemler (Lopez, 2003; Dixon, 2003), psikanalitik eğitimi ve Kleinian fikirlerle karşılaşması (Bretherton, 1994), etoloji ve evrim teorisinden aldığı ilham (Stroebe & Archer, 2013; Petters, 2019) ve İkinci Dünya Savaşı döneminde yerinden edilmiş çocuklarla çalışması (Berant, 2013) - tüm bu faktörler Bowlby'nin bağlanma kuramını geliştirmesinde belirleyici rol oynamıştır.

Bowlby'nin temel içgörüsü - bebeğin sıcak ve sevgi dolu bir anneye ihtiyaç duyduğu ve ayrılıkların potansiyel olarak zarar verici olduğu (Horst & Veer, 2010) - yaşamı boyunca değişmeden kalmış ve bu fikri teorileştirme ve ampirik kanıt toplama yoluyla desteklemeye çalışmıştır. Bağlanma kuramı, psikanalitik kökenlerinden (Berant, 2013; Slade, 2000) etolojik ve kontrol sistemleri çerçevesine (Petters, 2019) doğru evrilmiş ve günümüzde psikoloji, psikiyatri ve ilişkili alanlarda temel bir teorik çerçeve olarak kabul görmektedir (Xu, 2022; Lopez, 2003; Chambers, 2017).

Kaynakça

  • Bell, D. (2023). Connection abstract theory: An exercise in abstract theorizing after Bowlby. Journal of Family Theory & Review, 16(2), 191-215. https://doi.org/10.1111/jftr.12538

    Berant, E. (2013). Empirical and clinical aspects of attachment theory. Rorschachiana: Journal of the International Society for the Rorschach, 34(2), 111-114. https://doi.org/10.1027/1192-5604/a000044

    Bowlby, J. (1969/1982). Attachment and loss: Vol. 1. Attachment. Basic Books.

    Bowlby, J. (1973). Attachment and loss: Vol. 2. Separation: Anxiety and anger. Basic Books.

    Bowlby, J. (1980). Attachment and loss: Vol. 3. Loss: Sadness and depression. Basic Books.

    Bretherton, I. (1992). The origins of attachment theory: John Bowlby and Mary Ainsworth. Developmental Psychology, 28, 759-775.

    Bretherton, I. (1994). The origins of attachment theory: John Bowlby and Mary Ainsworth. Psychological Review, 431-471. https://doi.org/10.1037/10155-029

    Chambers, J. (2017). The neurobiology of attachment: From infancy to clinical outcomes. Psychodynamic Psychiatry, 45(4), 542-563. https://doi.org/10.1521/pdps.2017.45.4.542

    Clemons, A. (2009). The effects of social deprivation within orphanages on parent-child attachment: How adoption can ameliorate attachment problems. Vanderbilt Undergraduate Research Journal, 5. https://doi.org/10.15695/vurj.v5i0.2808

    Coates, S. (2004). John Bowlby and Margaret S. Mahler: Their lives and theories. Journal of the American Psychoanalytic Association, 52(2), 571-601. https://doi.org/10.1177/00030651040520020601

    Contos, A. (1998). ‘Why were you drawn to each other?’— Some implications of the couple bond for couple therapy. Australian and New Zealand Journal of Family Therapy, 19(4), 178-183. https://doi.org/10.1002/j.1467-8438.1998.tb00335.x

    Dixon, A. (2003). ‘At all costs let us avoid any risk of allowing our hearts to be broken again’: A review of John Bowlby’s forty-four juvenile thieves. Clinical Child Psychology and Psychiatry, 8(2), 278-289. https://doi.org/10.1177/1359104503008002011

    Horst, F. C. P., & Veer, R. (2009). Separation and divergence: The untold story of James Robertson's and John Bowlby's theoretical dispute on mother–child separation. Journal of the History of the Behavioral Sciences, 45(3), 236-252. https://doi.org/10.1002/jhbs.20380

    Horst, F. C. P., & Veer, R. (2010). The ontogeny of an idea: John Bowlby and contemporaries on mother–child separation. History of Psychology, 13(1), 25-45. https://doi.org/10.1037/a0017660

    Karen, R. (1994). Becoming attached: First relationships and how they shape our capacity to love. Oxford University Press.

    Kraemer, S. (2021). Dr Bowlby: A psychiatrist for our times. Attachment: New Directions in Psychotherapy and Relational Psychoanalysis, 15(1), 21-35. https://doi.org/10.33212/att.v15n1.2021.21

    Lopez, F. G. (2003). The assessment of adult attachment security. S. J. Lopez & C. R. Snyder (Eds.), Positive psychological assessment: A handbook of models and measures (pp. 285–299). American Psychological Association. https://doi.org/10.1037/10612-018

    Mısırlı, G., & Karakuş, Ö. (2024). Grief in children within the framework of attachment theory. Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar - Current Approaches in Psychiatry, 16(1), 126-137. https://doi.org/10.18863/pgy.1243304

    Page, T., & Norwood, R. (2007). Attachment theory and the social work curriculum. Advances in Social Work, 8(1), 30-48. https://doi.org/10.18060/130

    Pallini, S., & Barcaccia, B. (2014). A meeting of the minds: John Bowlby encounters Jean Piaget. Review of General Psychology, 18(4), 287-292. https://doi.org/10.1037/gpr0000016

    Petters, D. (2019). The attachment control system and computational modeling: Origins and prospects. Developmental Psychology, 55(2), 227-239. https://doi.org/10.1037/dev0000647

    Reuther, B. (2014). On our everyday being: Heidegger and attachment theory. Journal of Theoretical and Philosophical Psychology, 34(2), 101-115. https://doi.org/10.1037/a0033040

    Sable, P. (1997). Attachment, detachment and borderline personality disorder. Psychotherapy, 34(2), 171-181. https://doi.org/10.1037/h0087674

    Slade, A. (2000). The development and organization of attachment: Implications for psychoanalysis. Journal of the American Psychoanalytic Association, 48(4), 1147-1174. https://doi.org/10.1177/00030651000480042301

    Solomon, J., Duschinsky, R., Bakkum, L., & Schuengel, C. (2017). Toward an architecture of attachment disorganization: John Bowlby’s published and unpublished reflections. Clinical Child Psychology and Psychiatry, 22(4), 539-560. https://doi.org/10.1177/1359104517721959

    Stroebe, M., & Archer, J. (2013). Origins of modern ideas on love and loss: Contrasting forerunners of attachment theory. Review of General Psychology, 17(1), 28-39. https://doi.org/10.1037/a0030030

Baglanma