PsikoStudio Logo

PSIKOSTUDIO

BAĞLANMA KURAMI VE ŞEMA TERAPİ STÜDYOSU

Psikolojide Davranışçılığın Bağlanmaya Yaklaşımı

Giriş

Davranışçılık (behaviorism), psikoloji tarihinde önemli bir yere sahip olan ve öğrenme süreçlerini
açıklamada belirleyici rol oynayan bir yaklaşımdır. Bu yaklaşım, 1913 yılında J. B. Watson tarafından psikolojinin "tamamen nesnel deneysel bir doğa bilimi dalı" olması gerektiği önerisiyle ortaya konmuştur ve psikoloji alanını etkilemeye devam etmektedir (MacWhinney, 1997). Davranışçılık, öğrenmeyi çevresel uyaranlar ve davranışsal tepkiler arasındaki ilişkiler çerçevesinde ele almakta olup, bağlanma (attachment) kavramına da bu perspektiften yaklaşmaktadır. Bu çalışmada, davranışçılığın temel ilkeleri, öğrenme teorileri ve bağlanma süreçlerine olan yaklaşımı kapsamlı bir şekilde incelenecektir.

Davranışçılığın Temel İlkeleri ve Tarihsel Gelişimi

Metodolojik ve Radikal Davranışçılık Ayrımı

Davranışçılık, tarihsel süreç içinde farklı biçimlerde gelişim göstermiştir. Watson tarafından önerilen ve "metodolojik davranışçılık" olarak bilinen yaklaşım, son yüzyılda çeşitli yazarlar tarafından önemli ölçüde revize edilmiş ve genişletilmiştir (MacWhinney, 1997). Bu revizyonların en önemlisi B. F. Skinner (1904-1990) tarafından önerilen ve "radikal davranışçılık" olarak bilinen yaklaşımdır (MacWhinney, 1997). Her iki düşünce okulu da davranışa odaklanmakla birlikte, aralarında önemli kavramsal farklılıklar bulunmaktadır.

Davranışçılığın kavramsal çerçevesinin yeniden yapılandırılmasında, temel önerme psikolojinin bir doğa bilimi olması gerektiğidir ve ana sonuçlar psikolojinin nesnel ve ampirik olması gerektiğidir (Carifio, 2010). Bu yeniden yapılandırma, büyük ölçüde davranışçı görüşlerin bir bilimin nesnel ve ampirik olmasının ne anlama geldiğine dair ayrıntılı bir açıklamasıdır (Carifio, 2010). Bu çerçeve, bilişsel bilim, psikolinguistik ve felsefeden kaynaklanan çağdaş zorluklara yanıt verebilecek şekilde tasarlanmıştır (Carifio, 2010).

Davranışçılığın Öğrenme Anlayışı

Davranışçılığın altın çağında, davranışçı psikologlar dil öğrenimini alışkanlık oluşturmaktan başka bir şey olarak düşünmememizi tavsiye etmişlerdir (Goddard, 2018). Bu dönemde ikinci dil öğrenme materyalleri tekrarlama, alıştırma, ödüller, pratik ve koşullanmaya vurgu yapmıştır (Goddard, 2018). Davranışçılık teorisi, psikolojik temellerin dil öğretimindeki önemli unsurlarından biri olarak, öğrenmenin bir uyarana verilen tepkiden kaynaklanan davranış değişikliği olduğunu belirtmektedir (Nerlich ve Clarke, 1998).

Davranışçılık teorisine göre öğrenme, bir kişinin çevreyle etkileşimi ve deneyimleri sonucunda anlayış ve bilgisinde zaman içinde meydana gelen bir dönüşümü içermektedir (Nerlich ve Clarke, 1998). Bu yaklaşım, öğrenmenin gözlemlenebilir davranışlar üzerinden ölçülebileceğini ve açıklanabileceğini savunmaktadır.

Koşullanma Teorileri ve Bağlanma

Klasik ve Edimsel Koşullanma

Davranışçılık çerçevesinde bağlanma süreçlerini anlamak için klasik ve edimsel koşullanma teorilerinin incelenmesi gerekmektedir. Deneysel psikolojinin genel ilkeleri, yabancı dil öğrenme psikolojisinin temelini oluşturmaktadır ve bu bağlamda klasik ve edimsel koşullanma teorileri tanımlanmış, pedagojik sonuçları pekiştirme teorisine atıfla açıklanmıştır (de-Wit ve ark., 2016). Bu koşullanma mekanizmaları, davranışçı perspektiften bağlanma davranışlarının nasıl oluştuğunu ve sürdürüldüğünü açıklamada merkezi bir rol oynamaktadır.

Skinner'ın Sonuçlarla Seçim İlkesi

B. F. Skinner'ın "sonuçlarla seçim" (selection by consequences) kavramı, davranışçılığın bağlanma süreçlerine yaklaşımını anlamada kritik öneme sahiptir. 1943 yılında Minneapolis'te bir un değirmeninin çatı katındaki ofisinde Skinner, bir güvercini küçük bir ahşap topu minyatür bir koridor boyunca gönderip bir dizi oyuncak lobutayı devirmesi için eğiterek "şekillendirme"yi (shaping) keşfetmiştir (Hishinuma, 1998). Skinner, bu günün büyük bir aydınlanma günü olduğunu hatırlamış ve bu deneyim, insan davranışlarının nispeten sabit olan varsayımsal iç yapılardan (özcülük) ziyade nispeten esnek olan davranış-çevre etkileşimlerinden (seçimcilik) kaynaklanabileceğine dair sonraki önerilerini cesaretlendirmiştir (Hishinuma, 1998).

Bu seçimci yaklaşım, kişilik değişikliği, zeka hakkındaki örtük teoriler, beceri öğrenimi ve dil gibi psikolojideki güncel konulara genişletilmiştir (Hishinuma, 1998). Bağlanma bağlamında bu yaklaşım, bağlanma davranışlarının çevresel koşullar ve pekiştirme süreçleri tarafından şekillendirildiğini ve değiştirilebilir olduğunu ima etmektedir.

Davranışçılığın Bağlanmaya Yaklaşımının Sınırlılıkları

Bilişsel Devrimin Eleştirileri

Bilişsel devrimin erken yıllarında, Chomsky (1959) dili koşullu bir tepki olarak görmenin (Skinner,
1957) hem dil yapısının hem de bilişin karmaşıklıklarını görmezden geldiğini savunmuştur (Goddard, 2018). Bu eleştiri, davranışçılığın bağlanma gibi karmaşık psikolojik süreçleri açıklamadaki yetersizliklerini de vurgulamaktadır.

1920-1950 döneminin davranışçılığı, insan psikolojisindeki merkezi konuları ele alamadığı için yerini başka yaklaşımlara bırakmıştır ve bu başarısızlık kısmen J. B. Watson'ın insan ve insan olmayan hayvan davranışının kesintisiz sürekliliği konusundaki ısrarıyla kurucu manifestosunda içkin olmuştur (Vasileva ve Balyasnikova, 2019). Bu durum, bağlanma gibi özgül olarak insana ait karmaşık duygusal süreçlerin davranışçı çerçevede yeterince açıklanamamasına yol açmıştır.

Radikal Davranışçılık ve Bilişsel Psikoloji Arasındaki Ayrılık

Psikoloji, bilimsel gelişmenin paradigma öncesi veya birleşme öncesi aşamasında bulunmaktadır (Mandler, 2002). Bu durumun iki özelliği vardır: (1) kümülatif bilimsel büyüme eksikliği ve (2) deneysel-teorik aşırı genelleme (Mandler, 2002). Pekiştirici (reinforcer), teorilerdeki bir yapı olarak ve davranış değişikliğinin kritik bir unsuru olarak, radikal davranışçılık ve bilişsel psikoloji gibi gruplar arasındaki ayrılığın bir kurbanı olmuştur (Mandler, 2002). Sonuç olarak, ilerlemeci bir bilim olarak psikoloji engellenmiş ve psikolojik uygulayıcılar en etkili veya verimli olmayan müdahale tekniklerini kullanmak zorunda kalmışlardır (Mandler, 2002).

Davranışçılık ve Duygusal Süreçler

Psikolojik Davranışçılık Teorisi

Psikolojik davranışçılık teorisi, biyolojik, davranışsal ve bilişsel-davranışsal teorileri birleştirmekte ve disiplinler arası araştırma için ortak bir sözcük dağarcığının geliştirilmesini kolaylaştırmaktadır (Wong, 1999). Bu teori çerçevesinde araştırma yedi etkileşimli alanda ilerlemektedir: temel biyoloji, koşullu öğrenme, dil bilişi, kişilik farklılıkları, davranış, sosyal çevre ve duygular (Wong, 1999).

Duygusal tepkilerin incelenmesi, davranışçı perspektiften bağlanmayı anlamada önemlidir. Duygu, ilgi alanlarının her birini etkiler ve her faktörün etkisinin toplamsal bir şekilde artmasına veya azalmasına neden olur (Wong, 1999). Bu çerçeve, bağlanma davranışlarının duygusal boyutunun davranışçı bir perspektiften nasıl ele alınabileceğine dair önemli ipuçları sunmaktadır.

Bilinçdışı Süreçler ve Davranışçılık

Davranışçılık, uyaran-tepki eşleştirmesinin ötesine geçerek bir bilgi işleme çerçevesi benimsemiştir (Rafindadi ve ark., 2023). Bu geçiş, davranışsal bilimden bilişsel bilime doğru bir kayışı temsil etmektedir ve kısmen bilgi kavramının tanımlanabileceğini ve ölçülebileceğini gösteren çalışmalardan ilham almıştır (Rafindadi ve ark., 2023). Bu gelişme, bağlanma süreçlerinin daha karmaşık bilişsel ve duygusal boyutlarının anlaşılmasına katkıda bulunmuştur.

Davranışçılığın Dil ve İletişim Bağlamında Bağlanmaya Etkisi

Dil Öğrenimi ve Sosyal Bağlanma

Davranışçılık teorisi, dil öğretiminin psikolojik temellerinden biri olarak, öğrenmenin bir uyarana verilen tepkiden kaynaklanan davranış değişikliği olduğunu belirtmektedir (Nerlich ve Clarke, 1998). Buna karşılık, bilişselcilik teorisi öğrenme sürecinde öğrenenin zihninin önemli rolünü vurgulamaktadır (Nerlich ve Clarke, 1998). Bir bireyin zihinsel süreçleri, anlayışı ve düşüncesi, bilginin kavranması ve alınmasında önemli bir rol oynamaktadır (Nerlich ve Clarke, 1998). Bu nedenle, davranışçılık teorisi bilişselcilik teorisinden farklı bir anlam taşımaktadır (Nerlich ve Clarke, 1998).

Dil, insanları ve ulusları birbirine yaklaştıran ve anlamalarını sağlayan bir iletişim aracıdır (Zuriff, 1986). Dil öğretimi en zor görevlerden biridir ve bu nedenle başka uluslara dil öğretimi psikolojik bir temel gerektirmektedir (Zuriff, 1986). Belirli bir ulusun psikolojik özellikleri başka bir dil öğrenmede önemli bir rol oynamaktadır (Zuriff, 1986). Bu bağlamda, davranışçı yaklaşım bağlanma süreçlerinin dil ve iletişim yoluyla nasıl şekillendiğini anlamada önemli bir çerçeve sunmaktadır.

Mentalist Öğrenme Teorisi ile Karşılaştırma

Mentalist öğrenme teorisi, insanların dilleri öğrenmek için doğuştan ve biyolojik bir kapasiteyle doğduğunu savunarak zihnin dil edinimindeki rolünü vurgulamaktadır (Hyman, 2010). Bu teori Noam Chomsky tarafından öncülük edilmiş ve B. F. Skinner'ın radikal davranışçılığına yanıt olarak ortaya çıkmıştır (Hyman, 2010). Mentalist öğrenme teorisi ikinci dil öğrenimi için pedagojik sonuçlar doğurmak üzere tasarlanmamış olsa da, teoriyle uyumlu dil öğretmenleri için öneriler de içermektedir (Hyman, 2010).

Bu karşılaştırma, davranışçılığın bağlanma süreçlerini açıklamadaki sınırlılıklarını ortaya koymaktadır. Davranışçılık, gözlemlenebilir davranışlara odaklanırken, bağlanmanın içsel, duygusal ve bilişsel boyutlarını yeterince ele alamamaktadır.

Davranışçılığın Çağdaş Psikolojideki Yeri

Bilişsel Devrim ve Paradigma Değişimi

İyi belgelenmiş bilişsel "devrim", büyük ölçüde davranışçılığın ortaya çıkışından önce mevcut olan ve davranışçılığın tutarlı bir destek geliştirmediği Amerika Birleşik Devletleri dışında canlı ve sağlıklı olan tutum ve eğilimlere evrimsel bir dönüş olmuştur (Vasileva ve Balyasnikova, 2019). Chomsky'nin dilbiliminin devrimci doğası, psikolojide davranışçılıktan bilişselciliğe geçiş olan başka bir "devrim" çerçevesinde değerlendirilmelidir (Orrù ve ark., 2023). George Miller bu paradigma değişimini, Chomsky'nin katıldığı 1956'da MIT'de düzenlenen bir konferansa tarihlendirmektedir (Orrù ve ark., 2023).

Bu odak değişikliği, dijital bilgisayarın gelişimi ve bilgisayar bilimi tekniklerini kullanarak düşünceyi anlama ve modelleme vaadiyle ilişkilidir (Orrù ve ark., 2023). Chomsky, Syntactic Structures (1957) ile Aspects of the Theory of Syntax (1965) arasında davranışçılıktan mentalisme evrilmiştir (Orrù ve ark., 2023). Bu gelişmeler, bağlanma araştırmalarının da davranışçı çerçeveden bilişsel ve gelişimsel çerçevelere doğru kaymasına katkıda bulunmuştur.

Birleşme İhtiyacı

Psikolojinin ilerlemeci bir bilim olarak gelişmesi ve psikolojik uygulayıcıların en etkili müdahale tekniklerini kullanabilmesi için radikal davranışçılık ve bilişsel psikoloji gibi gruplar arasında birleşme gerekmektedir (Mandler, 2002). Bu birleşme, bağlanma araştırmalarında da davranışçı ve bilişsel yaklaşımların entegrasyonunu gerektirmektedir.

Sonuç

Davranışçılık, bağlanma süreçlerine uyaran-tepki ilişkileri, koşullanma mekanizmaları ve pekiştirme
ilkeleri çerçevesinde yaklaşmaktadır. Bu yaklaşım, bağlanma davranışlarının çevresel faktörler tarafından şekillendirildiğini ve öğrenme süreçleri yoluyla değiştirilebileceğini vurgulamaktadır (Hishinuma, 1998). Ancak davranışçılığın bağlanmaya yaklaşımı, bilişsel devrimin eleştirileriyle birlikte önemli sınırlılıklar içerdiği kabul edilmektedir (Goddard, 2018; Vasileva ve Balyasnikova, 2019).

Davranışçılık, gözlemlenebilir davranışlara odaklanması nedeniyle bağlanmanın içsel, duygusal ve bilişsel boyutlarını yeterince ele alamamaktadır (Nerlich ve Clarke, 1998). Modern psikolojide bağlanma araştırmaları, davranışçı ilkeleri bilişsel ve gelişimsel perspektiflerle bütünleştiren daha kapsamlı yaklaşımları benimsemektedir (Mandler, 2002; Wong, 1999). Psikolojik davranışçılık teorisi, biyolojik, davranışsal ve bilişsel-davranışsal teorileri birleştirerek bu entegrasyona katkıda bulunmaktadır (Wong, 1999).

Sonuç olarak, davranışçılığın bağlanmaya yaklaşımı, tarihsel önemi ve temel ilkeleri açısından değerli olmakla birlikte, bağlanmanın karmaşık doğasını tam olarak açıklamada yetersiz kalmaktadır. Çağdaş psikoloji, davranışçı ilkeleri diğer teorik çerçevelerle bütünleştirerek bağlanma süreçlerinin daha kapsamlı bir anlayışını geliştirmeye devam etmektedir.


Kaynakça

  • Carifio, J. (2010). Towards the decline and fall of radical and educational constructivism (Mark I). Current Research in Psychology, 1(1), 1-15. https://doi.org/10.3844/crpsp.2010.1.15
  • de-Wit, L., Alexander, D., Ekroll, V., & Wagemans, J. (2016). Is neuroimaging measuring information in the brain? Psychonomic Bulletin & Review, 23(5), 1415-1428. https://doi.org/10.3758/s13423-016-1002-0
  • Goddard, M. (2018). Extending B. F. Skinner's selection by consequences to personality change, implicit theories of intelligence, skill learning, and language. Review of General Psychology, 22(4), 421-426. https://doi.org/10.1037/gpr0000168
  • Hishinuma, E. (1998). Pre-unified separatism and rapprochement between behaviorism and cognitive psychology: The case of the reinforcer. Journal of Theoretical and Philosophical Psychology, 18(1), 1-15. https://doi.org/10.1037/h0091168
  • Hyman, M. (2010). Chomsky between revolutions. 265-298. https://doi.org/10.1075/z.154.09hym
  • MacWhinney, B. (1997). Implicit and explicit processes. Studies in Second Language Acquisition, 19(2), 277-281. https://doi.org/10.1017/s0272263197002076
  • Mandler, G. (2002). Origins of the cognitive (r)evolution. Journal of the History of the Behavioral Sciences, 38(4), 339-353. https://doi.org/10.1002/jhbs.10066
  • Nerlich, B., & Clarke, D. (1998). The linguistic repudiation of Wundt. History of Psychology, 1(3), 179-204. https://doi.org/10.1037/1093-4510.1.3.179
  • Orrù, G., Piarulli, A., Conversano, C., & Gemignani, A. (2023). Human-like problem-solving abilities in large language models using ChatGPT. Frontiers in Artificial Intelligence, 6. https://doi.org/10.3389/frai.2023.1199350
  • Rafindadi, A., Shafiq, N., Othman, I., & Mikić, M. (2023). Mechanism models of the conventional and advanced methods of construction safety training. Is the traditional method of safety training sufficient? International Journal of Environmental Research and Public Health, 20(2), 1466. https://doi.org/10.3390/ijerph20021466
  • Vasileva, O., & Balyasnikova, N. (2019). (Re)Introducing Vygotsky’s thought: From historical overview to contemporary psychology. Frontiers in Psychology, 10. https://doi.org/10.3389/fpsyg.2019.01515
  • Wong, P. (1999). Anxiety, signal anxiety, and unconscious anticipation: Neuroscientific evidence for an unconscious signal function in humans. Journal of the American Psychoanalytic Association, 47(3), 817-841. https://doi.org/10.1177/00030651990470031901
  • Zuriff, G. (1986). Précis of Behaviorism: A conceptual reconstruction. Behavioral and Brain Sciences, 9(4), 687-699. https://doi.org/10.1017/s0140525x00051839
Baglanma