Giriş
HBO'nun
çığır açan dizisi The Sopranos (1999–2007), televizyon tarihinde bir kurgusal
karakterin psikolojik derinliğini bu denli ayrıntılı biçimde işleyen ilk
yapımlardan biri olarak kabul edilmektedir. Dizinin merkezindeki Tony Soprano
karakteri, bir yandan New Jersey mafyasının acımasız patronu, diğer yandan
panik ataklar yaşayan, psikiyatriste giden ve çocukluk travmalarıyla boğuşan
karmaşık bir bireydir. Bu analiz, Tony Soprano'nun psikolojik profilini
bağlanma kuramı, şema terapi, psikosomatik patoloji ve terapötik dinamikler
çerçevesinde, akademik literatürdeki kuramsal ve ampirik bulgulara dayanarak
derinlemesine incelemektedir. Her ne kadar Tony Soprano kurgusal bir karakter
olsa da, onun psikolojik yapısı klinik psikoloji ve psikiyatri alanlarındaki
temel kavramları somutlaştıran zengin bir vaka çalışması niteliği taşımaktadır.
1. Bağlanma Kuramı ve Erken Dönem: Livia Soprano ile Toksik Dinamik
1.1. Düzensiz (Disorganize) Bağlanma Örüntüsü
Tony
Soprano'nun annesi Livia Soprano, dizide hem bakım veren hem de çocuğu için
varoluşsal bir tehdit oluşturan paradoksal bir anne figürü olarak tasvir
edilmektedir. Livia, Tony'ye karşı duygusal olarak soğuk, manipülatif,
tehditkâr ve zaman zaman açıkça düşmanca davranmaktadır. Bu dinamik, bağlanma
kuramı perspektifinden değerlendirildiğinde, klasik "düzensiz
bağlanma" (disorganized attachment) örüntüsünün prototipik bir
yansımasıdır. Bağlanma kuramına göre, çocuğun güvenli bağlanma geliştirmesi
için tutarlı, duyarlı ve koruyucu bir bakım verene ihtiyacı vardır. Karaca ve
arkadaşlarının belirttiği gibi, Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisi ve Şema
Kuramı'nın evrensel çocukluk ihtiyaçları çerçevesinde, insanın en temel
ihtiyacı hayatta kalmak için güvenliktir ve bu güvenlik için bakım veren,
koruyan ve ihtiyaçlarını karşılayan bir ebeveyne gereksinim duyulur (Monirpoor
vd., 2012). Terk edilme/istikrarsızlık şemasının güvensiz bir ortamdan, çocuğu
koruyacak istikrarlı bir bakım verenin bulunmadığı koşullardan kaynaklandığı
düşünüldüğünde, terk edilen çocuk hayatta kalmak için ciddi bir tehdit hisseder
(Monirpoor vd., 2012).
Tony'nin
durumunda, anne figürü hem bağlanma nesnesi hem de tehdit kaynağıdır; bu durum
çocuğu çözümsüz bir paradoksla baş başa bırakır. Karantzas ve arkadaşlarının
meta-analitik çalışması, güvensiz bağlanma stillerinin erken dönem uyumsuz
şemalarla (EMS) anlamlı düzeyde pozitif ilişkili olduğunu ortaya koymuştur:
kaygılı bağlanma r = .36, kaçıngan bağlanma r = .22 ve korkulu bağlanma r = .28
(Bojed & Nikmanesh, 2013). Özellikle kaygılı bağlanma stilinin,
kopukluk/reddedilme (disconnection/rejection) şema alanıyla (r = .49) ve
diğer-yönelimlilik (other-directedness) alanıyla (r = .32) güçlü ilişkiler
sergilediği bulunmuştur (Bojed & Nikmanesh, 2013). Tony'nin kronik terk
edilme korkusu, ilişkilerinde aşırı yakınlık arayışı ile eş zamanlı olarak
güvensizlik ve kıskançlık sergilemesi, kaygılı bağlanmanın karakteristik
özelliklerini yansıtmaktadır.
1.2. Kopukluk ve Reddedilme Alanının Merkezi Rolü
Karantzas ve
arkadaşlarının meta-analizi, kaçıngan bağlanma ile kopukluk/reddedilme
alanındaki şemalar arasında da (terk edilme hariç) birçok anlamlı ilişki
bulunduğunu vurgulamıştır (Bojed & Nikmanesh, 2013). Kaçıngan bağlanmanın
zihinsel temsillerini anlamada bu şema alanının merkeziliği öne çıkmaktadır.
Kaçıngan bağlanma stiline sahip bireylerin özellikleri ve bağlanma çalışma
modelleri—ilişkilerin önemini reddetme, kronik güvensizlik, aşırı öz-yeterlilik
ve kırılgan benlik algısı—duygusal yoksunluk, güvensizlik, sosyal izolasyon ve
benliğin bir ölçüde kusurlu olduğuna dair içsel değerlendirmelerle örtüşen
şemalarla uyumludur (Bojed & Nikmanesh, 2013). Tony Soprano'nun bir yandan
ilişkilere bağımlılık gösterirken diğer yandan duygusal yakınlıktan kaçınması,
hem kaygılı hem de kaçıngan bağlanma özelliklerinin bir arada bulunduğu korkulu
(fearful) bağlanma stilini düşündürmektedir.
1.3. Nesiller Arası Travma Aktarımı
Livia
Soprano'nun kendi geçmişi de travmatik deneyimlerle doludur ve bu durum
nesiller arası travma aktarımının (intergenerational transmission of trauma)
somut bir örneğini oluşturmaktadır. Rada ve arkadaşlarının çalışması, çeşitli
olumsuz çocukluk deneyimlerinin—kötü muamele, güvensiz bağlanma ve otoriter
ebeveynlik veya sert disiplin uygulamaları gibi—erken dönem uyumsuz şemaların
gelişimiyle bağlantılı olduğunu gösteren geniş bir literatür bulunduğunu
belirtmektedir (Qasemi vd., 2014). Çocukluk istismarı ve ihmali öyküsü olan
yetişkinlerde, kopukluk ve reddedilme alanındaki şemaların (özellikle duygusal
yoksunluk ve sosyal izolasyon) ve bozulmuş özerklik/performans alanındaki
şemaların (özellikle zarar görme/hastalığa karşı savunmasızlık) belirgin olduğu
meta-analitik olarak gösterilmiştir (Qasemi vd., 2014). Benzer şekilde, ergen
popülasyonunda duygusal ihmal ile kopukluk ve reddedilme alanındaki birçok şema
(terk edilme/istikrarsızlık, güvensizlik/istismar ve sosyal
izolasyon/yabancılaşma) arasında güçlü ilişkiler rapor edilmiştir (Qasemi vd.,
2014).
Zheng ve
Nguyen-Feng'in çocuk savunuculuk merkezindeki çalışması, çocukluk döneminde
fiziksel istismar, fiziksel ihmal, duygusal istismar ve duygusal ihmalin,
21.000 üniversite öğrencisinden oluşan bir örneklemde terk
edilme/istikrarsızlık, güvensizlik/istismar, duygusal yoksunluk,
kusurluluk/utanç ve sosyal izolasyon/yabancılaşma şemalarıyla ilişkili olduğunu
ortaya koymuştur (Karantzas vd., 2023). Çocukluk döneminde duygusal istismar ve
duygusal ihmalin üniversitede kaygı ve depresyonu yordadığı ve bu ilişkinin
savunmasızlık, kusurluluk/utanç ve öz-fedakârlık şemaları tarafından aracılık
edildiği bulunmuştur (Karantzas vd., 2023). Bu bulgular, Tony'nin çocukluk
deneyimlerinin yetişkinlikteki psikolojik semptomlarının temelini oluşturduğunu
desteklemektedir.
Tony'nin
kendi çocuklarıyla olan ilişkisinde de benzer örüntülerin izleri görülmektedir.
Monirpoor ve arkadaşlarının çalışması, baba-çocuk ilişkisinin farklı
boyutlarının—bakım, duygusal etkileşim, olumlu duygulanım, etkili ilişki ve
aşırı destek gibi—belirli şemaları yordadığını göstermiştir (Vagos vd., 2025).
Bu bulgu, Tony'nin hem babası Johnny Soprano'dan hem de annesi Livia'dan aldığı
ebeveynlik deneyimlerinin, onun şema yapısını şekillendirdiğini ve bu yapının
potansiyel olarak kendi çocuklarına da aktarılabileceğini düşündürmektedir.
2. Şema Terapi ve Modlar: Tony Soprano'nun Erken Dönem Uyumsuz Şemaları
2.1. Şema Terapinin Kuramsal Çerçevesi
Şema terapi,
Young ve arkadaşları tarafından geliştirilen, bilişsel ve psikodinamik
kuramları bütünleştiren bir yaklaşımdır (Rada vd., 2025; Vagos vd., 2025). Şema
terapinin dört temel kavramı erken dönem uyumsuz şemalar, temel duygusal
ihtiyaçlar, şema modları ve uyumsuz başa çıkma stilleridir (GÜLER &
Özgörüş, 2022). Erken dönem uyumsuz şemalar, çocukluk ve ergenlik döneminde
oluşan, yaşam boyu süren ve olumsuz deneyimlerle pekişen duygusal ve bilişsel
kalıplardır (Karaca vd., 2022; Rada vd., 2025). Bu şemalar anılar, bedensel
duyumlar, duygular ve bilişlerden oluşur ve tetiklendiğinde şema-uyumlu
duygusal ve davranışsal tepkileri ortaya çıkarır (Zheng & Nguyen-Feng,
2025). Young ve arkadaşları 18 erken dönem uyumsuz şema tanımlamış ve bunları
beş temel alana ayırmıştır (Aloi vd., 2025; Barbara & Tenore, 2018; Karaca
vd., 2022; Rada vd., 2025).
2.2. Tony Soprano'da Belirgin Erken Dönem Uyumsuz Şemalar
2.2.1. Duygusal Yoksunluk (Emotional Deprivation)
Tony'nin
annesi Livia'dan yeterli duygusal bakım, sıcaklık ve empati alamaması, duygusal
yoksunluk şemasının temelini oluşturmaktadır. Vigouroux ve arkadaşlarının
tanımladığı gibi, duygusal yoksunluk şeması "İçsel dünyalarını benimle
paylaşacak, bana derinden önem verecek veya başıma gelen her şeyi umursayacak
kimse olmadı" inancını yansıtmaktadır (FARAJİ vd., 2022). Faraji ve
arkadaşlarının belirttiğine göre, narsistik kişilik bozukluğu sergileyen
bireyler duygusal yoksunluk, kusurluluk/utanç ve haklılık/büyüklenme şemaları
sergilemektedir ve narsistik bireyler aşırı telafi edici ve kaçınma
mekanizmaları kullandıkları için gençliklerinde akut duygusal yoksunluk
yaşarlar; bu da boşluk, yabancılaşma ve yalnızlık duygularını açıklamaktadır
(Zheng & Nguyen-Feng, 2024). Tony'nin sürekli olarak duygusal boşluk
hissetmesi, yakın ilişkilerinde tatminsizlik yaşaması ve bu boşluğu güç, şiddet
ve cinsel ilişkilerle doldurmaya çalışması, duygusal yoksunluk şemasının kronik
aktivasyonunun göstergeleridir.
2.2.2. Terk Edilme/İstikrarsızlık (Abandonment/Instability)
Tony'nin
ilişkilerinde sürekli olarak terk edilme korkusu yaşaması, bu şemanın belirgin
bir yansımasıdır. Faraji ve arkadaşlarının belirttiği gibi, terk edilme
şemasına sahip bireyler kurdukları ilişkilerin devam etmeyeceğini hisseder,
partnerleri tarafından terk edileceklerine inanır ve sürekli endişe duyarlar
(Zheng & Nguyen-Feng, 2024). Bu bireyler ilişkilerinde güvensiz, kıskanç ve
kısıtlayıcıdırlar, gerçekçi olmayan görüşlere sahiptirler ve özgüven eksikliği
nedeniyle sürekli dikkat arayışı ve şüphecilik sergilerler (Zheng &
Nguyen-Feng, 2024). Tony'nin eşi Carmela'ya karşı hem bağımlılık hem de aldatma
davranışı sergilemesi, yakın çevresindeki insanların sadakatini sürekli
sorgulaması ve potansiyel kayıplara karşı aşırı tepki vermesi bu şemanın
davranışsal tezahürleridir.
Barbara ve
Tenore'nin belirttiği gibi, terk edilme veya ihmal deneyimleri terk edilme
şemasının gelişimini besleyebilir ve bir kayıp gibi tetikleyici bir olay bu
şemayı aktive ederek, özellikle kaçıngan başa çıkma ve kişilerarası sorunlar
mevcutsa, depresif semptomların gelişimine katkıda bulunabilir (Yontar &
Ozgan, 2023). Tony'nin hayatındaki kayıplar—yakın arkadaşlarının ve
akrabalarının ölümleri—her seferinde şema aktivasyonunu tetiklemekte ve panik
ataklar veya depresif epizodlarla sonuçlanmaktadır.
2.2.3. Kusurluluk/Utanç (Defectiveness/Shame)
Tony'nin
derin bir düzeyde kendini kusurlu ve değersiz hissetmesi, ancak bunu dışarıya
yansıtmamak için büyüklenme ve güç gösterileriyle örtmesi, kusurluluk/utanç
şemasının karakteristik bir örüntüsüdür. Nicol ve arkadaşlarının belirttiği
gibi, kusurluluk/utanç ve terk edilme/istikrarsızlık şemalarına sahip bireyler,
başkalarından yoğun bir izolasyon duygusu hisseder, sömürülmeyi veya terk
edilmeyi bekler ve bu durum genellikle yoğun utanç, korku, yalnızlık, keder
veya öfke duygularıyla ilişkilidir (Vigouroux vd., 2023). Kopukluk ve
reddedilme alanındaki şemalar, iyilik hali sonuçları açısından en zarar verici
ve yaygın şemalar olarak kabul edilmektedir (Vigouroux vd., 2023).
2.2.4. Haklılık/Büyüklenme (Entitlement/Grandiosity)
Tony'nin
mafya patronu olarak sergilediği ayrıcalıklı tutum, kuralların kendisi için
geçerli olmadığı inancı ve başkalarının haklarını hiçe sayması,
haklılık/büyüklenme şemasının doğrudan yansımalarıdır. Ancak bu şema, Tony'nin
durumunda basit bir narsistik özellik olmaktan öte, daha derin şemaların
üzerini örten bir telafi mekanizması işlevi görmektedir. Rada ve arkadaşlarının
vurguladığı gibi, Young ve arkadaşları haklılık/büyüklenme şemasının duygusal
yoksunluk ve kusurluluk şemaları için bir aşırı telafi (overcompensation)
biçimi olarak da ortaya çıkabileceğini belirtmektedir (Qasemi vd., 2014).
Dolayısıyla, karşılanmamış duygusal bir ihtiyacın aşırı telafisi şiddet yoluyla
kendini ifade edebilir (Qasemi vd., 2014). Vagos ve arkadaşlarının çalışması da
bu büyüklenmeci ve dürtüsel duruşun, son derece tehditkâr ve değersizleştirici
gelişimsel bağlamlara karşı evrimsel ve uyumsal bir tepki olduğunu
belirtmektedir; bireylerin kendilerini değerli ve ayrıcalıklı göstermeleri,
olumsuz duygusal deneyimlerle başa çıkmanın (kontrol etme, kaçınma veya
farkındalığı en aza indirme yoluyla) öğrenilmiş bir yolu olabilir (Zheng &
Nguyen-Feng, 2025).
2.3. Şema Modları ve Tony Soprano
2.3.1. Aşırı Telafi Edici (Zorba) Modu
Tony'nin suç
dünyasındaki acımasız liderliği, şiddete başvurması ve başkalarını kontrol etme
ihtiyacı, aşırı telafi edici modun (overcompensatory mode) tipik bir
tezahürüdür. Vagos ve arkadaşlarının belirttiği gibi, büyüklenme ve yetersiz
öz-kontrol/disiplin şemalarına sahip bireyler saldırgan davranışları olumlu
değerlendirme eğilimindedir (Zheng & Nguyen-Feng, 2025). Kişinin acı verici
ve sert içsel deneyimlerinin farkında olmak yerine, şiddetin meşrulaştırılması,
öğrenilmiş bir şiddet tepkisini haklı çıkararak bilişsel uyum sağlamanın
sürekli bir yolu olabilir (Zheng & Nguyen-Feng, 2025). Tony'nin mafya
dünyasındaki zorbalığı, aslında çocukluk döneminde deneyimlediği güçsüzlük ve
savunmasızlık duygularına karşı geliştirdiği bir aşırı telafi stratejisidir.
Khodarahimi'nin
B kümesi kişilik bozuklukları üzerine çalışması, antisosyal kişilik bozukluğu
olan hastalarda bağımlılık/yetersizlik, kusurluluk/utanç, aşırı
kontrol/duygusal ketleme, haklılık/büyüklenme, başarısızlık,
güvensizlik/istismar, ihtiyaçların bastırılması, zarar görme/hastalığa karşı
savunmasızlık ve sosyal izolasyon şemalarının istatistiksel olarak anlamlı
düzeyde yüksek olduğunu göstermiştir (GÜLER & Özgörüş, 2022). B kümesi
kişilik bozukluğu olan hastaların kontrol grubuna kıyasla tüm erken dönem
uyumsuz şemalarda anlamlı düzeyde yüksek puanlar aldığı bulunmuştur (GÜLER
& Özgörüş, 2022). Bu bulgular, Tony'nin karmaşık şema profilinin antisosyal
ve narsistik kişilik özelliklerinin altında yatan yapısal temeli
aydınlatmaktadır.
2.3.2. Öfkeli/Dürtüsel Çocuk Modu
Tony'nin ani
öfke patlamaları, dürtüsel şiddet eylemleri ve duygusal kontrolünü kaybettiği
anlar, öfkeli/dürtüsel çocuk modunun aktivasyonunu yansıtmaktadır. Leppänen ve
arkadaşlarının borderline kişilik bozukluğu (BKB) hastalarıyla yaptığı çalışma,
öfkeli çocuk modunun neredeyse her erken dönem uyumsuz şemayla anlamlı
korelasyonlar sergilediğini göstermiştir (Yontar & Ozgan, 2024). BKB
hastalarında savunmasız çocuk, öfkeli çocuk, kopuk koruyucu ve uyumlu teslim
modlarının belirgin olduğu bulunmuştur (Yontar & Ozgan, 2024). Tony'nin ani
ve orantısız öfke tepkileri—bir astını dövmesi, bir aile üyesine saldırması
veya bir iş ortağını tehdit etmesi—erken dönem şemalarının tetiklenmesiyle
aktive olan öfkeli çocuk modunun davranışsal dışavurumlarıdır.
McKee ve
arkadaşlarının erkek saldırganlarla yaptığı çalışma, yaygın öfke (trait anger)
yaşayan erkeklerin bozulmuş sınırlar alanındaki (başkalarının haklarına saygı,
yetersiz öz-kontrol, haklılık) olumsuz benlik şemalarını onayladığını
göstermiştir (Basile vd., 2019). Öfkelerini bastırma eğiliminde olan erkek
saldırganlar ise kaçıngan bağlanma ve kopukluk/reddedilme alanındaki (terk
edilme, duygusal yoksunluk, kusurluluk/utanç) şemaları onaylama eğilimindedir (Basile
vd., 2019). Tony'nin hem dışa vurulan öfke hem de bastırılan öfke arasında
gidip gelmesi, bu iki dinamiğin bir döngü oluşturduğunu düşündürmektedir.
2.3.3. Savunmasız Çocuk Modu
Tony'nin
panik atakları sırasında ortaya çıkan savunmasız, korkmuş ve çaresiz hali,
savunmasız çocuk modunun en çarpıcı tezahürüdür. Basile ve arkadaşlarının
çalışması, savunmasız çocuk modunun dürtüsel çocuk moduyla birlikte, uyumsuz
şema yapılarına sahip bireylerde belirgin olduğunu göstermiştir (Khodarahimi,
2017). Leppänen ve arkadaşlarının bulguları, parasuisidal davranış sergileyen
BKB hastalarında savunmasız çocuk modunun en belirgin modlardan biri olduğunu
ve bu modun neredeyse tüm erken dönem uyumsuz şemalarla anlamlı korelasyonlar
sergilediğini ortaya koymuştur (Yontar & Ozgan, 2024). Tony'nin panik
atakları, onun zorba dış kabuğunun altındaki savunmasız çocuğun—annesi
tarafından terk edilmiş, tehdit edilmiş ve duygusal olarak ihmal edilmiş çocuğun—yüzeye
çıktığı anlardır.
2.4. Şema Alanları ve Tony'nin Profili
Tony
Soprano'nun şema profili, özellikle iki temel şema alanında yoğunlaşmaktadır:
Kopukluk
ve Reddedilme Alanı: Bu alan terk edilme/istikrarsızlık,
güvensizlik/istismar, duygusal yoksunluk, kusurluluk/utanç ve sosyal
izolasyon/yabancılaşma şemalarını içermektedir (Aloi vd., 2025; Barbara &
Tenore, 2018; FARAJİ vd., 2022; Rada vd., 2025). Bojed ve Nikmanesh'in
çalışması, kopukluk/reddedilme alanındaki şemaların bağımlılık potansiyelinin en
güçlü yordayıcıları olduğunu göstermiştir (Rada vd., 2025). Tony'nin alkol
kullanımı ve dürtüsel davranışları bu bulguyla uyumludur.
Bozulmuş
Sınırlar Alanı: Bu alan haklılık/büyüklenme ve yetersiz
öz-kontrol/öz-disiplin şemalarını içermektedir (Aloi vd., 2025; Rada vd.,
2025). Tony'nin kuralları hiçe sayması, anlık tatmin arayışı ve başkalarının
sınırlarını ihlal etmesi bu alandaki şemaların kronik aktivasyonunu
yansıtmaktadır.
3. Psikosomatik Belirtiler ve Patoloji
3.1. Panik Ataklar: Bastırılmış Duyguların Bedensel Dışavurumu
Tony
Soprano'nun dizideki en belirgin klinik semptomu, tekrarlayan panik
ataklarıdır. Bu panik ataklar, genellikle bastırılmış duygusal
içeriklerin—özellikle kayıp, terk edilme ve annesiyle ilgili çözümlenmemiş
çatışmaların—tetiklenmesiyle ortaya çıkmaktadır. Yontar ve Ozgan'ın kronik baş
ağrısı hastalarıyla yaptığı çalışma, şema kuramı perspektifinden somatizasyonun
önemli bir rol oynadığını vurgulamaktadır (Gerges vd., 2022; McKee vd., 2012).
Şema kuramına göre, somatizasyon erken dönem uyumsuz şemaların yarattığı yükün
üstesinden gelen bir savunma mekanizmasıdır (Gerges vd., 2022; McKee vd.,
2012). Hastaların başa çıkamadığı duyguların bastırıldığı ve fiziksel belirti
ve semptomlar olarak—çoğunlukla ağrı olarak—yüzeye çıktığı bilinmektedir
(Gerges vd., 2022; McKee vd., 2012).
Somatizasyon,
Young Rygh Kaçınma Ölçeği'nde erken dönem uyumsuz şemalar için bir başa çıkma
mekanizması olarak tanımlanmış ve sağlıksız bir başa çıkma stratejisi olarak bu
ölçeğin bir alt boyutunu oluşturmaktadır (Gerges vd., 2022; McKee vd., 2012).
Bu mekanizmayı kullanan kişilerin olumsuz deneyimlerden ve duygulardan kaçınma
eğiliminde olduğu öne sürülmektedir (Gerges vd., 2022; McKee vd., 2012).
Şemalarla gelen inançların yarattığı duygusal sıkıntı ve başa çıkma güçlüğünün
somatizasyon ve ağrının gelişimine yol açtığı ileri sürülmektedir (Gerges vd.,
2022; McKee vd., 2012). Tony'nin panik atakları, tam da bu mekanizmanın bir
örneğidir: işlenemeyen duygusal içerikler bedensel semptomlar aracılığıyla dışa
vurulmaktadır.
3.2. Antisosyal, Narsistik ve Sosyopatik Özellikler: Kırılgan İç Dünyayı Örten Savunma Mekanizmaları
Tony
Soprano'nun klinik tablosu, antisosyal kişilik bozukluğu (AKB), narsistik
kişilik bozukluğu (NKB) ve sosyopatik özellikler arasında karmaşık bir kesişim
noktasında yer almaktadır. Burkle'nin otokratik liderler üzerine yaptığı
analiz, sosyopatik ve patolojik narsistik davranışların bir spektrum üzerinde
var olduğunu ve bu kombinasyonun toplum için bir endişe kaynağı oluşturduğunu
belirtmektedir (Tsouvelas & Chondrokouki, 2025). Bu liderler empati, sevgi,
suçluluk veya kaygı kapasitelerinin sınırlı olduğu, gelişimsel olarak kalıcı
hale gelen ve günlük karar vermeyi yönlendiren özellikler sergilerler
(Tsouvelas & Chondrokouki, 2025). Sosyopatik ve narsistik davranışlar,
sürekli güvensizlik korkusunu ve doyumsuz güç ihtiyacını örtmek için kendine
hizmet eden mekanizmalardır (Tsouvelas & Chondrokouki, 2025).
Ancak
Tony'nin durumu, saf bir antisosyal veya narsistik profilden daha karmaşıktır.
Khodarahimi'nin çalışması, B kümesi kişilik bozukluklarının (borderline,
histrionik, narsistik ve antisosyal) tümünde erken dönem uyumsuz şemaların
kontrol grubuna kıyasla anlamlı düzeyde yüksek olduğunu göstermiştir (GÜLER
& Özgörüş, 2022). Antisosyal kişilik bozukluğunda özellikle
bağımlılık/yetersizlik, kusurluluk/utanç, aşırı kontrol/duygusal ketleme,
haklılık/büyüklenme, başarısızlık, güvensizlik/istismar, ihtiyaçların
bastırılması, zarar görme/hastalığa karşı savunmasızlık ve sosyal izolasyon
şemalarının yüksek olduğu bulunmuştur (GÜLER & Özgörüş, 2022). Bu bulgu,
Tony'nin antisosyal davranışlarının altında yatan zengin ve kırılgan bir şema
yapısının varlığını desteklemektedir.
3.3. Aşırı Telafi Olarak Şiddet ve Saldırganlık
Tony'nin
şiddeti, şema terapi perspektifinden değerlendirildiğinde, birden fazla işlev
görmektedir. Vagos ve arkadaşlarının çalışması, kopukluk ve reddedilme
alanındaki şemaların (güvensizlik/istismar, kusurluluk/utanç, terk
edilme/istikrarsızlık ve duygusal yoksunluk) saldırganlık için önemli etkileyiciler
olduğunu göstermiştir (Zheng & Nguyen-Feng, 2025). Kusurluluk/utanç veya
duygusal yoksunluk gibi başkaları tarafından kopuk veya reddedilmiş olmaya
odaklanan şemalar, başkalarına düşmanca niyet atfetme üzerinde etkili olmuştur
(Zheng & Nguyen-Feng, 2025). Öte yandan, büyüklenme ve yetersiz
öz-kontrol/disiplin şemaları saldırgan davranışların olumlu
değerlendirilmesiyle ilişkilendirilmiştir (Zheng & Nguyen-Feng, 2025).
Rada ve
arkadaşlarının çalışması, aile içi şiddete maruz kalan öğrencilerde daha yüksek
şiddet puanları kaydedildiğini ve şiddet faktörü için en ilgili şemaların
cezalandırıcılık (PU: 0.89), güvensizlik/istismar (MA: 0.77), duygusal ketleme
(EI: 0.68), amansız standartlar/aşırı eleştiricilik (US: 0.63) ve
haklılık/büyüklenme (ET: 0.58) olduğunu göstermiştir (Qasemi vd., 2014).
Cezalandırıcılık şemasının aile içi mağduriyet ile sonraki saldırgan davranış
arasında aracılık etmesi, cezalandırıcı ebeveyn figürünün içselleştirilmesine
ve mağdurun başkaları beklentilerini karşılamadığında şiddetin tek cevap olduğu
inancını geliştirmesine dayanmaktadır (Qasemi vd., 2014). Tony'nin babası
Johnny Soprano'nun şiddet kullanımını model alması ve bunu kendi yaşamında
yeniden üretmesi, bu mekanizmanın somut bir örneğidir.
3.4. Duygusal Ketleme ve Somatizasyon Döngüsü
Tony'nin
duygularını ifade etmekte yaşadığı güçlük, duygusal ketleme (emotional
inhibition) şemasının bir yansımasıdır. Vigouroux ve arkadaşlarının tanımladığı
gibi, duygusal ketleme şeması "Başkalarına olumlu duygularımı (örneğin,
şefkat, ilgi) ifade etmekten çok utanıyorum" inancını yansıtmaktadır
(Faraji vd., 2022). Tony'nin mafya kültüründe duygusal ifadenin zayıflık olarak
algılanması, bu şemanın pekişmesine katkıda bulunmaktadır. Bastırılan duygular
bedensel semptomlar aracılığıyla dışa vurulmakta ve bu da psikosomatik bir
döngü oluşturmaktadır.
Yontar ve
Ozgan'ın çalışması, somatizasyonun şema kuramında önemli bir rol oynadığını ve
duygusal sıkıntının şemalarla gelen inançlardan kaynaklandığını, başa çıkma
güçlüğünün ise somatizasyon ve ağrının gelişimine yol açtığını vurgulamıştır
(Gerges vd., 2022; McKee vd., 2012). Tony'nin panik atakları, bu kuramsal
çerçeveyle tam olarak örtüşmektedir: işlenemeyen travmatik anılar ve
bastırılmış duygular, bedensel bir alarm sistemi aracılığıyla kendini
göstermektedir.
4. Terapötik Dinamikler: Dr. Jennifer Melfi ile Seanslardaki Süreçler
4.1. Aktarım (Transference) ve Anne Figürü
Tony
Soprano'nun psikiyatristi Dr. Jennifer Melfi ile olan terapötik ilişkisi,
psikanalitik kuramın temel kavramlarından biri olan aktarım (transference)
sürecinin zengin bir örneğini sunmaktadır. Tony, Melfi'ye karşı hem anne figürü
üzerinden gelişen duygusal bağımlılık hem de romantik/cinsel çekim
yaşamaktadır. Bu durum, Tony'nin annesi Livia ile olan çözümlenmemiş ilişkisinin
terapötik ilişkiye yansımasıdır.
Karantzas ve
arkadaşlarının meta-analizi, kaygılı bağlanma stiline sahip bireylerin kronik
reddedilme ve terk edilme korkuları nedeniyle bağlanma figürlerinin
güvenilmezliğine karşı hassas olduklarını ve bağlanma figürlerine aşırı
yakınlık sürdürme eğilimleri nedeniyle yalnızlık ve sosyal izolasyon
duygularını deneyimlemeye özellikle yatkın olduklarını göstermiştir (Bojed
& Nikmanesh, 2013). Tony'nin Melfi'ye karşı geliştirdiği yoğun bağlanma,
onun güvenli bir bağlanma figürü arayışının terapötik bağlamdaki yansımasıdır.
4.2. Karşı-Aktarım (Counter-Transference)
Dr.
Melfi'nin Tony'ye karşı yaşadığı karmaşık duygular—korku, çekim, empati,
suçluluk ve profesyonel sınırları koruma mücadelesi—karşı-aktarım sürecinin çok
boyutlu bir örneğini oluşturmaktadır. Melfi, Tony'nin savunmasız çocuk modunu
gördüğünde empati ve koruma güdüsü hissederken, onun antisosyal eylemlerini
öğrendiğinde etik kaygılar ve korku yaşamaktadır.
4.3. Direnç ve Terapötik Sınırlar
Tony'nin
terapideki direnci, şema terapinin temel kavramlarından biri olan uyumsuz başa
çıkma stilleriyle açıklanabilir. Karantzas ve arkadaşlarının belirttiği gibi,
kaçıngan bireylerin deaktivasyon stratejileri, güvensizlik/istismar, duygusal
yoksunluk, sosyal izolasyon/yabancılaşma gibi şemalarla ilişkili duygulanım,
biliş ve davranışların deneyimlenmesini ve işlenmesini azaltmak ve en aza
indirmek için işlev görmektedir (Bojed & Nikmanesh, 2013). Kaçıngan başa
çıkma, şema aktivasyonunu kısa devre yapmak veya şemayla başa çıkmaya ayrılan
bilişsel-duyguşsal dikkati azaltmak için kullanılabilir (Bojed & Nikmanesh,
2013). Tony'nin terapide sıklıkla konuyu değiştirmesi, entelektüelleştirme
yapması veya doğrudan direniş göstermesi, bu kaçıngan başa çıkma stratejisinin
terapötik bağlamdaki tezahürüdür.
4.4. Antisosyal Kişilik Özelliklerinde Psikoterapinin İşlevi ve Sınırları
Ağır
antisosyal özellikler gösteren bireylerde psikoterapinin etkinliği, klinik
literatürde tartışmalı bir konudur. Khodarahimi'nin belirttiği gibi, erken
dönem uyumsuz şemalar kavramı, çocukluk ve bilinçdışı süreçlerin kişilik
bozuklukları—özellikle borderline ve antisosyal kişilik bozuklukları—üzerindeki
etkileşimini anlamada büyük klinik öneme sahiptir (GÜLER & Özgörüş, 2022).
Araştırmalar, kişilik bozukluğu olan hastalarda şema temelli psikoterapiyi
desteklemektedir (GÜLER & Özgörüş, 2022). Ancak histrionik, narsistik ve
antisosyal kişilik bozukluklarında erken dönem uyumsuz şemaların eş zamanlı
rollerine ilişkin literatür görece sınırlıdır (GÜLER & Özgörüş, 2022).
Şema
terapinin temel varsayımlarından biri, uyumsuz kişilerarası döngülerin
değiştirilmesinin temel bilişsel temaları çürütmenin bir yolu olarak önemli
olduğudur; ancak şemaların istikrarlı doğası ve şema-uyumlu olayların geri
çağrılmasını ve şematik bellek genellemesini sürdüren nöral mekanizmalarla
bağlantısı göz önüne alındığında, bu zor bir görev olarak ortaya çıkmaktadır
(Zheng & Nguyen-Feng, 2025). Tony'nin terapideki ilerlemesinin sınırlı
kalması, şemaların değişime karşı direncinin ve antisosyal başa çıkma
stratejilerinin gücünün bir yansımasıdır.
4.5. Terapötik İlişkide Şema Modlarının Dinamiği
Tony'nin
terapi seanslarında farklı şema modları arasında geçiş yapması, terapötik
sürecin karmaşıklığını artırmaktadır. Leppänen ve arkadaşlarının çalışması,
parasuisidal davranış sergileyen BKB hastalarında savunmasız çocuk, öfkeli
çocuk, kopuk koruyucu ve uyumlu teslim modlarının belirgin olduğunu,
parasuisidal davranış sergilemeyen hastalarda ise sağlıklı yetişkin ve mutlu
çocuk modlarının en yaygın olduğunu göstermiştir (Yontar & Ozgan, 2024).
Tony'nin terapide zaman zaman savunmasız çocuk moduna geçerek gerçek duygusal
içgörüler yaşaması, ancak ardından hızla zorba veya kopuk koruyucu moduna geri
dönmesi, terapötik ilerlemenin önündeki temel engeli oluşturmaktadır.
Basile ve
arkadaşlarının şema mod modeli çalışması, şema terapi modelinin geleneksel
olarak erken dönem uyumsuz şemalara ve bunlarla ilişkili güncel modlara
odaklandığını ve uyumsuz başa çıkma stratejilerini ortadan kaldırıp azaltmayı
hedeflediğini belirtmektedir (Khodarahimi, 2017). Bu süreç, danışanın duygu
odaklı teknikler (örneğin, imgeleme ile yeniden yazma) aracılığıyla erken
olumsuz deneyimlere erişmesine olanak tanımaktadır (Khodarahimi, 2017).
Tony'nin terapide zaman zaman çocukluk anılarına erişmesi ve bu anılarla ilişkili
duyguları deneyimlemesi, şema terapinin bu boyutunun kısmen işlev gördüğünü
düşündürmektedir.
4.6. Şema Değişimine Karşı Direnç
Erken dönem
uyumsuz şemaların değişime karşı dirençli doğası, Tony'nin terapisindeki
sınırlı ilerlemeyi açıklamaktadır. Qasemi ve arkadaşlarının belirttiği gibi,
belirli uyumsuz şemalar (başarısızlık, duygusal yoksunluk, terk
edilme/istikrarsızlık) klinik depresyon hastalarında depresif semptomların
şiddetiyle ilişkilidir ve özel şema alanları tedavi sonuçlarını yordamakta, şemalar
ayaktan tedavi gören depresyon hastalarında tedaviden sonra bile değişime
dirençli kalmaktadır (Olave vd., 2024). Bu bulgu, Tony'nin yıllarca süren
terapiye rağmen temel şema yapısında köklü bir değişim yaşamamasını
açıklamaktadır.
Rada ve
arkadaşlarının önerdiği gibi, eğitimciler ve danışmanlar erken dönem uyumsuz
şema aktivasyonunun belirtilerini (örneğin, orantısız duygusal tepkiler,
düşmanlık veya sosyal geri çekilme) tanımak üzere eğitilebilir ve şema terapiye
uyarlanmış teknikler, travma odaklı bilişsel davranışçı terapi veya duygu
düzenleme eğitimi gibi müdahaleler, bireylerin uyumsuz inançları yeniden
çerçevelemesine, daha sağlıklı başa çıkma stilleri geliştirmesine ve şiddet
davranışı riskini azaltmasına yardımcı olabilir (Qasemi vd., 2014). Ancak
Tony'nin durumunda, antisosyal yaşam tarzının şema aktivasyonunu sürekli olarak
pekiştirmesi, terapötik müdahalelerin etkinliğini ciddi ölçüde sınırlamaktadır.
5. Bütünleştirici Değerlendirme: Tony Soprano'nun Psikolojik Profili
5.1. Şema Alanları Arası Etkileşim
Tony
Soprano'nun psikolojik profili, birden fazla şema alanının karmaşık
etkileşimini yansıtmaktadır. Vigouroux ve arkadaşlarının çalışması, kopukluk ve
reddedilme alanındaki şemaların (özellikle terk edilme/istikrarsızlık, duygusal
yoksunluk ve kusurluluk/utanç), bozulmuş özerklik ve performans alanındaki
şemaların (özellikle bağımlılık/yetersizlik ve başarısızlık) ve aşırı tetikte
olma ve ketleme alanındaki şemaların (özellikle olumsuzluk/karamsarlık ve
cezalandırıcılık) tükenmişlik sendromunun temel risk faktörleri olduğunu
göstermiştir (FARAJİ vd., 2022). Kusurluluk şeması, olumsuzluk, yoksunluk ve
başarısızlık şemalarını doğrudan etkilemekte, bunlar da cezalandırıcılık ve
bağımlılık şemalarını ve duygusal/fiziksel tükenmişliği doğrudan etkilemektedir
(FARAJİ vd., 2022). Tony'nin yaşamındaki kronik stres, duygusal tükenmişlik ve
ilişkisel sorunlar, bu şema alanları arası etkileşimin doğal sonuçlarıdır.
5.2. Başa Çıkma Stilleri ve Uyumsuz Döngüler
Tony'nin
başa çıkma repertuvarı, şema terapide tanımlanan üç temel uyumsuz başa çıkma
stilini de içermektedir: teslim olma (surrender), kaçınma (avoidance) ve aşırı
telafi (overcompensation). Aloi ve arkadaşlarının belirttiği gibi, şema terapi
çerçevesinde bu örüntü, geri çekilme ve duygusal terk edilmeye boyun eğmeyi
gösterebilir ve kaçınma ile teslim olma başa çıkma modlarıyla uyumludur
(Leppänen vd., 2015). Tony'nin panik atakları sırasında teslim olma, günlük
yaşamında kaçınma (alkol, yemek, cinsellik yoluyla) ve mafya dünyasında aşırı
telafi (şiddet, kontrol, güç gösterisi) stratejilerini kullanması, bu üç başa
çıkma stilinin döngüsel olarak birbirini beslediğini göstermektedir.
5.3. Bağlanma-Şema Etkileşimi
Olave ve
arkadaşlarının çalışması, bağlanma tipi ve erken dönem uyumsuz şemaların
yakından ilişkili olduğunu, bağlanma figürleriyle erken yaşamdaki ilk duygusal
deneyimlerin kendisi ve başkaları hakkındaki ilk şemaları oluşturduğunu
vurgulamıştır (Nicol vd., 2021). Erken şemalar, daha sonra hem başkalarıyla
nasıl ilişki kurulduğunu hem de nasıl düşünüldüğünü, hissedildiğini ve
davranıldığını etkilediği için kritik öneme sahiptir (Nicol vd., 2021).
Tony'nin güvensiz bağlanma örüntüsü, erken dönem uyumsuz şemalarının
gelişiminin temelini oluşturmuş ve bu şemalar yetişkinlikteki tüm ilişkisel ve
davranışsal örüntülerini şekillendirmiştir.
Sonuç
Tony Soprano
karakteri, klinik psikoloji ve psikiyatri alanlarındaki birçok temel
kavramın—bağlanma kuramı, şema terapi, psikosomatik tıp ve terapötik süreç
dinamikleri—somutlaştırıldığı olağanüstü zengin bir kurgusal vaka çalışması
niteliği taşımaktadır. Annesi Livia ile olan toksik ilişkisinden kaynaklanan
düzensiz bağlanma örüntüsü, duygusal yoksunluk, terk edilme, kusurluluk ve
haklılık/büyüklenme şemalarının gelişimine zemin hazırlamıştır (Bojed &
Nikmanesh, 2013; GÜLER & Özgörüş, 2022; Karantzas vd., 2023; Qasemi vd.,
2014). Bu şemalar, zorba (aşırı telafi edici) modu, öfkeli/dürtüsel çocuk modu
ve savunmasız çocuk modu arasındaki sürekli geçişlerle kendini göstermektedir
(Khodarahimi, 2017; Yontar & Ozgan, 2024; Zheng & Nguyen-Feng, 2025).
Bastırılmış duygular ve işlenmemiş travmalar, somatizasyon mekanizması
aracılığıyla panik ataklar olarak bedenselleşmektedir (Gerges vd., 2022; McKee
vd., 2012). Dr. Melfi ile olan terapötik ilişki, aktarım ve karşı-aktarım süreçlerinin
zengin bir örneğini sunarken, antisosyal kişilik özelliklerinin psikoterapinin
etkinliğine koyduğu sınırları da gözler önüne sermektedir (Güler & Özgörüş,
2022; Zheng & Nguyen-Feng, 2025).
Akademik
literatür, Tony Soprano'nun profilinin birçok boyutunu destekleyen ampirik
bulgular sunmaktadır: güvensiz bağlanma stillerinin erken dönem uyumsuz
şemalarla güçlü ilişkileri (Bojed & Nikmanesh, 2013), çocukluk istismarı ve
ihmalinin şema gelişimindeki rolü (Karantzas vd., 2023; Qasemi vd., 2014),
antisosyal kişilik bozukluğunda belirgin şema profilleri (Güler & Özgörüş,
2022), saldırganlığın şema temelli bilişsel yolakları (Zheng & Nguyen-Feng,
2025) ve somatizasyonun şema kuramındaki yeri (Gerges vd., 2022; McKee vd.,
2012). Bu bulgular bir bütün olarak değerlendirildiğinde, Tony Soprano'nun
kurgusal bir karakter olmasına rağmen, klinik gerçeklikle son derece uyumlu bir
psikolojik profil sergilediği görülmektedir.
Kaynakça
Aloi, M., Rania, M.,
Carbone, E. A., Filippis, R. de, D'Onofrio, E., Rotella, L., Quirino, D.,
Simpson, S., & Segura-García, C. (2025). Early maladaptive schemas as core
therapeutic targets in eating disorders and obesity: A schema therapy–informed
network analysis. Clinical Psychology & Psychotherapy, 32(5).
https://doi.org/10.1002/cpp.70153
Barbara, B., &
Tenore, K. (2018). Investigating schema therapy constructs in individuals with
depression. Journal of Psychology & Clinical Psychiatry, 9(2).
https://doi.org/10.15406/jpcpy.2018.09.00524
Basile, B., Tenore,
K., & Mancini, F. (2019). Early maladaptive schemas in overweight and
obesity: A schema mode model. Heliyon, 5(9), e02361.
https://doi.org/10.1016/j.heliyon.2019.e02361
Bojed, F. B., &
Nikmanesh, Z. (2013). Role of early maladaptive schemas on addiction potential
in youth. International Journal High Risk Behaviors & Addiction, 2(2),
72–6. https://doi.org/10.5812/ijhrba.10148
FARAJİ, H., UTAR,
K., & BORAN, N. B. (2022). Investigation of the relationship between early
maladaptive schemas and multidimensional jealousy. Humanistic Perspective,
4(2), 265–286. https://doi.org/10.47793/hp.1076655
Gerges, S., Hallit,
S., Malaeb, D., Laghi, F., & Obeïd, S. (2022). Drunkorexia among a sample
of Lebanese adults: The role of early maladaptive schemas. Psychological
Reports, 127(3), 1175–1200.
https://doi.org/10.1177/00332941221137242
GÜLER, K., &
Özgörüş, Z. (2022). Investigation of the relationship between early maladaptive
schemas, temperament and eating attitude in adults. Journal of Eating
Disorders, 10(1). https://doi.org/10.1186/s40337-022-00711-w
Karaca, B. K.,
Küçükseymen, Z. C. A., Aytaç, M., & Karaosmanoğlu, H. A. (2022). Turkish
adaptation of the Dusseldorf illustrated schema questionnaire for children:
Psychometric properties and relationship with childhood difficulties. International
Journal of Cognitive Therapy, 15(3), 336–353.
https://doi.org/10.1007/s41811-022-00141-1
Karantzas, G. C.,
Younan, R., & Pilkington, P. D. (2023). The associations between early
maladaptive schemas and adult attachment styles: A meta-analysis. Clinical
Psychology Science and Practice, 30(1), 1–20.
https://doi.org/10.1037/cps0000108
Khodarahimi, S.
(2017). Early maladaptive schemas in individuals with and without B cluster
personality disorders. Current Issues in Personality Psychology, 5(4),
260–271. https://doi.org/10.5114/cipp.2017.68277
Leppänen, V.,
Vuorenmaa, E., Lindeman, S., Tuulari, J., & Hakko, H. (2015). Association
of parasuicidal behaviour to early maladaptive schemas and schema modes in
patients with BPD: The Oulu BPD study. Personality and Mental Health, 10(1),
58–71. https://doi.org/10.1002/pmh.1304
McKee, M., Roring,
S. A., Winterowd, C., & Porras, C. (2012). The relationship of negative
self-schemas and insecure partner attachment styles with anger experience and
expression among male batterers. Journal of Interpersonal Violence, 27(13),
2685–2702. https://doi.org/10.1177/0886260512436395
Monirpoor, N.,
Gholamyzarch, M., Tamaddonfard, M., Khoosfi, H., & Ganjali, A. (2012). Role
of father–child relational quality in early maladaptive schemas. International
Journal High Risk Behaviors & Addiction, 1(2), 50–54.
https://doi.org/10.5812/ijhrba.4381
Nicol, A. R., Mak,
A. S., Murray, K., & Kavanagh, P. S. (2021). Early maladaptive schemas in
young people who self-injure. Journal of Clinical Psychology, 77(7),
1745–1762. https://doi.org/10.1002/jclp.23172
Olave, L., Momeñe,
J., Macía, L., Macía, P., Vera, M. D. del R. C., Herrero, M., Estévez, A.,
& Díez, I. I. (2024). Substance use and its relationship with attachment
and early maladaptive schemes in adolescents in Ecuador. Developmental
Psychobiology, 66(6). https://doi.org/10.1002/dev.22532
Qasemi, M., Sayyadi,
A., & Akbari, B. (2014). The comparison between early maladaptive schemas
in major depressive disorder and the general population. Kuwait Chapter of
Arabian Journal of Business and Management Review, 3(7), 265–273.
https://doi.org/10.12816/0018287
Rada, C., Neagu,
A.-E., Marinescu, V., Rodideal, A. A., & Lunga, R.-A. (2025). The impact of
childhood abuse on the development of early maladaptive schemas and the
expression of violence in adolescents. Behavioral Sciences, 15(7),
854. https://doi.org/10.3390/bs15070854
Tsouvelas, G., &
Chondrokouki, M. (2025). Factorial validation of the Greek schema questionnaire
for children: A comparison of community and clinical samples. Child Abuse
Review, 34(3). https://doi.org/10.1002/car.70031
Vagos, P., Fabris,
M. A., & Rijo, D. (2025). Cognitive pathways to the forms and functions of
aggression in adolescence: The role of early maladaptive schemas and social
information processing. Frontiers in Psychology, 16.
https://doi.org/10.3389/fpsyg.2025.1431756
Vigouroux, S. L.,
Бернат, К. С., & Charbonnier, É. (2023). Risk factors and consequences of
parental burnout: Role of early maladaptive schemas and emotion-focused coping.
Trends in Psychology, 33(2), 518–535.
https://doi.org/10.1007/s43076-023-00288-6
Yontar, G., &
Ozgan, E. (2023). Early maladaptive schemas in patients with chronic headache.
https://doi.org/10.21203/rs.3.rs-3309510/v1
Yontar, G., &
Ozgan, E. (2024). Early maladaptive schemas in female patients with migraine
and tension-type headache. Scientific Reports, 14(1).
https://doi.org/10.1038/s41598-024-53816-4
Zheng, L., &
Nguyen-Feng, V. N. (2024). Mixed-method examination of early maladaptive
schemas and coping among children at a child advocacy center.
https://doi.org/10.31234/osf.io/w6jcf
Zheng, L., &
Nguyen-Feng, V. N. (2025). Mixed-method examination of early maladaptive
schemas and coping among children at a child advocacy center. Psychological
Trauma Theory Research Practice and Policy, 17(5), 1040–1048.
https://doi.org/10.1037/tra0001751