PsikoStudio Logo

PSIKOSTUDIO

BAĞLANMA KURAMI VE ŞEMA TERAPİ STÜDYOSU

Şema Terapisinde Neden Çocukluk Merkezdedir?

Giriş

Şema terapisi (Şema Terapisi; ST), kişilik bozuklukları ve kronik, tedavisi güç psikolojik sorunları hedefleyen, bilişsel-davranışsal kökenli ancak gestalt, ilişki odaklı ve deneyimsel teknikleri bütünleştiren bir terapötik çerçevedir. ST’nin temel inancını oluşturan “erken dönem uyumsuz şemalar” (EMS) yani erken maladaptif şemalar, kişinin çocuklukta veya ergenlik döneminde temel duygusal ihtiyaçlarının yeterince karşılanmaması sonucu oluşan kapsayıcı bilişsel-duygusal-tematik yapılar olarak tanımlanır. EMS’ler, bir kişinin kendisi, başkaları ve dünya ile ilgili deneyimlerini yorumlama biçimini belirler ve yaşam boyunca etkisini sürdürebilir (Kiers ve Haan, 2024). Bu makalenin amacı, Şema Terapisi’nde neden çocukluğun bu kadar merkezi bir konumda olduğunu bilimsel referanslarla ayrıntılı olarak ele almaktır. Çocukluk dönemi, EMS’nin oluşumundaki uç bir etken olarak gösterilirken, terapi mekanizmalarının da bu erken deneyimlerle nasıl ilişkilendirildiğini ortaya koymak üzerinden bir sentez sunulacaktır. Bu kapsamda EMS’nin gelişiminde bağlanma, ihtiyacın karşılanmaması ve ilişkisel değişime uğramış deneyimlerin rolü, gelişimsel görevlerin yerine getirilememesiyle EMS arasındaki bağlantılar ve şema modlarıyla EMS’nin tedavi sürecindeki rolü üzerinde durulacaktır. Çalışmada, konuyla ilgili ana görüşleri bir araya getirirken, bulgular arasındaki nüansları da vurgulamak için çelişkili bulguya rastlandığında bunu da belirtilecektir. Altı çizilecek temel nokta, çocukluk deneyimlerinin EMS ve şema modları üzerinden yetişkinlikteki klinik tabloya ulaşması sürecinin, ST’nin “neden çocukluk” iddiasını kuramsal ve ampirik olarak desteklediğidir. Bu bağlamda, çocukluk deneyimlerinin EMS ve modlar üzerinden nasıl bir “bağlantı” kurduğu, bunun terapötik süreçte nasıl kullanıldığı ve hangi sınırlılıkların bulunduğu konularını, mevcut çalışmaların bulgularını harmanlayarak ele alacağız. Ayrıca, çocukluk döneminin ST’nin transdiagnostik uygulamaları için de anahtar bir alan olduğunu gösteren bulgulara da değineceğiz.

1) Erken Maladaptif Şemaların Kaynağı ve Çocukluk Dönemi

ST’nin kurucu kavramı olan EMS’ler, temel duygusal ihtiyaçların karşılanmamasıyla çocuklukta oluşan ve yaşam boyu belirginleşen bilişsel-tematik kalıplardır. Young ve arkadaşlarının kuramsal çerçevesine göre EMS’ler, çocuklukta karşılanmayan temel duygusal ihtiyaçlar ve travmatik deneyimler sonucunda gelişir ve bireyin kendisi, başkaları ve ilişkilere dair klinik olarak işlevsiz inanışlar üretir Grabowski (2023), (Kiers ve Haan, 2024), (Cecero ve ark., 2004). EMS’lerin çocukluk deneyimleriyle ilişkili olarak kararlı ve geniş kapsamlı yapılar oluşturduğu düşüncesi, ST’nin klinik uygulamalarında merkezidir. Bu nedenle, çocukluk döneminde yaşanan ilişkisel deneyimler, EMS’nin temel belirleyicisi olarak görülür ve EMS’nin yetişkinlikteki klinik tablolarla olan bağlantısı vurgulanır (Thimm, 2009), Nordahl ve ark., 2005; (Kiers ve Haan, 2024). EMS’lerin çocuklukta başlayan ve yaşam boyu elaborasyon (gelişim) süreciyle güçlenen tematik yapılar olduğu ifade edilir, bu da ST’nin çocukluk dönemi odaklı müdahale stratejilerini haklı çıkarır (Cecero ve ark., 2004; Paetsch ve ark., 2020; Kiers ve Haan, 2024). EMS’nin gelişimine etki eden başlıca mekanizmalar arasında güvenli bağlanma ihtiyacının karşılanmaması, ebeveynlik stili ve aile içi etkileşimler sayılabilir; bu bulgu, EMS’nin çocuklukta ortaya çıktığını destekleyen geniş bir literatürle uyumludur (Thimm, 2009), (Taylor ve ark., 2016), (Karaca ve ark., 2022). Ayrıca, EMS’lerin çoğu, çocukluk deneyimlerinin yetişkinlikteki duygu düzenlemesi, öz-imge ve ilişki-işlevlerinde kalıcı bozulmalara katkıda bulunduğunu gösterir; bu da ST’nin duygusal-nörokanıt temelli hedefleriyle uyum gösterir (Pilkington ve ark., 2020), (Bär ve ark., 2023), (Zonnevijlle ve Hildebrand, 2018).

2) Çocukluk İhtiyaçları ve EMS’nin Temel Mekanizmaları

ST’nin temelini oluşturan konseptlerden biri, çocukluk ya da ergenlik döneminde karşılanmayan temel
duygusal ihtiyaçlardır. EMS, bu temel ihtiyaçların karşılanmaması neticesinde oluşan kapsamlı tematik anılar, duygular, düşünceler ve bedensel hislerden oluşan bir yapı olarak tanımlanır. EMS’ler, kendilik, başkaları ve dünya ile ilgili geniş ve derin inançları kapsar ve yaşam boyu tekrarlanan, katmanlı bir deneyim olarak ortaya çıkar (Cecero ve ark., 2004; Kiers ve Haan, 2024). Bu bağlamda, çocukluk döneminde güvenli bağlanma, sınır ve özerklik ihtiyaçlarının karşılanmaması gibi etkenler, EMS’nin gelişimini güçlendirir. Çocukluk deneyimlerinin EMS’lerle ilişkisini inceleyen çalışmalar, EMS’nin genellikle ilişki temelli ve çocuğun gelişimsel görevlerini (Erikson’un psikososyal gelişim görevleri, vb.) çözümleyememe ile ilişkili olduğunu gösterir; EMS’nin bu görevlerin çözümlenmesinde engeller oluşturduğu görülebilir (Thimm, 2009).

Çocukluk döneminde karşılanmayan ihtiyaçlar ve EMS arasındaki bağlantıya dair kanıtlar, DSM-5 gibi kronik ve transdiagnostik klinik tablolarda ST’nin uygulanabilirliğini destekler. Taylor ve arkadaşlarının derlediği sistematik inceleme, ST’nin EMS’nin ve şema modlarının değişimini gösterebildiğini bildirir; özellikle kişilik bozuklukları ve diğer kronik sağlık sorunlarında EMS’de gözlenen değişimler, klinik olarak anlamlı sonuçlar sunar, ancak bu mekanizmanın aracılık analiziyle (aracı rol) netleşmesi için ileri çalışmalar gerekliliğini de belirtir (Taylor ve ark., 2016). EMS ve çocukluk arasındaki ilişki, EMS’nin bir transdiagnostik risk belirteci olarak görülmesini de sağlar; bu, ST’nin çok çeşitli bozukluklarda uygulanabilirliğini destekler ve EMS’lerin tedavi hedefi olarak rolünü güçlendirir (Bär ve ark., 2023), (Taylor ve ark., 2016).

3) Çocukluk ve EMS’nin Klinik Tedavi Üzerindeki Rolü

Çocuklukta yaşanan deneyimlerin EMS’ye dönüşmesi, tedavide EMS’nin modlar ve rekabetçi baş etme stratejileriyle (şema modları) şu şekilde işlev kazanır: EMS, bir kişinin kendilik ve ilişki algılamasını sistematik olarak etkileyen temel temalar olarak kalır; şema modları ise belirli bir anda hangi EMS’nin aktive olduğuna bağlı olarak ortaya çıkan kısa vadeli, dinamik duygusal-kognitif durumları temsil eder. ST’nin tedavi hedeflerinden biri, EMS’leri değiştirmek ve bu değişimle baş etme modlarının adaptifleşmesini sağlamaktır; EMS’lerin modlar üzerinden somut davranış değişikliklerine yol açtığı varsayımı, çocukluk deneyimlerinin teoriye dönüştürülmesini anlamlandırır. Özellikle erken çocukluk dönemi deneyimlerinin (örn. ihmal, istismar, kayıp, yoksunluk) EMS’nin temel sürücülerinden olduğuna dair bulgular, ST’nin klinik uygulamalarında çocukluğun odak noktası olarak konumunu güçlendirir (Cecero ve ark., 2004; Paetsch ve ark., 2020; Kiers ve Haan, 2024). ED’ler (yeme bozuklukları) gibi alanlarda ST’nin, EMS ve modlar üzerinden içsel ses (iç ses) ve kendi imgesiyle etkileşime girerek değişimi hedeflediği ve hastaların "içsel çocuk" kavramını tanıyarak kendi ihtiyaçlarını daha sağlıklı biçimde karşılamaya yöneldiği rapor edilmiştir (Cunningham ve ark., 2024). Bu bağlamda, ST’nin çocukluk deneyimlerini hedeflemesi ve EMS’yi modlar aracılığıyla değiştirme çabası, çocukluk dönemi odaklı olması gereken bir terapi yaklaşımı olarak değerlendirilebilir.

4) Çocukluk ve EMS’nin Transdiagnostik Özelliği

ST’nin transdiagnostik kapasitesi, EMS ve şema modlarının bir sağlık sorununa özgü olmayan, daha çok psikolojik dayanıklılık ve duygu düzenlemesi üzerinde etkili olduğunun göstergesidir. Taylor ve arkadaşlarının kapsamlı incelemesi, EMS’nin BPD ve diğer kişilik bozuklukları başta olmak üzere çeşitli bozukluklarda azalabildiğini ve EMS ile öz-psikopatoloji arasındaki ilişkinin tedavi sonuçlarını etkileyebildiğini belirtir; ancak diğer bozukluklar için mekanizmaların netleşmesi adına daha fazla çalışma gerekmektedir (Taylor ve ark., 2016). Bär ve arkadaşlarının 2023’teki sistematik incelemesi ise klinik bozukluklarda EMS ve şema modlarının varlığını ve bunların bazı bozukluklarda nasıl bir profil gösterdiğini ortaya koyar; EMS ve modların transdiagnostik olarak değerlendirilebileceğini ve bu yapıların tedavi kararlarında farkındalık yaratabileceğini vurgular (Bär ve ark., 2023). Bunlar, çocuklukta şekillenen temel gereksinimler ile yetişkinliğe taşınan EMS arasındaki bağı güçlendiren kanıtlar sunar. Ayrıca EMS’nin çocukluk deneyimleriyle (ör. ihmal, istismar) ilişkili olarak yetişkinlikte bağlam ve ilişki kurulumu üzerinde etkili olduğunu gösteren meta-analizler de bulunmaktadır; EMS’nin çocukluk deneyimlerinin bir yansıması olarak değerlendirilebileceğini desteklerler (Pilkington ve ark., 2020), (Talbot ve ark., 2024). Bu bulgular, ST’nin çocukluk odaklı ve transdiagnostik bir tedavi yaklaşımı olarak konumlanmasına dair sağlam bir temel sağlar.

5) Klinik Uygulamalarda Çocukluk Merkezinin Doğrulanması ve Çelişkiler

Çocukluk dönemi EMS’nin oluşumundaki rolüne dair literatürde genel bir uzlaşı olmakla beraber bazı nüanslar bulunmaktadır. Örneğin, bazı çalışmalar EMS’nin belirli bozukluklar için güçlendirilmiş bir baskınlığı ve klinik olarak belirleyici bir rol oynadığını öne sürerken (OCD, depresyon, vb.), modlar ve EMS’in tedaviyle ne derece değiştiğine dair aracılık analizi eksikliği nedeniyle nedensellik konusunda net olmayan sonuçlar bildirilmiştir (Thiel ve ark., 2014), (Taylor ve ark., 2016). Ayrıca, bazı çalışmalar EMS’lerin çocukluk deneyimlerinden bağımsız olarak da ortaya çıkabileceğini ve yetişkin dönemde benzer şemaların farklı bağlamlarda aktive olabileceğini öne sürer; bu durum, ST’nin tek başına çocukluk odaklı bir terapinin ötesine geçebilmesini gerektirir ve transdiagnostik yaklaşımın önemini ortaya koyar (Taylor ve ark., 2016), (Bär ve ark., 2023). Bununla birlikte, EMS’lerin çocuklukta zarar görmüş temel duygusal ihtiyaçlarının karşılanmasıyla ilişkili olduğuna dair güçlü destekler bulunmaktadır; bu da ST’nin “neden çocukluk” iddiasını kuvvetlendiren ana kanıttır (Cecero ve ark., 2004; Paetsch ve ark., 2020; Kiers ve Haan, 2024).

6) Ekonomik ve Klinik İşlevsellik İçin Pratik Çıkarımlar

Çocukluk odaklı EMS ve modlar üzerinden ST uygulamaları, kronik, tedaviye dirençli bozukluklarda
işlevselliği artırmayı hedefler. 1) EMS’lerin terapi sürecinde tedaviye dirençli gruplarda odak noktası yapılarak, olası değişimlerin merkezine konulması; 2) modların, hastaların o anki duygusal durumu ve davranış kalıplarıyla ilişkilendirildiği için hızlı bir klinik geribildirim mekanizması sunması; 3) çocuklukta yaşanan deneyimlerle EMS arasındaki bağın hem bireyin kendini hem de başkalarını algılayışını değiştirme potansiyeli taşımaları; 4) tedaviye devamlılığı artıracak güvenli ve destekleyici terapötik ilişki kurma gerekliliği gibi stratejiler ST’nin uygulanabilirliğini güçlendirmektedir. Bu noktada, ST’nin farklı yaş gruplarında (özellikle ergenler ve yaşlı yetişkinler) uygulanabilirliğini inceleyen çalışmalar da mevcuttur; erken yaşam evrelerindeki EMS’ler ve EAS’lerin (Erken Dönem Uyumlu Şemalar) terapötik sürece entegrasyonu, hastaların olumlu öz-yönelimlerini güçlendirme ve terapi ilişkisini destekleme açısından dikkat çekicidir (Videler ve ark., 2020; Khosravi, 2025; Paetsch ve ark., 2020).

7) Özet ve Sonuçlar

Çocukluk dönemi, ST’nin temelini oluşturan EMS’nin oluşumundaki en kritik döneme işaret eder. EMS’ler, çocuklukta karşılanmayan temel duygusal ihtiyaçların bir yansıması olarak yetişkinlikteki düşünce, duygu ve davranış kalıplarını belirler ve şema modlarıyla dinamik olarak deneyimlenir. Bu mekanizma, ST’nin neden çocukluk merkezli olduğuna dair kuramsal ve ampirik desteği güçlendirir. Bununla birlikte, EMS ve modlar arasındaki ilişki tek yönlü değildir ve bazı çalışmalarda tedavi mekanizmalarının aracılık analiziyle netleşmesi gerektiği gösterilmiştir. Transdiagnostik yön, ST’nin sadece kişilik bozukluklarıyla sınırlı olmadığını, OCD, kaygı bozuklukları ve depresyon gibi çeşitli klinik tablolar üzerinde de uygulama potansiyeli olduğunu işaret eder. Bu bağlamda çocukluk dönemi deneyimleriyle EMS arasındaki ilişkinin klinik sonuçlar üzerinde belirleyici bir rol oynadığı, EMS ve modların tedaviyle ilişkili olarak değişebildiği ve çocukluk merkezli yaklaşımın tedavinin etkili mekanizmalarını güçlendirdiğini belirtmek mümkündür. Ancak, EMS’nin çocukluk deneyimlerinden bağımsız olarak da ortaya çıkabileceği ve farklı bağlamlarda aktive olabileceği yönündeki çalışmaların varlığı, ST’nin esnek ve transdiagnostik bir çerçeve olarak değerlendirilmesini gerektirir. Bu nedenle, ST’nin klinik uygulamaları, çocukluk deneyimlerinin EMS’ye yol açtığı varsayımını temel almakla birlikte, yetişkinlikteki çeşitli bozukluklarda EMS ve modlar arasındaki ilişkiyi anlamak üzere geniş kapsamlı ve çok boyutlu bir yaklaşım benimsemelidir.

Sonuç olarak, Şema Terapisi’nde çocukluk dönemi ve EMS merkezi rolünü korumaktadır. EMS’nin çocukluk deneyimlerinin bir yansıması olduğu düşüncesi, ST’nin temel tedavi hedeflerini belirler ve tedavi mekanizmalarının anlaşılmasında kritik bir çerçeve sunar. EMS’nin çocuklukla olan bağlantısı, ST’nin transdiagnostik uygulanabilirliğini güçlendirmekte ve farklı klinik tablolar için uyarlanabilir müdahale stratejileri geliştirme imkanı sağlamaktadır. Bu bağlamda, çocukluk dönemi odaklı müdahalelerin, güvenli terapi ilişkisi, deneyimsel teknikler ve EMYS (EMS’nin ölçüm araçları) üzerinden tedaviye yönlendirme gibi unsurların birlikte kullanılması, ST’nin kuramsal çerçevesini güçlendirir ve klinik etkisini artırır (Taylor ve ark., 2016), (Bär ve ark., 2023), (Cecero ve ark., 2004; Paetsch ve ark., 2020; Kiers ve Haan, 2024). Gelecekte, EMS’nin mekanizmalarının aracılık analizleriyle daha netleşmesi, EAS ve olumlu şemaların terapötik süreçteki rolünün incelenmesi ve ST’nin çeşitli yaş gruplarında, farklı bozukluklarda nasıl uyarlanabileceğinin daha iyi anlaşılması için emek gerekmektedir. Ayrıca, çocukluk deneyimlerine odaklı yaklaşımların yanı sıra, erişkin dönemde karşılaşılan yeni stresörlerin EMS’yi yeniden aktive edebileceği ve bu nedenle terapi sürecinin dinamik olarak izlenmesi gerektiği unutulmamalıdır.

Kaynakça

Bär, A., Bär, H., Rijkeboer, M., & Lobbestael, J. (2023). Klinik bozukluklarda Erken Dönem Uyumsuz Şemalar ve Şema Modları: Sistematik bir derleme. Psikoloji ve Psikoterapi: Kuram, Araştırma ve Uygulama, 96(3), 716-747. https://doi.org/10.1111/papt.12465

Cecero, J., Nelson, J., & Gillie, J. (2004). Şema terapisinin araçları ve ilkeleri: erken dönem uyumsuz şema ölçeğinin araştırma versiyonunun (EMSQ‐R) yapı geçerliliğine doğru. Klinik Psikoloji ve Psikoterapi, 11(5), 344-357. https://doi.org/10.1002/cpp.401

Cunningham, A., Reid, M., Sayan, S., & Hammersley, R. (2024). Yeme bozukluğu olanlar için şema terapisinin fenomenolojik deneyimlerinin anlaşılması. Nitelikli Tıp ve Sağlık Araştırmaları, 8(2), 11376. https://doi.org/10.4081/qrmh.2024.11376

Grabowski, A. (2023). Erken dönem uyumsuz şemalar ile evlilik bağının ve iletişiminin kalitesi. Kwartalnik Naukowy Fides Et Ratio, 53(1), 9-17. https://doi.org/10.34766/fetr.v53i1.1160

Karaca, B., Küçükseymen, Z., Aytaç, M., & Karaosmanoğlu, H. (2022). Çocuklar İçin Düsseldorf Resimli Şema Ölçeği'nin Türkçe Uyarlaması: Psikometrik Özellikler ve Çocukluk Çağı Zorluklarıyla İlişkisi. Uluslararası Bilişsel Terapi Dergisi, 15(3), 336-353. https://doi.org/10.1007/s41811-022-00141-1

Khosravi, M. (2025). Eştanılı Dikkat Eksikliği/Hiperaktivite Bozukluğu ve Borderline Kişilik Bozukluğunda Duygu Disregülasyonu ve Dürtüselliğin Altında Yatan Şema Mekanizmaları. Klinik Psikoloji ve Psikoterapi, 32(6). https://doi.org/10.1002/cpp.70206

Kiers, I. ve Haan, H. (2024). Birinci basamak sağlık hizmetleri kapsamında BDT'ye dirençli bozuklukları olan hastalar için kısa süreli, kılavuza dayalı şema odaklı grup terapisi: doğal tedavi öncesi ve sonrası tasarımıyla bir pilot çalışma. Psikolojide Sınırlar, 15. https://doi.org/10.3389/fpsyg.2024.1349329

Nordahl, H., Holthe, H., & Haugum, J. (2005). Kişilik bozukluğu olan veya olmayan hastalarda erken dönem uyumsuz şemalar: şema değişimi semptomatik rahatlamayı öngörür mü?. Klinik Psikoloji ve Psikoterapi, 12(2), 142-149. https://doi.org/10.1002/cpp.430

Paetsch, A., Moultrie, J., Rek, N., Fietz, J., Bernstein, D., & Kopf‐Beck, J. (2020). Genel Popülasyonda ve Psikiyatrik Hastalarda Genç Olumlu Şema Ölçeğinin (YPSQ) Almanca Versiyonunun Psikometrik Özellikleri. https://doi.org/10.31234/osf.io/ytzaq

Pilkington, P., Bishop, A., & Younan, R. (2020). Yetişkinlikte olumsuz çocukluk deneyimleri ve erken dönem uyumsuz şemalar: Sistematik bir derleme ve meta-analiz. Klinik Psikoloji ve Psikoterapi, 28(3), 569-584. https://doi.org/10.1002/cpp.2533

Radford, G., Byrne, J., Staiger, P., & Karantzas, G. (2024). Trans Bireyler Arasında Karşılanmayan İhtiyaçlar, Azınlık Stresi ve Ruh Sağlığı Sonuçları: Şema Alanlarının Aracı Rolü. Klinik Psikoloji ve Psikoterapi, 31(3). https://doi.org/10.1002/cpp.2983

Talbot, D., Harvey, L., Cohn, V., & Truscott, M. (2024). Eştanıyla mücadele: Madde kullanım bozukluğu tedavisinde şema terapisinin vaadi. Keşif Psikolojisi, 4(1). https://doi.org/10.1007/s44202-024-00179-6

Taylor, C., Bee, P., & Haddock, G. (2016). Şema terapisi şemaları ve semptomları değiştirir mi? Ruh sağlığı bozuklukları genelinde sistematik bir derleme. Psikoloji ve Psikoterapi: Kuram, Araştırma ve Uygulama, 90(3), 456-479. https://doi.org/10.1111/papt.12112

Thiel, N., Tuschen‐Caffier, B., Herbst, N., Külz, A., Nissen, C., Hertenstein, E., … & Voderholzer, U. (2014). Obsesif-kompulsif bozuklukta erken dönem uyumsuz şemalar ve şema modları tarafından tedavi sonuçlarının yordanması. BMC Psikiyatri, 14(1). https://doi.org/10.1186/s12888-014-0362-0

Thimm, J. (2009). Erken dönem uyumsuz şemalar ve psikososyal gelişimsel görev çözümü arasındaki ilişkiler. Klinik Psikoloji ve Psikoterapi, 17(3), 219-230. https://doi.org/10.1002/cpp.647

Videler, A., Royen, R., Legra, M., & Ouwens, M. (2020). Yaşlı yetişkinlerle şema terapisinde olumlu şemalar: klinik doğurgular ve araştırma önerileri. Davranışsal ve Bilişsel Psikoterapi, 48(4), 481-491. https://doi.org/10.1017/s1352465820000077

Zonnevijlle, M. ve Hildebrand, M. (2018). Ebeveyni gibi çocuğu mu? Çocuk Koruma Hizmetlerine dahil olan ergenlerin ve ebeveynlerinin erken dönem uyumsuz şemaları arasındaki ilişkinin incelenmesi. Çocuk ve Aile Sosyal Hizmeti, 24(2), 190-200. https://doi.org/10.1111/cfs.12602

Sozluk