1. Temel Duygusal İhtiyaçların Karşılanması ve Sağlıklı Gelişim
Sağlıklı psikolojik gelişimin temel taşı, çocukluk döneminde beş temel duygusal ihtiyacın yeterli düzeyde karşılanmasıdır. Young'ın klinik gözlemler ve mevcut kuramsal temellere dayanarak tanımladığı bu beş temel duygusal ihtiyaç şunlardır: (1) güvenli bağlanma (güvenlik, istikrar, bakım ve kabul); (2) özerklik, yeterlilik ve kimlik duygusu; (3) geçerli ihtiyaç ve duyguları ifade etme özgürlüğü; (4) kendiliğindenlik ve oyun; (5) gerçekçi sınırlar ve öz-denetim (Vos vd., 2023; Eken, 2018; Yin vd., 2022; Aygar ve Kurt, 2022; Rada vd., 2025). Bu ihtiyaçların karşılanması, bireyin sağlıklı bir yaşam sürdürmesi için zorunlu kabul edilmektedir (Eken ve Çankaya, 2022).
Ünal ve Gençöz'ün Türkiye'deki üniversite öğrencileri üzerinde yürüttüğü çalışmada (N = 414; %75.4 kadın, %24.6 erkek; yaş aralığı 18–32, M = 21.69, SS = 2.08), bu ihtiyaçların karşılanmamasının depresif belirtilerle ilişkili uyumsuz şemaların gelişimine yol açtığı gösterilmiştir.
Temel duygusal ihtiyaçların karşılanması, erken dönem uyumsuz şemaların (EUŞ) oluşumunu engelleyen birincil koruyucu faktör olarak değerlendirilmektedir. EUŞ'ler, çocukluk veya ergenlik döneminde gelişen ve yaşam boyu sürdürülen, derinden kökleşmiş olumsuz düşünce, duygu ve davranış örüntüleri olarak tanımlanmaktadır (Lah ve Saradjian, 2016; Boecking vd., 2024). Bu şemalar, çocuk mizacı ile ebeveynlerin çocuğun temel duygusal ihtiyaçlarına yönelik yetersiz duyarlılığının ve olumsuz çocukluk deneyimlerinin etkileşiminden kaynaklanmaktadır (Farrell ve Shaw, 2022).
Pilkington ve arkadaşları, şema terapisinin kuramsal modelinde temel duygusal ihtiyaçların merkezi konumuna rağmen, bu kavramın ampirik olarak yeterince araştırılmadığını vurgulamıştır. Delphi uzlaşı çalışmasında (43 klinisyen ve 13 araştırmacı), temel duygusal ihtiyaçların araştırılması en yüksek öncelikli alanlardan biri olarak belirlenmiştir (Rada vd., 2025).
Yetişkinlikte bu duygusal ihtiyaçların süregelen biçimde karşılanamaması, EUŞ'lerin sürdürülmesine katkıda bulunurken; bireyin duygusal ihtiyaçlarını uyumlu biçimde karşılamayı öğrenmesi, EUŞ aktivasyonunu zayıflatmaktadır (Rada vd., 2025). Aygar ve Kurt'un Türk üniversite öğrencileri üzerinde yürüttüğü çalışmada, erken dönem uyumsuz şemaların — özellikle duygusal yoksunluk ve karamsarlık şemaları — mutluluk ile yaşam doyumu arasındaki ilişkide aracı rol oynadığı bulunmuştur. Bu bulgular, temel duygusal ihtiyaçların karşılanmasının yalnızca çocukluk döneminde değil, yaşam boyu psikolojik iyi oluş için kritik önemde olduğunu ortaya koymaktadır (Spicer vd., 2024).
Spicer ve arkadaşları, otistik ve DEHB'li bireyler bağlamında, temel ihtiyaçların karşılanmasının erken uyumsal şemaların (early adaptive schemas) gelişimini desteklediğini ileri sürmüştür. Erken uyumsal şemalar, olumlu ebeveynlik örüntülerinden, duygusal ihtiyaçların uyumlu ve bağlantılı bir bakımveren-çocuk ilişkisi aracılığıyla karşılanmasından doğmaktadır (Lah ve Saradjian, 2016). Bu perspektif, şema terapisinin yalnızca patoloji odaklı değil, aynı zamanda sağlıklı gelişimi destekleyen pozitif psikolojik faktörleri de kapsayan bir çerçeve sunduğunu göstermektedir (Seavey ve Moore, 2012).
2. Sağlıklı Mod İşleyişi: Sağlıklı Yetişkin ve Mutlu Çocuk Modları
2.1. Şema Modlarının Genel Çerçevesi
Şema modları, erken dönem uyumsuz şemaların aktivasyonundan kaynaklanan geçici duygusal-bilişsel-davranışsal durumlar olarak tanımlanmaktadır (Seavey ve Moore, 2012; Yakın ve Arntz, 2023). Bu modlar, bireyin belirli bir anda düşüncelerini, duygularını ve davranışlarını belirleyen "benlik durumları" olarak kavramsallaştırılmaktadır (Yakın ve Arntz, 2023; Leppänen vd., 2015). Şema modları, uyumsal (Sağlıklı Yetişkin ve Mutlu Çocuk) veya uyumsuz (diğer tüm modlar) olabilmektedir (Salgó vd., 2021). Uyumsuz modlar; ebeveyn modları (içselleştirilmiş öz-eleştirel ve düşmanca inançlar), çocuk modları (karşılanmamış çocukluk ihtiyaçlarıyla ilişkili birincil duygular) ve başa çıkma modları (duygu düzenleme ve benlik duygusunu stabilize etmeye yönelik esnek olmayan girişimler) olarak sınıflandırılmaktadır (Yakın ve Arntz, 2023; Leppänen vd., 2015; Salgó vd., 2021).
Salgó ve arkadaşlarının kişilik bozukluğu tanılı hastalar üzerinde yürüttüğü çalışmada (N = 263), şema modları ile duygu düzenleme stratejileri arasında güçlü çok değişkenli ilişkiler bulunmuştur. Kanonik korelasyon analizi sonuçlarında tam model istatistiksel olarak anlamlı çıkmıştır (Wilks's Λ = .01, F(364, 2804.4) = 3.5, p < .001). İlk iki kanonik değişken çifti sırasıyla %74.7 ve %55.8 etki büyüklükleri göstermiştir (Salgó vd., 2021). Bu bulgular, şema modlarının duygu düzenleme kapasitesiyle ne denli iç içe geçmiş olduğunu ve sağlıklı mod işleyişinin uyumlu duygu düzenlemenin temelini oluşturduğunu ortaya koymaktadır.
2.2. Sağlıklı Yetişkin Modu
Sağlıklı Yetişkin (SY) modu, bireyin düşünceleri, duyguları ve davranışları bağlama uygun, esnek ve uyumlu bir biçimde bütünleştirme kapasitesini yansıtmaktadır (Yakın ve Arntz, 2023; Leppänen vd., 2015). SY modu, şema terapisinin pratiğinde merkezi bir role sahiptir; çünkü şema terapisinin nihai amacı, SY modunun çocuk modlarına iyi ebeveynlik sağlamasını ve modlar arasında sağlıklı bir duygusal denge yaratmasını desteklemektir (Seavey ve Moore, 2012). SY modu, uyumsuz ebeveyn ve başa çıkma modlarını düzenler, kırılgan çocuk moduna bakım ve koruma sağlar, öfkeli çocuk moduna sınır koyar ve karşılıklılık ile öz-disiplin ilkelerine uygun biçimde işlev görür (Salgó vd., 2021).
Yakın ve Arntz'ın nitel araştırması, SY modunun bileşenlerini derinlemesine incelemiştir. Yarı yapılandırılmış görüşmelerin tematik analizi üç üst tema ve toplam 10 grup teması ortaya koymuştur:
- Bağ (Bond): SY ile kırılgan çocuk modları arasındaki bağlanma ilişkisi.
- Dengeleme (Balancing): Yetişkin ve çocuk mod duygularının ifadesi ile bastırılması arasındaki denge.
- Mücadele (Battle): Talepkâr ve eleştirel seslere ve uyumsuz başa çıkma tarzlarına karşı koyma.
Bu bulgular, güçlü bir SY modunun çocuk modlarıyla karşılıklı bir ilişki içinde olduğunu göstermiştir: SY, çocuk modlarına bakım ve koruma sağlarken; çocuk modları da SY'yi kendiliğindenlik ve mutlulukla beslemektedir (Seavey ve Moore, 2012). Duygusal istikrar ve dayanıklılık, SY-çocuk mod etkileşiminin çift yönlü gerçekleştiği durumlarda en yüksek düzeye ulaşmaktadır.
Jacobs ve arkadaşlarının Alman bir psikosomatik kliniğindeki yatan hastalar üzerinde yürüttüğü çalışmada (N = 173), özellik duygusal zekâ (ÖDZ) ile şema modları arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Genel ÖDZ, her iki sağlıklı modla (Mutlu Çocuk ve Sağlıklı Yetişkin) pozitif, 10 uyumsuz modla negatif korelasyon göstermiştir (Behary ve Dieckmann, 2013). Araştırmacılar, sağlıklı modların "özellik duygusal zekânın eyleme dönüşmüş hali" olarak değerlendirilebileceğini ileri sürmüşlerdir. Özellikle SY modu, uyumsuz modları bütünleştirip düzenlemesi ve terapi seansları sırasında diğer tüm modlara kıyasla daha az dalgalanma göstermesi nedeniyle, daha kalıcı bir yapıya sahip olarak değerlendirilmiştir.
Rada ve arkadaşlarının 895 lise öğrencisi üzerinde yürüttüğü çalışmada (ortalama yaş 18.15), SY modunun iki temel alanda geliştirilmesi gerektiği belirtilmiştir: (a) geri adım atıp düşünme kapasitesinin artırılması ve (b) duygusal bağlantı ve toleransın güçlendirilmesi.
2.3. Mutlu Çocuk Modu
Mutlu Çocuk modu, temel duygusal ihtiyaçların karşılandığı, bireyin sevildiğini, kabul edildiğini ve etkin olduğunu hissettiği bir mod olarak tanımlanmaktadır (Salgó vd., 2021). Bu mod, kendiliğindenlik, neşe ve güvenli bağlanma deneyimiyle karakterize edilmektedir (Jacobs vd., 2020). Mutlu Çocuk modu, sağlıklı psikolojik gelişimin doğrudan bir göstergesi olarak kabul edilmektedir; çünkü bu modun baskın olması, bireyin çocukluk döneminde temel ihtiyaçlarının yeterli düzeyde karşılandığını yansıtmaktadır.
Leppänen ve arkadaşlarının sınır kişilik bozukluğu (SKB) tanılı 60 hasta üzerinde yürüttüğü çalışma, sağlıklı modların koruyucu rolünü çarpıcı biçimde ortaya koymuştur. Parasuisidal davranış gösteren SKB hastalarında (%76.7) kırılgan çocuk, öfkeli çocuk, kopuk koruyucu ve uyumlu teslimci modları baskınken; parasuisidal davranış göstermeyen hastalarda Sağlıklı Yetişkin ve Mutlu Çocuk modları en baskın modlar olarak belirlenmiştir (Botter vd., 2022). Bu bulgu, sağlıklı modların güçlü olmasının ciddi psikopatolojik sonuçlara karşı koruyucu bir işlev gördüğünü doğrudan desteklemektedir.
Yakın ve Arntz'ın araştırmasında ortaya konan SY-çocuk mod etkileşiminin çift yönlü doğası, Mutlu Çocuk modunun pasif bir sonuç olmaktan öte, SY modunu besleyen aktif bir kaynak olduğunu göstermektedir. Bu karşılıklı beslenme döngüsü, sağlıklı psikolojik işleyişin dinamik ve süregelen bir süreç olduğuna işaret etmektedir (Seavey ve Moore, 2012).
3. Güvenli Bağlanma ve Sağlıklı Şema Gelişimi
Güvenli bağlanma, şema terapisi kuramında sağlıklı psikolojik gelişimin en temel bileşenlerinden biri olarak konumlandırılmaktadır. Young'ın tanımladığı beş temel duygusal ihtiyaçtan ilki olan güvenli bağlanma; güvenlik, istikrar, bakım ve kabul unsurlarını kapsamaktadır (Vos vd., 2023; Eken, 2018; Rada vd., 2025). Tutarlı ve uyumlu bakımverenler tarafından desteklenen güvenli bağlanma, duygu düzenleme, sağlıklı ilişkiler ve öz-değer için temel oluşturmaktadır (Lah ve Saradjian, 2016).
Simard, Moss ve Pascuzzo'nun 15 yıllık boylamsal çalışması, güvenli bağlanmanın EUŞ gelişimine karşı koruyucu etkisini güçlü biçimde desteklemektedir. Altı yaşında ve 21 yaşında olmak üzere iki kez değerlendirilen 60 katılımcının incelenmesi sonucunda, güvensiz-kaygılı çocukluk bağlanması veya güvensiz-meşgul yetişkin bağlanma stiline sahip genç yetişkinlerde, güvenli bağlanma stiline sahip akranlarına kıyasla daha fazla EUŞ belirtisi saptanmıştır. Bu boylamsal kanıt, güvenli bağlanmanın uzun vadeli koruyucu etkisini doğrulamaktadır.
Karantzas ve arkadaşlarının meta-analizi, güvensiz bağlanma stilleri ile EUŞ'ler arasında anlamlı pozitif ilişkiler olduğunu ortaya koymuştur. Kaygılı bağlanma, özellikle Kopukluk ve Reddedilme ile Diğeri Yönelimlilik alanlarında, kaçıngan bağlanmaya kıyasla daha güçlü ilişkiler göstermiştir (Faşbinder ve Arntz, 2021).
Eken ve Çankaya'nın Türk üniversite öğrencileri üzerinde yürüttüğü çalışmada (N = 334; ortalama yaş 22.63; %68 kadın, %30.8 erkek), EUŞ alanlarının romantik ilişkilerdeki psikolojik eğilimleri yordadığı bulunmuştur. Kopukluk ve reddedilme şema alanındaki şemalar, bireylerin çevrelerine güvenli ve sağlıklı bir bağlanma kuramamasına yol açmaktadır (Spicer vd., 2024; Lacy, 2024).
Spicer ve arkadaşları, güvenli bağlanmanın oluşumunda ebeveyn duyarlılığı ve çocuğun ihtiyaçlarına yönelik içgörünün kritik rolünü vurgulamıştır. Güvensiz bağlanma stilleri, tutarsız veya ulaşılamaz bakımverenlere yanıt olarak gelişebilmekte ve daha büyük sosyal güçlüklere, duygusal düzensizliğe ve karşılanmamış temel duygusal ihtiyaçlara yol açabilmektedir (Lah ve Saradjian, 2016).
Şema terapisi pratiğinde, terapistin hastayla güvenli bir bağlanma ilişkisi kurması (sınırlı yeniden ebeveynlik) tedavinin temel mekanizmalarından birini oluşturmaktadır (Seavey ve Moore, 2012; Kirsner vd., 2023). Terapist, profesyonel ilişki sınırları içinde kalarak, hastanın karşılanmamış erken çocukluk ihtiyaçlarını karşılamasına yardımcı olmaktadır. Jacobs ve arkadaşları, mentalizasyonun güvenli bağlanma ilişkileri içinde geliştiğini ve şema terapisinde terapötik ilişkinin ihtiyaç odaklı, güvenli bir bağlanma ilişkisi olarak şekillendirilmesinin mentalizasyon gelişimini desteklediğini belirtmiştir (Behary ve Dieckmann, 2013).
4. Erken Dönem Uyumsuz Şemaların Oluşmaması İçin Koruyucu Faktörler
4.1. Olumlu Ebeveynlik Deneyimleri
Ebeveynlerini veya bakımverenlerini olumlu algılayan bireylerin ruhsal açıdan daha sağlıklı olduğu bilinmektedir (Spicer vd., 2024). Koruyucu faktörlerin başında, sıcak ve destekleyici ebeveyn-çocuk ilişkileri gelmektedir. Rada ve arkadaşlarının kapsamlı çalışmasında, güvenli bağlanma, sıcak ve destekleyici ebeveyn-çocuk ilişkileri ve otoriter (authoritative) ebeveynlik stili — etkili denetim, tutarlı disiplin, olumlu davranışın pekiştirilmesi, düşük fiziksel ceza, açık norm yönelimi ve çocuğun aile yaşamına aktif katılımı ile karakterize edilen — şiddet riskini azaltan koruyucu faktörler olarak belirlenmiştir (Faşbinder ve Arntz, 2021).
Norton ve Abbott'un sosyal anksiyete bozukluğu üzerine yürüttüğü çalışmada (N = 40), ebeveyn aşırı kontrolünün anahtar uyumsuz şema modlarıyla en tutarlı biçimde ilişkili olduğu bulunmuştur (r değerleri 0.41 ile 0.44 arasında) (Jacobs vd., 2020). Bu bulgu, çocuğa özerklik tanıyan bir ebeveynlik yaklaşımının uyumsuz şema modlarının gelişimini engelleyen önemli bir koruyucu faktör olduğunu göstermektedir.
4.2. Çocukluk Çağı Olumsuz Deneyimlerinin Yokluğu
Çocukluk çağı istismar ve ihmalinin yokluğu, EUŞ gelişimine karşı en temel koruyucu faktörlerden biridir. Ünal ve Gençöz'ün Türk üniversite öğrencileri üzerindeki çalışmasında, beş şema alanı arasından yalnızca zedelenmiş özerklik/performans şema alanının çocukluk çağı istismar/ihmali ile depresif belirtiler arasındaki ilişkide aracı rol oynadığı bulunmuştur. Daha yüksek düzeyde çocukluk istismarı ve ihmali bildiren bireyler, bu şema alanından daha fazla uyumsuz şema geliştirme eğiliminde olmuştur (Eken ve Çankaya, 2022).
Rada ve arkadaşlarının çalışmasında, aile şiddetine maruz kalan öğrencilerde anlamlı biçimde daha yüksek şiddet puanları kaydedilmiştir (t(890) = −6.267, p < .001) (Faşbinder ve Arntz, 2021). Şiddet faktörü için en ilgili şemalar şunlardır: Cezalandırıcılık (PU: 0.89), Güvensizlik/Suistimal (MA: 0.77), Duygusal Ketlenme (EI: 0.68), Yüksek Standartlar/Aşırı Eleştiricilik (US: 0.63) ve Hak Görme/Büyüklenmecilik (ET: 0.58).
4.3. Nörobilişsel ve Duygusal Koruyucu Faktörler
Duygusal zekâ, sağlıklı şema gelişimini destekleyen önemli bir bireysel koruyucu faktör olarak ortaya çıkmaktadır. Jacobs ve arkadaşlarının çalışmasında, genel ÖDZ'nin 10 uyumsuz modla negatif korelasyon gösterdiği ve en güçlü ilişkinin kırılgan çocuk moduyla olduğu bulunmuştur. Paralel aracılık modelinde, içselleştirme ve zorlantılılık mod faktörleri, genel ÖDZ ile genel psikolojik sıkıntı arasındaki ilişkiyi tam olarak aracılık etmiştir (Behary ve Dieckmann, 2013). Bu bulgular, duygusal zekânın uyumsuz mod aktivasyonuna karşı tampon görevi gördüğünü ve sağlıklı mod işleyişini desteklediğini göstermektedir.
Salgó ve arkadaşlarının çalışmasında, bilinçli farkındalık (mindfulness) ve öz-şefkatin (self-compassion) uyumsal duygu düzenleme stratejileri olarak SY moduyla güçlü pozitif ilişkiler gösterdiği bulunmuştur. Uyumsal/Uyumsuz kanonik değişken çifti, uyumsal ve uyumsuz özellikler açısından iki kutupluluk göstermiş ve SY modunun uyumsal duygu düzenleme stratejileriyle bütünleşik biçimde işlev gördüğünü ortaya koymuştur (Salgó vd., 2021).
4.4. Erken Uyumsal Şemaların Geliştirilmesi
Spicer ve arkadaşları, EUŞ'lerin oluşumunu engellemenin ötesinde, erken uyumsal şemaların aktif olarak geliştirilmesinin önemini vurgulamıştır. "Yeterince İyi Ebeveynlik" (Good Enough Parenting) yaklaşımı, şema terapisi odaklı yenilikçi bir ebeveyn eğitim programı olarak, EUŞ'lerin önlenmesi ve erken uyumsal şemaların güçlendirilmesi olmak üzere çift odaklı bir yaklaşım sunmaktadır (Lah ve Saradjian, 2016). Nöroçeşitliliği onaylayan eğitim, ebeveyn desteği ve toplumsal damgalamanın ele alınması, ailelerin bu olumlu ve koruyucu deneyimlere erişmesini sağlamak için temel gereklilikler olarak değerlendirilmektedir.
5. Sağlıklı Ebeveynlik Biçimlerinin Rolü
5.1. Ebeveynlik Biçimleri ve Şema Gelişimi
Şema terapisi kuramında, ebeveynlik biçimleri EUŞ gelişiminin en kritik belirleyicilerinden biri olarak kabul edilmektedir. Young ve arkadaşları, çocuğun doğuştan gelen mizacının ebeveynlik deneyimleriyle etkileşime girerek şema oluşumunu şekillendirdiğini ileri sürmüştür (Boecking vd., 2024; Farrell ve Shaw, 2022). Sağlıklı ebeveynlik, çocuğun beş temel duygusal ihtiyacını karşılayan, güvenli bağlanmayı destekleyen, özerkliği teşvik eden, duygu ifadesine izin veren, kendiliğindenliği besleyen ve gerçekçi sınırlar koyan bir ebeveynlik biçimi olarak tanımlanmaktadır (Vos vd., 2023; Eken, 2018; Rada vd., 2025).
Kirsner ve arkadaşlarının müzik performans anksiyetesi üzerine yürüttüğü iki aşamalı çalışmada, sağlıklı ebeveynlik deneyimlerinin koruyucu rolü açıkça ortaya konmuştur. Çalışma 1'de 100 yetişkin klasik müzisyen üzerinde yapılan faktör analizi, dört üst düzey EUŞ faktörü ortaya koymuş ve bunlardan birinin müzik performans anksiyetesinin anlamlı bir yordayıcısı olduğu bulunmuştur (F(4, 95) = 13.74, p < .001; t(99) = 3.06, p = .003) (Kirsner vd., 2023). Sağlıklı, uyumlu kişilerarası şemalar, güvenli ve sağlıklı bağlanma ile birincil bakımverenler tarafından desteklenme deneyimi yaşamış bireylerde gelişirken; istismarcı, ihmalci veya aşırı eleştirel ebeveynlik deneyimi yaşamış bireylerde uyumsuz kişilerarası şemalar gelişme olasılığı artmaktadır.
5.2. Ebeveynlik Biçimlerinin Spesifik Etkileri
Araştırmalar, farklı olumsuz ebeveynlik biçimlerinin farklı şema alanlarını etkilediğini göstermektedir. Carr ve Francis'in çalışması, annenin aşırı korumacılığının boyun eğme ve duygusal ketlenme EUŞ'leri aracılığıyla kaçıngan kişilik bozukluğunu yordadığını; aile sosyalliğinin düşüklüğünün ise terk edilme ve boyun eğme EUŞ'leri aracılığıyla kaçıngan kişilik bozukluğunu yordadığını göstermiştir (Jacobs vd., 2020).
Düşük ebeveyn sıcaklığının, bir yıl sonra artan hak görme ve Kopukluk ve Reddedilme EUŞ'lerini yordadığı ve bunların da bir yıl sonra çocuktan ebeveyne saldırganlığı yordadığı boylamsal olarak gösterilmiştir (Faşbinder ve Arntz, 2021). Benzer biçimde, Kopukluk ve Reddedilme alanındaki EUŞ'lerin, aile içi şiddete tanık olma ile kızlarda sonraki flört şiddeti mağduriyeti arasındaki ilişkide aracı rol oynadığı bulunmuştur. Üç yıllık bir boylamsal çalışmada ise reddedilme uyumsuz şemalarının, ailede duygusal istismar ile sonraki okul mağduriyeti arasındaki yordayıcı ilişkide aracı rol oynadığı gösterilmiştir.
5.3. Sağlıklı Ebeveynliğin Bileşenleri
Sağlıklı ebeveynliğin temel bileşenleri, şema terapisi çerçevesinde şu şekilde özetlenebilir:
- Güvenli bağlanma sağlama: Tutarlı, öngörülebilir ve duyarlı bakım verme, çocuğun güvenlik ve istikrar ihtiyacını karşılamaktadır (Lah ve Saradjian, 2016; Faşbinder ve Arntz, 2021).
- Özerklik destekleme: Çocuğun yeterlilik ve kimlik duygusunu geliştirmesine olanak tanıyan, aşırı korumacı olmayan bir yaklaşım benimsemektir.
- Duygu ifadesine izin verme: Çocuğun geçerli ihtiyaç ve duygularını ifade etmesine olanak tanıyan bir ortam yaratmaktır. Duygusal ketlenme şemasının şiddet faktörüyle güçlü ilişkisi (0.68), duygu ifadesinin bastırılmasının olumsuz sonuçlarını göstermektedir.
- Kendiliğindenlik ve oyunu destekleme: Çocuğun doğal merakını, yaratıcılığını ve oyun kapasitesini besleyen bir ortam sağlamaktır. Bu ihtiyacın karşılanması, Mutlu Çocuk modunun gelişimini doğrudan desteklemektedir (Salgó vd., 2021).
- Gerçekçi sınırlar koyma: Etkili denetim, tutarlı disiplin ve açık norm yönelimi ile çocuğun öz-denetim kapasitesini geliştirmesine yardımcı olmaktır (Faşbinder ve Arntz, 2021).
5.4. Sınırlı Yeniden Ebeveynlik ve Terapötik İlişki
Şema terapisinde sınırlı yeniden ebeveynlik (limited reparenting) kavramı, sağlıklı ebeveynliğin terapötik bağlamdaki karşılığını oluşturmaktadır (Seavey ve Moore, 2012; Kirsner vd., 2023; Ünal ve Gençöz, 2019). Terapist, geçici bir bağlanma figürü olarak işlev görerek, bireyin karşılanmamış duygusal ihtiyaçlarını profesyonel sınırlar içinde karşılamayı hedeflemektedir. Bu süreçte terapist, öncelikle erken dönem uyumsuz şemaları ve işlevsel olmayan mod davranışlarını, tetiklenmiş olabilecek karşılanmamış ihtiyaca empatiyle yaklaşarak ele almakta; ardından bu uyumsuz tepkilerin sağlıklı bir yaşam için değişmesi gerektiğiyle yüzleştirmektedir (Salgó vd., 2021).
Behary ve Dieckmann, sınırlı yeniden ebeveynliğin şema terapisinin ayırt edici özelliklerinden biri olduğunu vurgulayarak, tedavide (a) hastanın erken gelişimindeki karşılanmamış temel ihtiyaçların ve bağlanma kopukluklarının belirlenmesi ve (b) hastanın bu ihtiyaçlarını karşılamasına yardımcı olunması üzerine odaklanıldığını belirtmiştir (Ünal ve Gençöz, 2019).
6. Bütünleştirici Bir Perspektif: Sağlıklı Gelişimin Dinamik Modeli
Sağlıklı psikolojik gelişim, şema terapisi çerçevesinde statik bir durum değil, dinamik ve çok boyutlu bir süreç olarak kavramsallaştırılmaktadır. Bu süreç, temel duygusal ihtiyaçların karşılanması, güvenli bağlanmanın oluşumu, sağlıklı ebeveynlik deneyimleri ve bunların sonucunda güçlü SY ve Mutlu Çocuk modlarının gelişimi arasındaki karşılıklı etkileşimlerden oluşmaktadır.
Yakın ve Arntz'ın bulguları, bu dinamik sürecin özünü ortaya koymaktadır: SY modu çocuk modlarına bakım ve koruma sağlarken, çocuk modları da SY'yi kendiliğindenlik ve mutlulukla beslemektedir. Bu çift yönlü etkileşim, sağlıklı gelişimin kendi kendini sürdüren bir döngü oluşturduğunu göstermektedir. Benzer biçimde, Yin ve arkadaşları, SY modunun güçlenmesiyle bireyin karşılanmamış duygusal ihtiyaçlarının karşılanacağını ve bu sürecin SY modunu daha da güçlendireceğini ileri sürmüştür (Pilkington vd., 2022).
Şema terapisinin son dönem araştırma ve pratiği, pozitif psikolojik faktörlerin dahil edilmesiyle zenginleşmiştir (Seavey ve Moore, 2012). Lacy, şema terapisinin temel hedeflerini şu şekilde özetlemiştir: hastanın mevcut yaşamında temel gelişimsel ihtiyaçların karşılanması, sağlıklı bağlanmaların elde edilmesi, işlevsel olmayan başa çıkma modlarının kullanımının en aza indirilmesi ve SY modunun güçlendirilmesi (Yin vd., 2022).
Sonuç olarak, şema terapisi çerçevesinde sağlıklı psikolojik gelişim; temel duygusal ihtiyaçların yeterli düzeyde karşılanması, güvenli bağlanma ilişkilerinin kurulması, sağlıklı ebeveynlik deneyimlerinin yaşanması, koruyucu faktörlerin varlığı ve bunların sonucunda güçlü SY ve Mutlu Çocuk modlarının gelişimi ile karakterize edilen bütünleşik bir süreçtir. Bu bileşenlerin her biri, diğerlerini destekleyen ve güçlendiren karşılıklı bir ilişki içindedir ve birlikte, bireyin yaşam boyu psikolojik iyi oluşunun temelini oluşturmaktadır.
Kaynakça
- Aygar, B. ve Kurt, A. (2022). The intermediate role of early maladaptive schemas in the relationship between the happiness and the life satisfaction of university students. Uluslararası İnovatif Eğitim Araştırmacısı, 2(1), 1–26. https://doi.org/10.29228/iedres.62369
- Behary, W. ve Dieckmann, E. (2013). Schema therapy for pathological narcissism: The art of adaptive reparenting (ss. 285–300). https://doi.org/10.1037/14041-017
- Behary, W., Farrell, J., Vaz, A. ve Rousmaniere, T. (2023). Introduction and overview of deliberate practice and schema therapy (ss. 3–15). https://doi.org/10.1037/0000326-001
- Boecking, B., Stoettner, E., Brüeggemann, P. ve Mazurek, B. (2024). Emotional self-states and coping responses in patients with chronic tinnitus: A schema mode model approach. Frontiers in Psychiatry, 15. https://doi.org/10.3389/fpsyt.2024.1257299
- Botter, L., Gerritsen, D. ve Voshaar, R. (2022). Schema therapy in the nursing home setting: A case study of a cognitively impaired patient. Clinical Case Studies, 21(6), 552–570. https://doi.org/10.1177/15346501221091790
- Eken, E. (2018). The role of early maladaptive schemas on romantic relationships: A review study. People International Journal of Social Sciences, 3(3), 108–123. https://doi.org/10.20319/pijss.2017.32.108123
- Eken, E. ve Çankaya, Z. (2022). The relationship between early maladaptive schemas and psychological tendencies associated with the romantic relationships in university students. Cukurova University Faculty of Education Journal, 51(1), 689–717. https://doi.org/10.14812/cuefd.935734
- Farrell, J. ve Shaw, I. (2022). Schema therapy: Conceptualization and treatment of personality disorders (ss. 281–304). https://doi.org/10.1037/0000310-013
- Faşbinder, E. ve Arntz, A. (2021). Schema therapy (ss. 493–537). https://doi.org/10.1037/0000218-017
- Jacobs, I., Wollny, A., Seidler, J. ve Wochatz, G. (2020). A trait emotional intelligence perspective on schema modes. Scandinavian Journal of Psychology, 62(2), 227–236. https://doi.org/10.1111/sjop.12670
- Kirsner, J., Wilson, S. ve Osborne, M. (2023). Music performance anxiety: The role of early parenting experiences and cognitive schemas. Frontiers in Psychology, 14. https://doi.org/10.3389/fpsyg.2023.1185296
- Lacy, E. (2024). STAT: Schema therapy for addiction treatment, a proposal for the integrative treatment of addictive disorders. Frontiers in Psychology, 15. https://doi.org/10.3389/fpsyg.2024.1366617
- Lah, A. ve Saradjian, J. (2016). Frozen child: Schema therapy for a forensic patient in a service for men with a diagnosis of severe personality disorder. Journal of Forensic Practice, 18(4), 254–264. https://doi.org/10.1108/jfp-01-2016-0001
- Leppänen, V., Vuorenmaa, E., Lindeman, S., Tuulari, J. ve Hakko, H. (2015). Association of parasuicidal behaviour to early maladaptive schemas and schema modes in patients with BPD. Personality and Mental Health, 10(1), 58–71. https://doi.org/10.1002/pmh.1304
- Pilkington, P., Younan, R. ve Karantzas, G. (2022). Identifying the research priorities for schema therapy: A Delphi consensus study. Clinical Psychology & Psychotherapy, 30(2), 344–356. https://doi.org/10.1002/cpp.2800
- Rada, C., Neagu, A., Marinescu, V., Rodideal, A. ve Lunga, R. (2025). The impact of childhood abuse on the development of early maladaptive schemas and the expression of violence in adolescents. Behavioral Sciences, 15(7), 854. https://doi.org/10.3390/bs15070854
- Salgó, E., Bajzát, B. ve Unoka, Z. (2021). Schema modes and their associations with emotion regulation, mindfulness, and self-compassion among patients with personality disorders. Borderline Personality Disorder and Emotion Dysregulation, 8(1). https://doi.org/10.1186/s40479-021-00160-y
- Seavey, A. ve Moore, T. (2012). Schema-focused therapy for major depressive disorder and personality disorder. Clinical Case Studies, 11(6), 457–473. https://doi.org/10.1177/1534650112460571
- Spicer, L., DeCicco, E., Clarke, A., Ambrosius, R. ve Yalcin, O. (2024). Understanding early maladaptive schemas in autistic and ADHD individuals. Frontiers in Psychology, 15. https://doi.org/10.3389/fpsyg.2024.1436053
- Vos, M., Giesbers, G. ve Hülsken, J. (2023). Relationships between early maladaptive schemas and emotional states in individuals with sexual convictions. Sexual Abuse, 36(2), 233–250. https://doi.org/10.1177/10790632231153635
- Yakın, D. ve Arntz, A. (2023). Understanding the reparative effects of schema modes: An in-depth analysis of the healthy adult mode. Frontiers in Psychiatry, 14. https://doi.org/10.3389/fpsyt.2023.1204177
- Yin, B., Wang, Y., Fei, C. ve Jiang, K. (2022). Metaverse as a possible tool for reshaping schema modes in treating personality disorders. https://doi.org/10.31234/osf.io/m2a7t
- Ünal, E. ve Gençöz, T. (2019). Child abuse/neglect and depressive symptomatology: The mediating roles of early maladaptive schemas. Ayna Klinik Psikoloji Dergisi, 6(3), 227–243. https://doi.org/10.31682/ayna.562941